10 Kasım'da yumdu Paşam o güzel gözlerini.Her şeyi geride bıraktı.Onca yaptıklarını,onca uğruna canını verdiği o savaşları,bizleri geride bıraktı.Müzelerde yaşatılıyor Paşam.Seni görmek,sana dokunmak giibi olmasa da avutuyoruz kendimizi.
Çanakkalede'ye gitmek toprağına dokunmak ne kadar yüceltici.Bende gittim Çanakkale'ye.O toprağa ayak basmak bile insanı yüzeltiyor.Ucunu göremediğiniz bir yakınlık var sanki aranızda.Bu düşüncelere dalarken içinizi bir karamsarlık alıyor.O bastığımız topraklarda nize şehitlerin kanı var ki anlatılamaz.
Atatürk bizizm için bir ışıktı.Bizim için alfabeyi değiştirdi.Daha kolay bir hale getirdi.Kılık kıyafeti daha modern hale getirdi.23 Nisan 1920'de çocukların bayramı ilan edildi.Kadınlar artık seçiyor,seçiliyor.Bunları yapan sen...
Seni nasıl unutabiliriz.
Unutulmayacak bir akşamda doğanın kanunu gereğince yumdun gözlerini mahşerde açmak üzere.Tüm dünyayı sarsmıştın belkide.İşte o gün 10 kasım.Doğanın kanununu en acımasızca uyguladığı 9'u 5 geçeydi.
Buyüzden her yıl 10 kasımda Atatürk'ümüzü sevgiyle anıyoruz.
Sen rahat uyu Atam! Ben sağ oldukça,bizi sağ oldukça ve bizen sonraki nesiller de yollarını değiştirmeyecek.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta