Affetme gönlüm, bırak öyle kalsın,
Bilerek yaktılar, canın sağ olsun.
Herkes ektiğini bir gün toplasın,
Hesabı mahşere kalan utansın.
Gözünün içine bakıp güldüler,
Ruhunu lime de lime böldüler.
Dillerde masumca, akça öldüler,
Seni suçlu ilan eden utansın.
İyilik maskesi düştü yüzlerden,
Sahte yeminlerle koptu özlerden.
Anlam bekleme hiç fani sözlerden,
Yalanı doğruya saran utansın.
Utanmak ar gelir, bilmezler nedir,
Kibir dedikleri koca bir seddir.
Bu kaçıncı darbe, kaçıncı gaddır?
Vebali boynuna takan utansın.
Sustun, sessizliğin feryat sayıldı,
Sen sustukça onlar daha yayıldı.
Zannetme bu dertler sende bayıldı,
Yarayı deşip de gülen utansın.
Kendini ak kaşık sanan o canlar,
Zulmü alkışlayan kirli lisanlar.
Günü gelince elbet anlar insanlar,
Zalime methiye düzen utansın.
Boşver dedikleri koca bir yalan,
Kimse bilmez kalbe ne oldu dolan.
Sendin o yangında ortada kalan,
Ateşi körükle tutan utansın.
Bir devir kapandı, defter dürülür,
Zaman süzgecinden elbet geçilir.
Hakkın olan hakka elbet verilir,
Teraziyi yanlış tutan utansın.
İhanet dediğin en ağır gamdır,
Dostluğu satanın aslı haramdır.
İçimde biriken keder ve demdir,
Gönlüme bu yükü vuran utansın.
Garip Murat der ki; sitemim çoktur,
Zalimin sözünde hakikat yoktur.
Mazlumun feryadı zehirli oktur,
Beni böyle mahzun koyan utansın.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 18:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!