Bismillah ile çıktım yola, özüm Hakk'la doldu,
O Rahman’dır, rahmetiyle cümle alem can buldu.
Karanlıklar aydınlandı, kalbe nurlar nakşoldu,
Yarattığı her zerreye merhameti şan oldu.
Rahîm ismiyle kuşatır, mümin kulun canını,
Ahirette lütfu sonsuz, giderir her gamını.
Ey gönül, O’na sığın da unut dünya kahrını,
Gözyaşıyla yıka bugün, günahın her yanını.
Melik O’dur, mülk O’nundur, sultanlar hep kapıda,
Hükmü geçer her zerrede, yerde, gökte, yapıda.
Fani tahtlar yıkılır da kalır mutlak tapuda,
Kul olana saraydır O, en daracık kuyuda.
Kuddûs’tür O, noksanlıktan, her kusurdan pak olan,
Zatıdır ancak her yerde her an temiz kalan.
Ey sufi, temizle kalbini, odur sönmeyen kalan,
Mevla’nın nuru girsin, kalmasın hiçbir yalan.
Selâm O’dur, esenliktir, selamete ulaştıran,
Korkulardan emin kılıp, dostlarına kavuşturan.
Gönülleri barıştırıp, sevgileri konuşturan,
Gözyaşını dindirip de vuslat ile buluşturan.
Mü’min O’dur, kalbe iman, emniyeti bahşeden,
Karanlıkta kalmış cana hidayeti nakşeden.
Korkulardan azad edip, rızasıyla neş’eden,
Güven verir kullarına, lütfu her an arş eden.
Müheymin’dir, her an görür, gözetir ve korur O,
Zulmet çöken gecelerde, yola ışık vurur O.
Sırlar saklı yüreklerin muradını bilir O,
Her nefeste, her adımda can içinde durur O.
Azîz O’dur, mağlup olmaz, şerefin tek kaynağı,
O’na kul olanın olur, arş-ı ala sığınağı.
Zalimlerin gücü biter, yıkılır hep dayanağı,
İzzet bulur can evinde, yanan aşkın çırağı.
Cebbâr O’dur, kırık kalbi lütfu ile onarır,
Hükmünü mutlak yürütür, her dilek O'nda olur.
Kibri olan acizleri, bir nefeste devirir,
O’na teslim olan canlar, huzur ile can verir.
Mütekebbir, azametle büyüklük tek O’na has,
Yaratılmış acizlere kibirlenmek büyük pas.
O’nun yüce karşısında tutmalı yürek kıyas,
Gönül hırkanı soyun da tutma boşa dünyada yas.
Hâlık O’dur, yoktan var eden, her zerre O’nun eseri,
Kaf ile Nun arasından halk etti bu beşeri.
Çizdi tek tek kaderi de belirledi her yeri,
O yaratmasa dururdu, şu hayatın cevheri.
Bâri O’dur, kusursuzca yaratan ve var eden,
Maddelere can verip, her zerreye nakşeden.
Hiçbir şekil benzemezken, kainatı dar eden,
O’nun sanat ocağıdır, canı tenden yar eden.
Musavvir’dir, her bir şeye suret veren, süsleyen,
Anne karnındaki canı, kudretiyle besleyen.
Kimi beyaz, kimi siyah, kainatı sesleyen,
Rengarenk bu tabiatı, rahmetiyle hisleyen.
Gaffâr O’dur, günahları tekrar tekrar affeden,
Kul utançla döndüğünde, ayıpları defeden.
Mağfireti o kadar bol, kalbi nura sevk eden,
Affet beni ya Gaffâr der, kapısına her gelen .
Kahhâr ismi celaliyle, zalimleri mahveder,
Mazlumların ahı ile kirli tahtı kahreder.
Kibri, şirki, cehaleti bir vuruşta defeder,
O’nun mutlak kudretiyle tüm asiler baş eğer.
Vahhâb O’dur, karşılıksız, bolca nimet bahşeden,
İstemeden veren lütfunu, her bir cana nakşeden.
Gönül mülkünü sultanlık, aşk ile hep arş eden,
Muhtaç etme başkasına, Sensin bizi var eden.
Rezzâk O’dur, rızkı verir, kurda, kuşa, insana,
Kimse mahrum kalmaz O’ndan, can geldiyse bu cana.
Şükret gönül her nefeste, hamd eyle sen canana,
Korkma rızık endişesinden, sarıl yüce Rahman’a.
