Mahmut Cantekin: Hayatı, Biyografisi, Es ...

1820

ŞİİR


20

TAKİPÇİ

MAHMUT CANTEKİN HAYATI

OTOBİYOGRAFİ
Türkiye yedi bölge,
Güneydoğu denmiş, bizim bölüme…
Bereketli topraklar umut doğurmuş,
Bel bağlamış çileli halkım,
Peygamberlerle, yüzlerce âlime...
Bazen de saf saf kanmış,
Aç gözlü sahtekârlara,
Eli kanlı birçok zalime…

İlim Adıyaman,
İnsanlığın, tarihin beşiği…
Nice komutanlar, krallar,
Aşındırmışlar bizim eşiği…
Nice fetva, nice ferman,
Olmamış dertlerine derman…
Bu topraklar, kutsal toprak,
Direnmiş zulüme, zalime,
Hepsini etmişler toz, duman…
Akmış kanlar, düşmüş canlar,
Direnmiş güzel insanlar,
Adım adım, saf saf…
Bizimkiler işçi, çiftçi, köylü, esnaf,
Hepsi yiğit,
Hepsi kahraman…
Arkasına bakmadan, savuşmuş düşman…

İlçem Kâhta, mahallem cami,
Hiçbir şey sormadan bana,
Getirmişler beni bu Dünya’ya,
1952 yılı ilk saatlerinde, toprak damda…
Zirveye çıkmış sevinç, annemle, babamda…
Koymuşlar ocağa, koca yemek kazanı,
“Mahmut” diye kulağıma, okumuşlar ezanı…

Çok çabuk geçti yıllar,
Geldi okul çağım, sıvandı kollar…
O günlerde Kâhta’da tek okul Kubilay’dı.
İkinci bir dil öğrenmek zordu, olaydı…
Ortaokul Kâhta- Adıyaman- Kâhta,
Besni öğretmen okulu, yazılmış bahta…

Üçüncü yılım bitmeden daha,
Heyecan sardı gençliği,
1968 kuşağı kalktı şaha…
Koşuyordu korkusuz, daha güzel bir sabaha…
Küçük olsa da yaşım,
Dik tuttum başım,
Onlarla kalktım ayağa…
Korkusuzdum ama deneyimsizdim,
Üzüm tanesi gibi çiğnendim, ezildim…
Kolay mı halksız, halkı kurtarmak?
Başladı “Halk üniversitesi” dönemi,
Adıyaman, Kâhta, Besni, Diyarbakır, Mamak…
Daha birçok ilde, ilçede, gece-gündüz okumak,
Yıpranmış bedenle, umutları ayakta tutmak…
Adam gibi adam olarak bu okuldan çıkmak…
Kırıldım, eğilmedim, direndim hakkıyla…
Aldım diplomamı alnımın akıyla…

Başladı ömrümün ikinci dönemi,
Oldum kır çiçeklerinin öğretmeni…
Kaldırdım Cumartesi, Pazar ve tüm tatilleri,
Çalıştım, çabaladım, sel oldu alnımın teri,
Köylü, öğrenci birlikte düşledik iyi günleri…

1983 yılında sattı beni,
Satılmış ve yine de satılık…
Hain, kalleş, çıkarcı keklik,
Değersizin değeri üç metelik…
Onlardan değerlidir dört ayaklı tilki.
Afyon’da, Şubat’ta el – yüz buz kesmişken,
Madalya olarak geldi 1402…
1983 – 1991 arası,
Hele ilk yıl, iliklerimde duydum yokluğu,
Arap kısrağı olmuştu ekmek parası…
1991’de, sekizinci yılında,
Ancak tecelli etti adalet,
“Git” dedi, “görevine devam et”…
Büyük bir hırsla başladım, bıraktığım yerden…
Sırılsıklam oldum terden…
Halk Eğitim Müdürlüğü verildi önce,
Milli Eğitim Müdürlüğü geldi, çabam görülünce…
Takdir, teşekkür, aylıkla ödüllendirilme,
Yağmur gibi yağıyordu gün geçtikçe,
Boşunaydı yıllarca süründürme…

