Aşkların uçup gitmiş olduğu bir yaz mevsiminde aşksızlığa bir akis olarak gelmişim viranların bu en meşhur, meşum ve bol mâverâlı olanına. Her bebek gibi bir bebeklik yaşadım bende. Sonrasında ise güzelim hayallerle dolu ve imkânsızın daha öğretilmediği bir çocukluk çağı yaşadım. Diz kapaklarım çocukluğumun izlerine şahit. En tatlı yaralarla kuşanmış. Neyse diyelim çünkü fiilen bitti çocukluk lâkin içerimde devam etmekte her zerresiyle. Ve biliyor musunuz? Ben büyüdüm sonra. Onca hengâmenin içinde tâ mâverâlara seslendim durdum. Ve sonra geceler teker teker ve peyderpey hayatıma adımladılar. Her adımda biraz daha büyüdüm. Her adımda biraz daha şiir doldu gözlerime onca hicrânıyla. Ve ben böylece sevdim topyekûn geceleri. On beş yaşındaydım acaba şâir miyim dediğimde. Kalbim tereddütün amansız sokaklarında sendelerken, bir Kasım sabahı biraz daha hissettim geceleri. Amansız olurmuş bazı geceler bunu da öğrendim. Ama yine de... Ama yine de... Ben geceleri bütüniyle sevdim.
Ben düşünmeyi ve de efkâr ile dolmayı da on beşimde öğrendim. Ben daha gezerken bir fikrin ince ve tâze şakaklarında, işte o zaman bir vaveylâ yankılandı toy dudaklarımda.
Eserleri
REVÂ (Bir Revâ'nın Terennümleri)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!