134- AŞKTIN SEN
Paslı kanatlarında akşamın
İki kuş geçiyordu göğümüzden
Ellerimizde çoğalan bir sonsuzluk
Sanki ayrılık hiç öğrenilmemişti
Sanki dünya tam o yerde
kalbimizin attığı yerde duracaktı
Bir daha öyle sever mi insan
Taşlara sürtünerek büyüyen rüzgârı
Seni kederime kattım ben
Eski bir şehrin ışıkları gibi
Saçların vardı geceyi saklayan
Kimsenin dokunamadığı
Sen bir memlekete benziyordun
Haritası eksik bırakılmış
Yaraları açık umutları yağmalanmış
Gelişlerin vardı gitmeye yakın
Gülüşlerin vardı yarım bırakılmış şarkılar gibi
Aşktın sen
Dudağımda kalan acı kahve
Yaz ortasında düşen ayaz
Karanlığın en aydınlık tarafı
Ben senin ülkende ismi unutulmuş bir yolcu
İstasyonlarda sabahlayan valizine hasret dolduran
Derdindim senin dağınık bir gün batımı gibi
Ufka yetişemeyen renkler kadar eksik ve güzel
Pencereleri açıyorum şimdi
Biraz sen çıksın diye içimden
Ama her seferinde kar kokulu bir bahar olup geri dönüyorsun
Hangi sokağa saparsam izlerin başlıyor oradan
Hangi şarkıya tutunsam sesin düşüyor içine
Hangi kadının gözlerinde kalsam
Bir gölgen gelip oturuyor yanıma
Aşktın sen
Külünden çoğalan yangın çiçeği
Kaybettikçe büyümeyi öğreten
Gel biraz daha yaklaş sarmaşıklar gibi dolanalım zamana
Eksilmesin ömrün sesi
Gidiyordun arkana bakmadın
Zaten sen kendinden başka hiçbir şeyi
Tam görmedin
Ben yorgundum uzun yolların ardından
Sana yetişmeye çalışıyordum
Bir adım daha atsaydım omzuna değecektim
Sesin avuçlarımdaydı ama avuçlarım yoktu
Sonra karıştın kalabalıklara sokaklar sustu ışıklar söndü
Aşktın sen
Dokunuşumu sende bıraktım adımı sende unuttum
Ey baharın aklımı dağıtan kokusu
Ey durmadan açan yara
Aramıza yaşanmamış günler koydun
En derin yerimden baktın bana
En uzak kıyında kaldın
Gözlerine korkmadan baktığım
O kadını arıyorum.
26.01.1994
Ali Fırat DicleKayıt Tarihi : 13.07.2026 17:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!