Fettâh O’dur, kapıları hayır ile açan O,
Darda kalan gönüllere, rahmetini saçan O.
Düğümleri tek nefeste, kolaylıkla çözen O,
Aç gönül gözümü ya Fettâh, nura doğru uçan O.
Alîm O’dur, gizli, aşikar, her bir şeyi hakkıyla bilen,
Kalpte geçen fısıltıyı, gözden akan yaşı silen.
Zaman, mekan ötesinde, her murada hükmeden,
İlminden bir damla lütfet, ey karanlığı delen.
Kâbıd O’dur, bazen sıkar, daraltır bu sineleri,
İmtihanla sınar kulu, yoklar eski dertleri.
Nefsi terbiye etmek için, keser fani zevkleri,
Sabret gönül, bu darlık da parlatır cevherleri.
Bâsıt O’dur, genişleten, ferahlık veren kalbe,
Gözyaşını sevince, darlığı döndüren zevke.
Rahmetinin kapısını açar her bir talibe,
O’nun lütfu ilaçtır, can evindeki derde.
Hâfıd O’dur, kibirlenen zalimleri aşağı çeken,
Tahtlarından indirip de boyunlarını büken.
Dünya malına güvenenin umudunu tez yıkan,
Zelil eyler approvesi, nardan hırkayı takan.
Râfi’ O’dur, müminleri göklere dek yükselten,
Gönülleri takva ile şerefli ve pak eden.
Aşkı ile yanan canı, dostluğuna layık eden,
Yücelt beni ya Râfi, kalmasın tende bu ten.
Muizz O’dur, izzet veren, şereflendiren kulu,
O’na ram olanın elbet, nurlu olur her yolu.
Padişahlar köle olur, kalbi aşka doyalı,
Aziz eyle bizleri de ey keremler sultanı.
Müzill O’dur, hak edenleri zelil kılan, alçaltan,
Firavun’un tacını da bir sinekle fırlatan.
Kibre düşen hevesleri, karanlıkta ağlatan,
Sana sığındım ya Müzill, eyleme beni nadan.
Semî’ O’dur, işitendir, sessiz dilsiz duaları,
Kalpten çıkan feryatları, gizli gizli ahları.
Yaprağın kımıldayışını, deryadaki suları,
İşit benim niyazımı, affet tüm günahları.
Basîr O’dur, her an görür, kapkaranlık gecede,
Kara taşın üzerinde, karıncayı hecede.
Saklı kalan her bir sırrı, saklı her bir hücrede,
Görüyor ya, yetmez mi bu, en yüksek derecede?
Hakem O’dur, mutlak hakim, adaletle hükmeden,
Hakkı hakka teslim edip, zulmü kökten tez silen.
O’nun yüce mahkemesi, sarsılmaz hiç şüpheyle,
Hükmüne razıyım ya Rab, canımı sen pak eyle.
Adl O’dur, adaleti mutlak olan, zulmetmeyen hiçbir cana,
Zerre kadar iyiliği, kötülüğü koyar mizan yanına.
Kainat bu denge ile can verir hep cihana,
Adaletine sığındım, merhamet et bu cana.
Latîf O’dur, lütufları ince, sezilmez olan,
En gizli damarlara, rızık olup tez dolan.
Kul farkına varmadan da dertlerine son bulan,
Lütfet bana lütfundan, ey can mülkünde kalan.
Habîr O’dur, her bir şeyin iç yüzünden haberdar,
Gizlediğin duygulardan, ettiğin her gizli ar.
Kainatta ne dönüyorsa, O’na her an aşikar,
Gönül evim sana açık, eyleme beni tar u mar.
Halîm O’dur, ceza için acele hiç etmeyen,
Kullarının isyanına, hemen öfke gütmeyen.
Mühlet verir dönsün diye, rahmetini kesmeyen,
Halim ismin hürmetine, bırakma bizi ölmeyen.
Azîm O’dur, azameti, büyüklüğü sınırsız,
O’nun yüce şanı yanında, cümle alem kalır hız.
Akıllar aciz kalır da diller kalır yalınız,
Sübhansın sen ya Azîm, sana feda canımız.
Gafûr O’dur, mağfireti, affı sınırsız olan,
Günahlar dağlar kadar olsa, bir tevbeyle tez solan.
Yeter ki kul ihlas ile kapısına tez varan,
Bağışla ya Gafûr Allah, kalmasın kalpte yalan.
