Bizim köyün güdüğü puşt düdüğü öttürür
Nefsine düşkünlüğü dava diye yutturur
Helva eksik put dini şerden alır şevkini
Konforunu zevkini dava diye yutturur
Bağlamışlar yulara saman katar sulara
Pek anırır bu ara dava diye yutturur
İltifat desem katır çok şeyler hatırlatır
Tabanları parlatır dava diye yutturur
Mizan der g/üne talip tevhitsiz dine talip
Cihat der kine talip dava diye yutturur
Vaaz veriyor vaaz secde diyor beynamaz
Riyâ hile imtiyaz dava diye yutturur
İfsat saçar söz taşır gün geçtikçe yozlaşır
Her kavimden iz taşı dava diye yutturur
Dilinden düşmez dava istikamet zevk heva
Cennet bekler bedava dava diye yutturur
Zift püskürtür çabası bilmem kimin tebaası
Giymiş ifrit libası dava diye yutturur
Dili yüzünden iri kizb ehlinin hınzırı
Kalbinden akan kiri dava diye yutturur
Dava zambaklar açar dava ahlaktan geçer
Ahmak bilmem ne içer dava diye yutturur
Sirk maymunu bu ayı yüreksiz kabadayı
Şer püskürtüp susmayı dava diye yutturur
İzan irfan fikre set akletmek yok ve tenkit
Parya olmuş şerre it dava diye yutturur
Lafzı lağım kuyusu dalkavukluk büyüsü
Nemrut yüzlü bahisi dava diye yutturur
Dava ar ister dile ne söylesek nafile
Siyonist her mahfile dava diye yutturur
Dava dağlar aşanın dava şehit düşenin
Paryası olmuş k/inin dava diye yutturur
Dava "hiç"likte varlık ciddiyet fedakârlık
Sermayesi barbarlık dava diye yutturur
Dava insan olanın fıtrat bozar yalanın
Olmuş resmi hilenin dava diye yutturur
Hakikati boş verdi dili kizble everdi
V/elhasıl "ben" tek derdi dava diye yutturur
Dava namus dava y/ar kes sesini sahtekâr
Ne erdem var ne vakar dava diye yutturur
"Medeniyyet” dilde va'z dönek sözünde durmaz
Sermayesi kin garaz dava diye yutturur
Üşüştü teker teker davaya tetikçiler
Nifak biçer kin eker dava diye yutturur
Bizim köyün dümbüğü puşt düdüğü öttürür
Nefsine düşkünlüğü dava diye yutturur
_________________________
"Bu dava ahlâktır bu dava haktır,
Davayı dünyaya satan alçaktır."
Kayıt Tarihi : 14.03.2022 08:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Tabutla Yüzleşmeden Uyanmak İnsan, hayatı boyunca nefsine fikrine konforuna uygun dünyevi düzenin, güvendiği güçlerin ve sarıldığı sığınakların hiç sarsılmayacağını zanneder. Yaşarken elde edilen imkânlar, makamlar, ideolojik izimler ya da dünyevi güvenceler; kişiye adeta mizanı unutturur. Bu hissin getirdiği gurur, kimi zaman insanın kendi sınırlarını unutmasına, kendinden farklı düşünenleri küçümsemesine ve toplumsal hak hakikatleri yok saymasına yol açar. Hele bunu birda dava kisvesi altında yürütürsek vah bize. Oysa dünya, sürekli bir aldanış ve geçicilik sahnesidir. İnsanın muktedir olduğunu sandığı anlar, aslında geçici acziyetinin körelmesidir. Gösterişli binalar, teknolojinin sunduğu sonsuz konfor, sığınılan dünyevi varlıklar putlaşır; hayatın o kaçınılmaz günü tabutla yüzleşildiği günleri unutturur. Bir ömür öfkeyle, kinle ya da kibirle; güvendin kendin ölmeyecek gibi davrandığı geçci güçler varlıklar payeler alkışlar aslında bir imtihan vesilesi olduğunu çok geç fark eder. Son nefeslerdeki gelen pişmanlık ya da uyanış, iş işten geçtikten sonra bir hükmü olmaz. Güvenilen tüm varlıklar susar, medet umulan kapılar kapanır ve insan, inşa ettiği o sahte cennetlerin harabeleri arasında dehşetle ve yapayalnız kalır. Yaşadığı tüm ömür ve varlıklar zamanı geldiğinde her insan tek başına, hiçbir dünyevi ayrıcalığın geçerli olmadığı mezarlıkta mertekle ve mizanla yüz yüzedir artık. Orada ne bir savunu imkânı ne de sığınılacak bir güç kalır. Allah celle celalühü bizi farkeden akleden ve gereğini yapan kullarından eylesin. Asıl mesele, o kapıya varmadan kötülüklerden sıyrılıp; hakkın ve hakikatin karşısında kendi acziyetini idrak edebilmektir. Yoksa hayatı bir hırs, paye konfor zevk safa ve dünyalık kazanma mücadelesi olarak tamamlamak; o dehşetli son durakta büyük bir hüsranla uyanmaktan ibarettir.




Hayırlı imtihanlar olsun amin!
Amin ağabey, selam ve dua ile...
TÜM YORUMLAR (2)