Evrene sığmayıp ey gönlüme tahtlar kuran
Açıp da kollarını sarmak zor sanıyorsun
Bir yürek evren kadar büyük aldanıyorsun
Ak kara ne fark eder nurludur adem tenim
Noksansız yaratılan ben dünyaya benzerim
Denizdir kaynar kanım ırmaktır damarlarım
Sağ yanım Çanakkale Sakaryadır sol yanım
Rüzgarın özü benden almaya gör bir nefes
Fırtınayı boş sanma haksız giden her nefes
Bir omuzda cennetim bir omuzda cehennem
Ben dünyaya benzerim dünya sana halifem
Evrene sığmayıp ey gönlüme tahtlar kuran
Yücelerin yücesi beni yoktan yaratan
Gün olur dua ile iffet ile susarım
Gün olur deniz gibi celalin ile coşarım
Her derde razıyım da vicdan azabı verme
Canımı al yeter ki hürriyeti çok görme
Sensin elbet ademi dünya kurup var eden
Kimi ak kimi kara sarı ırka bezeyen
Ne mutlu ki türküm ben ne mutlu ki müslüman
Hak yolundan şaşmayıp Muhammed e inanan
Sakarya Çanakkale al bayrakta kanım var
Türk den olmaz kul köle bozulur pis oyunlar
Evrene sığmayıp ey gönlüme tahtlar kuran
Yücelerin yücesi beni yoktan yaratan
Kibri boyundan büyük ateşle oynayanlar
Kaç can eder bir koltuk oyun mu sanıyorlar
Asalet alın yazım esarete şaşarım
Kim zincir vurur sana ayağa kalk bakalım
Edirneyi sel bassa Ankaralı ıslanır
Gönlü merhamet dolu bir millet kıskanılır
Görür elbet dünyayı bakan gönül gözünden
Değil bir cana kıymak incitemez sözünden
Kula kulluk çoktan bitti musaf''ı kuranında
El pençe divan durun yalnızca yaratana
Evrene sığmayıp ey gönlüme tahtlar kuran
Yücelerin yücesi beni yoktan yaratan... Adnan Çatalbaş
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!