Şekûr O’dur, az amele, çokça sevap bahşeden,
Şükreden kullarını, rızasıyla neş’eden.
Bir adım yaklaşana, on adımla arş eden,
Şükrümüzü kabul eyle, ey lütfunu fersah eden.
Aliyy O’dur, en yücedir, O’ndan yüksek güç yoktur,
Kainatta ne varsa, O’nun katında kuldur.
Yüceliğin karşısında, akıllar hep yoldur,
Aliyy ismin hürmetine, kalbimi nurla doldur.
Kebîr O’dur, büyüklüğü zihinlere sığmayan,
O’ndan başka sığınak yok, dert kapıyı çalınca.
Gökler, yerler kudretiyle ayaktadır kalanca,
Allahuekber nidası, yeter cana varınca.
Hafîz O’dur, her bir şeyi koruyan ve kollayan,
Belaları, kazaları, emri ile savuran.
Kainatı bir düzenle, yok olmaktan kurtaran,
Muhafaza eyle bizi, ey her canı saklayan.
Mukît O’dur, her canlıya azığını ulaştıran,
Bedenin ve ruhun rızkını, vaktinde kavuşturan.
Manevi aç canları da feyzi ile doyuran,
Mukît isminle besle, bizi haktan ayıran.
Hasîb O’dur, kullarının hesabını en iyi gören,
Ömür boyu ne yaptıysa, önüne tek tek seren.
Hesap günü yakındır, ömür defteri düren,
Hasbiyallah demek yeter, O’dur imdada eren.
Celîr O’dur, celaleti, haşmeti pek yüce olan,
Kibirlenen başları, bir nazarla tez kıran.
O’nun ulu şanıdır, kainatı dolduran,
Celaline ram olduk, ey kalbimizi onaran.
Kerîm O’dur, ikramları, ihsanları bol olan,
Cömertliği unutturan, kalbe huzurla dolan.
İstemeden ihsan eder, kapısında kul olan,
Kereminden mahrum etme, ey keremi can olan.
Rakîb O’dur, her an gözler, bir an bile bırakmaz,
Kul ne yaparsa yapsın, O gözünü hiç kırpmaz.
Gönüllerin bekçisidir, sırlar O’ndan kaçamaz,
Gözetimindeyim ya Rab, senden başka dost olamaz.
Mucîb O’dur, duaları işitip de cevap veren,
Açılan boş elleri, rahmetiyle tez öpen.
Yeter ki kul candan desin, O’dur imdada eren,
Niyazımı kabul eyle, ey lütfunu tez seren.
Vâsi’ O’dur, ilmi, lütfu, rahmeti geniş olan,
Darlık nedir bilmeyen, her bir kalbe tez dolan.
Kainat sığmazken O’na, mümin kalbidir kalan,
Genişlet bu sinemi, kalmasın darlık alan.
Hakîm O’dur, her işinde hikmetler gizli olan,
Yarattığı her zerrede bir intizam tez bulan.
Şer görünende hayrı, hayırda şerri saklayan,
Hikmetinden lütfet bana, ey kalbimi aklayan.
Vedûd O’dur, sevgisiyle kainatı var eden,
Gönülleri aşk ateşi, nuru ile yar eden.
Sevilmeye layık olan, canı cana yar eden,
Sev bizi ya Vedûd Allah, eyleme aşktan mahrum.
Mecîd O’dur, şanı yüce, keremi pek bol olan,
Övgüye en layık olan, gönüllere tez dolan.
O’nun ulu dergahıdır, her dertliye son duran,
Mecîd ismin hürmetine, kalbimi nurla donat.
Bâis O’dur, ölüleri diriltip de kaldıran,
Peygamberler gönderip, gafletten uyandıran.
Mahşer günü her canı, huzurunda toplayan,
Gönlümü uyandır ya Rab, eyleme nefse hayran.
Şehîd O’dur, her bir şeye şahit olan, her an hazır,
Gizli açık ne varsa, O’nun ilminde hazırdır.
Yarattığı her zerre, O’na şahitlik eder durur,
Şahit eyle imana, ey her derde şafi olan.
Hakk O’dur, varlığı mutlak, gerçeğin ta kendisi,
O’ndan başka her ne varsa, fani dünya gölgesi.
Hakk yoldan ayırma bizi, kesilmeden nefesi,
Hakk kelamı dilimde, olsun canın perdesi.
