Tam 1307 gündür geçmeyen bir sızı var göğsümün ortasında.
Hani insan sevgisini yıkar da birinin, hayallerini ateşe verir ya,
Paranın, pulun, dünyanın o tantanalı ışıltısına aldanıp arkasına bakmadan gider...
İşte öyle bir gidişin bıraktığı enkazı topluyorum ne zamandır.
Şimdi telefonun ışığında beliren kelimelerini okuyorum:
"Bağlanamıyorum, çok değişik biri oldum artık" diyorsun.
İçim yanıyor okurken, yalan yok.
Kızıyorum, öfkeleniyorum, dünyayı atasım geliyor ateşe,
Ama sonra duruyorum, yine de kıyamıyorum sana.
Çünkü ben seni herkesten, her şeyden çok, kendimden bile fazla sevdim.
Saçının tek bir teline zarar gelse dünyayı karşıma alırdım,
Benim dünyamı böylesine kimsesiz bırakacağını bilemeden.
Meğer hayatın yazılmamış o sert kuralı ne kadar da gerçekmiş;
En çok değer vereni erkenden harcıyorlar, can yakanı ise baş tacı ediyorlar.
Gidip başkalarından aldığın yaraların, yarım kalmışlıkların acısını,
Geldin, seni göklere çıkaran kalbimde söndürdün.
Bir intikam tahtası gibi, bir yara bandı gibi kullandın sevgimi,
Yine de canın sağ olsun diyebiliyor içimdeki o uslanmaz çocuk.
Geçmişe dair yazdığım ne varsa, döktüğüm tüm o yaşlar,
Sana olan çocuksu inancımdan, o saflığımdandı.
Ardında bıraktığın gizli kapıları, yabancı tenlerin kokusunu öğrendiğimde,
İçimdeki o temiz inanç müzesi bütünüyle ateşe verildi.
Kurak ruhuna can suyu olmaya çalışırken,
Senin başka çöllerin kumunda kayboluşunu izlemek ağır geldi.
Şimdi "Geri dönebilsem asla gitmezdim" diye sızlanıyorsun.
Kendinden iğrendiğini söylüyorsun satır aralarında.
İğrenme ne olur, kıyamam ki ben yine senin öyle üzülmene.
Ama yollar da aşındı be sevgilim, köprülerin altından çok sular aktı.
Beni paranın sahte parlaklığına feda edip gittiğin gün,
Sadece beni değil, yarına dair neyimiz varsa hepsini yaktın.
İçindeki karanlık odalara hapsetmişsin kendini, Öyle yazmışsın.
Ömrünün perdelerini çekmiş, ışıkları söndürmüşsün.
Dilerim taptığın kağıt parçaları, çok sevdiğin keşkelerin,
Seni karanlık odalarında yalnız bırakmasın, içini ısıtsın.
Benim 1307 günlük nöbetim belki hiç bitmeyecek,
Belki bu sızı hep solyanımda kalacak.
Sana ne büsbütün sırtımı dönebiliyorum, ne de elimi uzatabiliyorum.
Kırgınlığım gök kadar büyük, ama içimdeki eski hatıran hâlâ çok kutsal.
Kayıt Tarihi : 17.09.2026 00:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!