Âh...
Keşke ebr-i semânın giryesinden düşen
Bir dâne-i berf olaydım;
Eriyip mahv olmak için
Leblerinin ateşinde can bulaydım.
Menzil serâpâ sefîd,
Yollar sükût ile mühürlü.
Bu şehr-i hazânda
Feleğin örttüğü her iz silinmiş de,
Bir senin nâmın kalmış
Rüzgârın dilinde.
Kırağı tutmuş pencerelerde
Gamın nakşı görünür.
Ayaz, gecenin alnına
Gümüşten bir hicran yazar.
Ben okurum,
Her harfinde biraz daha eksilerek.
İsterse şeb bütün kandillerini söndürsün,
Ben yine senin seherine meftûn beklerim.
Çünkü sen,
Vuslatı görünmeyen ufukların
En parlak hayâlisin.
Dokunamadığım derin yaramsın ey yâr;
Lâkin bilirim,
Pervânenin şem'e döndüğü gibi
Ben de dönüp dolaşıp sana varırım.
Bir ömür sürse de bu firkat,
Aynı gökten yağan kar misâli
Yine senin üzerine düşer,
Yine senin adında eririm.
Ne çâre...
Aşk dediğin biraz da
Kavuşmaktan ziyade
Bir ismin etrafında ömür tüketmektir.
29.07.2026
Ali Fırat DicleKayıt Tarihi : 29.07.2026 13:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!