Vekîl O’dur, işlerini O’na bırakan kazanır,
O’na teslim olan canlar, her dertten tez arınır.
En güvenli sığınaktır, O’na varan barınır,
Hasbünallah ve ni’mel vekîl, gönül buna inanır.
Kaviyy O’dur, gücü mutlak, sarsılmaz hiç kudreti,
O’nun gücü karşısında, aciz kalır her nefis.
Zalimlerin orduları, bir üflemeyle kalır pis,
Kuvvetinden medet umar, kalpteki iman temiz.
Metîn O’dur, çok sağlamdır, sarsılmaz hiç esası,
Hiçbir şey zor gelmez O’na, O’dur canın gıdası.
Güven veren dayanak O, duyulur hep nidası,
Metîn ismin hürmetine, kalmasın kul tasası.
Velî O’dur, müminlerin dostu, gerçek yardımcısı,
Karanlıktan nura çıkaran, kalbin asıl sahibi.
O’na dost olan canların, kalmaz dertten kaygısı,
Dost eyle bizi kendine, ey gönüller sahibi.
Hamîd O’dur, her bir hamde, övgüye layık olan,
Nimetleri vererek, dilleri şükürle dolduran.
Kainat lisan-ı halle, O’nu tesbihle duran,
Hamd olsun ya Hamîd Allah, sensin kalbte tek kalan.
Muhsî O’dur, her bir şeyin sayısını tek tek bilen,
Yaratılan zerrelerin hesabını tez gören.
Hiçbir şeyi unutmayan, her detayı var eden,
İyiliklerimizi say, günahları tez silen.
Mübdi’ O’dur, maddesizce, yoktan ilk kez yaratan,
Örneği olmadan her şeyi, bir nizamla var kılan.
Hayat üfleyip çamura, insanı canla donatan,
Mübdi’ ismin hürmetine, canımı nurla uykudan uyan.
Muîd O’dur, hayatı bitirip, yeniden tez dirilten,
Öldükten sonra kulunu, huzuruna tez getiren.
Fani dünyadan sonra, baki hayatı gösteren,
Yeniden dirildiğimde, yüzümü ak eyleyen.
Muhyî O’dur, can veren, hayatı bahşeden kalbe,
Kuru toprağı diriltip, döndüren yeşil bağa.
Ölmüş kalpleri zikirle, getiren yeni aşka,
Hayat ver ya Muhyî Allah, can evim dönsün bağa.
Mümît O’dur, ölümü veren, her canlıyı öldüren,
Dünya hayatına son verip, perdeyi tez indiren.
Ecel vakti geldiğinde, nefesleri dindiren,
İman ile göçmeyi, nasip eyle ya Mümît.
Hayy O’dur, ezeli ve ebedi, diri olan her zaman,
O’nun hayat sıfatıyla, can bulur cümle cihan.
Ölüm hayaldir O’na, O’dur baki her an,
Ya Hayy nidasıyla yansın, gönüldeki bu can.
Kayyûm O’dur, kainatı her an ayakta tutan,
Gökleri ve yerleri, kudretiyle koruyan.
Uyumaz ve uyuklamaz, her an her şeyi kollayan,
Kayyûm isminle doğrult, kalbimi haktan yana.
Vâcid O’dur, istediğini, istediği an bulan,
Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her zenginlik O’nda kalan.
Kereemiyle, ihsanıyla, gönüllere tez dolan,
Bul dur beni zatında, kalmasın bende yalan.
Mâcid O’dur, kadri yüce, şanı büyük, keremi bol,
O’na varan yollar nurlu, O’dur asıl doğru yol.
İhsanları sayılmaz hiç, kul kapında köle ol,
Şanın hürmetine ya Rab, kalbime rahmetin dol.
Vâhid O’dur, zatında, sıfatında tek olan,
Eşi ve benzeri yoktur, kalplerde bir tek kalan.
Şirki fırlat kalbinden, odur tek gerçek olan,
Lâ ilâhe illâllah, budur canı kurtaran.
Ahad O’dur, bölünmez tek, benzersizdir tekliği,
Doğmamış ve doğurmamıştır, mutlak O’nun hakliği.
Her zerre O’na muhtaç, O’dur canın pürlüğü,
Ahad ismin hürmetine, birle can evimizi.
Samed O’dur, her şey O’na muhtaç, O kimseye muhtaç değil,
Yeryüzündeki tüm başlar, O’nun karşısında eğil.
Açlığını, susuzluğunu, O’na arz et de diril,
Samed isminin nuruyla, kalbimiz olsun pak ve temiz.
Kâdir O’dur, her bir şeye gücü yeten, kudretli,
Dilediğini yapandır, hikmetleri kuvvetli.
O’nun ol demesi yeter, kainat tez lezzetli,
Kudretine boyun eğdim, eyle bizi devletli.
Muktedir O’dur, kudretini, gücünü mutlak yürüten,
Zalimlerin gücünü, bir anda tez eriten.
Her şeye hakim olan, nizamı tam yürüten,
Muktedir isminle ya Rab, kalbimizi nurla donatan.
Mukaddim O’dur, dilediğini öne alan, yücelten,
Hayır kapılarını, dostlarına tez açan.
Manevi dereceleri, ihlas ile arttıran,
Mukaddim isminle beni, hayırlarda öne alan.
Muahhir O’dur, dilediğini arkaya bırakan, erteleyen,
Zalimlerin cezasını, mühlet verip bekleyen.
Dünya malına batanı, hidayetten geri çeken,
Muahhir isminden sakın, kalbe şüphe ekmeden.
Evvel O’dur, başlangıcı olmayan, ezelidir Zat-ı Hak,
Her şey yokken O vardı, nuru her yerde berrak.
Zamanı O yarattı, zaman O’ndan uzak,
Evvel ismin hürmetine, geçmişimi eyle ak.
Âhir O’dur, sonu olmayan, ebedidir tek kalan,
Her şey fani olup gider, O’dur baki tez kalan.
Gönül O’na yönelsin, dünya mülkü bir yalan,
Âhir ömrümde benim, imanımı eyle tam.
Zâhir O’dur, varlığı apaçık, her zerrede görünen,
Yaratılan her eserde, sanatıyla bilinen.
Akıl gözünü açanlar, O’nu görür her yerden,
Zâhir isminin nuru, gitmesin bu gözlerden.
Bâtın O’dur, gizli olan, akıllarla sezilmeyen,
Zatının hakikati, derinlikle bilinmeyen.
Her sırrın içerisi, gözle asla görmeyen,
Bâtın isminle ya Rab, içimi eyle nurdan.
Vâlî O’dur, kainatı idare eden, tek mutasarrıf,
Her bir işi yürüten, O’dur asıl yüce arif.
O’nun izni olmadan, yaprak düşmez muasır,
Vâlî sensin mülküme, kalmasın kalpte fırtına.
Müteâlî O’dur, noksanlıklardan yüce, eksiklikten münezzeh,
Aklın sınırlarını aşan, şanı pek ulu, müferreh.
Yaratılmışların üstünde, makamı ulu, müsebbeh,
Yüceliğin karşısında, kulun kalbi müteveccih.
Berr O’dur, iyiliği, ihsanı bol, kullarına şefkatli,
Tevbeleri kabul eden, vaadinde sadakatli.
Her bir kula rızkını, veren pek lezzetli,
İyiliğinden lütfet bana, ey keremi şefkatli.
Tevvâb O’dur, tevbeleri tekrar tekrar kabul eden,
Kul günahla gelse de, rahmetiyle tez silen.
Yeter ki pişmanlıkla, kapısına kul gelen,
Tevbemi kabul eyle, ey günahları tez silen.
Müntakım O’dur, suçluların cezasını mutlak veren,
Zalimlerin yaptığı zulmü, yanına bırakmayan, gören.
Adaletiyle her an, mazlumun ahını derleyen,
Müntakım isminle ya Rab, zalimleri tez eyle kahreyle.
Afüvv O’dur, affı çok olan, günahları kökten silen,
Defterden silip atar da sormaz bir daha dönen.
Rızasıyla kulunu, cennetine tez sevk eden,
Affet bizi ya Afüvv, sensin keremi bol olan.
Raûf O’dur, çok şefkatli, merhameti pek derin,
Kullarına kıyamaz, lütfu her an çok serin.
Zorlukları kolaylaştırır, açar kapısını her yerin,
Raûf isminle ya Rab, kalbimizi eyle serin.
Mâlikü’l-Mülk O’dur, mülkün tek asıl sahibi,
Dilediğine mülk verir, dilediğinden alır sahibi.
Her şey O’nun emrinde, O’dur canın sahibi,
Mülküne ram olduk ya Rab, sensin kalbin sahibi.
Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, hem celal hem ikram sahibi,
Haşmetiyle titretir, lütfuyla sarar kalbi.
O’na layık olan can, bulur gerçek edebi,
Celalinle ikram et, ey güzellikler sahibi.
Muksit O’dur, adaletle hükmeden, mazlumu kollayan,
Hakkı hak sahibine, tam vaktinde yollayan.
Gönüllerdeki dengeyi, mizan ile sağlayan,
Adaletinle doğrult bizi, ey kalbimizi bağlayan.
Câmi’ O’dur, mahşer günü tüm canları toplayan,
Zıtları bir araya getirip, aşkla donatan.
Gönülleri tevhidin, nuru ile bağlayan,
Câmi’ isminle bizi, cemalinde toplayan.
Ganî O’dur, çok zengindir, muhtaç değildir hiçbir şeye,
Her zerre muhtaç O’na, dönüp baksın her şeye.
Hazineleri sonsuz, lütfu sığmaz her yere,
Ganî isminle beni, müstağni kıl her şeye.
Muğnî O’dur, dilediğini zengin kılan, ihsan eden,
Gönül zenginliği verip, fakirliği tez silen.
Kapısına geleni, lütfu ile şad eden,
Zengin kıl kalbimizi, ey ihsanı tez seren.
Mâni’ O’dur, dilemediği şeyin önüne set çeken,
Kulun şerrine olanı, engelleip hayır eken.
Kazaları, belaları, emri ile tez iten,
Mâni’ isminle bizi, şerlerden koruyan eyle.
Dârr O’dur, zarar verenleri de yaratan, elem veren,
İmtihanla kulları, dert ve gama tez iten.
Nefsin kibrini kırmak için, acziyeti gösteren,
Dârr isminin arkasındaki hayrı, görmeyi lütfeyle.
Nâfi’ O’dur, fayda veren, hayırları yaratan,
Şifa ulaştıran kula, dertlerine son koyan.
Gönüllere ferahlık, menfaatler tez sunan,
Nâfi’ isminle bize, hayırlar lütfeyle her an.
Nûr O’dur, alemleri aydınlatan, nurun kaynağı,
Kör kalpleri uyandıran, hidayet sığınağı.
O’nun nuru olmasa, kararır can çırağı,
Nurunla aydınlat ya Rab, karanlık her bucağı.
Hâdî O’dur, hidayet veren, doğru yola ulaştıran,
Gafletten uyandırıp, dosta tez kavuşturan.
Kalbe imanı sevdiren, haktan yana konuşturan,
Hidayetinden ayırma, ey bizi aşkla buluşturan.
Bedî’ O’dur, eşsiz, benzersiz, harikalar yaratan,
Örneği bulunmayan sanatla, kainatı donatan.
Her zerrede ayrı bir, güzellikle parlayan,
Bedî’ ismin hürmetine, kalbimi nurla boyayan.
Bâkî O’dur, ebedi olan, sonu hiç gelmeyen,
Her şey yok olup gider, O’dur asla ölmeyen.
Fani aşklardan geçip, Bâkî olana dönen,
Bâkî kal aşkınla ya Rab, kalbimizde sönmeyen.
Vâris O’dur, her şeyin asıl mülkü O’na kalır,
Süleyman’ın tahtı da, bir gün O’na tez kalır.
Dünya malı yalandır, emanet geri alınır,
Vâris sensin mülküme, can Sana feda kılınır.
Reşîd O’dur, doğru yolu gösteren, irşad eden,
Kulunu en doğruya, hikmetiyle tez sevk eden.
Hata ve noksanlıktan, uzak mülkü var eden,
Mürşidimiz sen ol ya Rab, eyleme haktan eden.
Sabûr O’dur, ceza için acele hiç etmeyen,
Kulların isyanına, sabırla mühlet veren.
Sabreden kullarını, müjdeyle sevindiren,
Sabır ver ya Sabûr Allah, kalbimize serinlik veren.
Doksan dokuz esmayı, zikreyledi bu lisan,
Tasavvuf deryasında, gark oldu cümle insan.
Hu diyerek inlesin, kalpteki ulu canan,
Affet bizi ya Allah, sensin keremi şan olan.
Kayıt Tarihi : 2.11.2026 12:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Doksan dokuz esmayı, zikreyledi bu lisan, Tasavvuf deryasında, gark oldu cümle insan. Hu diyerek inlesin, kalpteki ulu canan, Affet bizi ya Allah, sensin keremi şan olan.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!