Mesleğimin güzel yanı,
En önde tutmaktı insanı…
Siyaset, çıkar yavaş yavaş yedi “kutsalı”,
Yüreğim, kaldıramadı bu rezil hali…

Emekli olmaya verdim kararı,
Bugün şiir baldır, ben arı,
Sevinirim insanlara olursa yararı…

MAHMUT CANTEKİN

BİR ŞİİRİM İLE YARGILAMAYIN BENİ
Merhaba Sevgili Şiir Sevenler,

Şiir okumaktan çok, okuduğunu anlamak önemlidir... Okuduğu şiiri anlayanlar yorum yazmalıdır. Anlamadığı şiire kırıcı yorum yazanlar, diğer bir şiirde kendi yaşantısını, sevdiklerini görünce hakaret ettiğine üzülmeyecek midir?

Şiirler, şairlerin kendi özel dünyalarıdır. Duyguları, bulunduğu, yaşadığı ortama göre değişir... Karşılaştığı kişi veya nesneye göre o an ki ruh hali ile cevap verir...

Örnek: Dalında güzel bir gül gördüğü zaman, o gülü mısraları ile okşar, sever, koklar ve bir cana armağan eder... Dalından koparılmış, yere atılmış, solmuş, rengi, kokusu gitmiş bir gül, şairi üzebilir, ağlatabilir ve kendi ömrünün son demini o gülde görebilir.

Örnek 2: Şair bir hacı görür. Hacı iyi insandır. İnsanların iyilikleri için çaba göstermektedir. Şair, o hacıyı sever. Bütün insanların onu örnek almasını ister. Onu över... Hacı vardır, kişiliği, dini inancı zayıftır. Rezilce yaşar... Yaşantısı hiç bir dinin kurallarına uymaz. Şair ona kızar... Yerden yere vurur... Anlamadıkları bir şiire, muhakkak yorum yazma ihtiyacı duyuluyorsa, şairden sorduktan sonra yorum yazılırsa, yanlış anlamalar olmaz.

Benim şiirlerimde (taşlamalarda) genellikle belli kişiler hedef alınmıştır. Onlar da bu şiirleri mahalli basında ve sitelerde okumuşlardır. Kendilerini iyi bilirler. Ben de o kişi ile aynı karekterdeyim diyenlere, o taş sana da afiyyet olsun... Ben seni tanımıyorum. Sen o kişi ile kendini özdeşleştiriyorsan, sorun senin. Benim değil...

Bir bakkalı sever översin. Bütün bakkallar dürüsttür anlamı çıkmaz... Bir bakkalı yerersin... Bütün bakkallara kötü diyebilir miyiz. Bunlar düz mantıktır.

Bütün bu yazılanların nedeni, bir şiirimi okuyup, beni değerlendirenleri gördüm. Yargılayanlar gördüm. Yüzlerce şiirle karşınızda olacağım... Beni tanımadan, okuduğunu anlamadan 'yargısız infaz' etmeyin...

Dünya'ya döngü atı gözlüğü ile değil, daha geniş bir pencereden bakmalıyız ki yanlışlara düşmeyelim... Birbirimizi kırmadan, incitmeden, üzmeden anlaşmalıyız... İnsanız...

Birbirimizin gözünü çıkartmak için fırsat kullarsak, şaşı değil, kör bir toplum oluruz...

Bu güzel ülkenin düşünen, medenice tartışan insanları olmalıyız...Bu ülke ve bu ülke insanları için en güzelini, en doğrusunu arama çabası içinde olmalıyız...

Gülen çocuklar, kaygısız anneler, dertsiz babalar, yarınlarından endişe etmeyen gençler yani mutlu insanlar, mutlu bir toplum için uğraş vermeliyiz...

Şiir severlere, güzel, şiir tadında günler, yarınlar dilerim.


Mahmut Cantekin

Eserleri


BURAM BURAM ÖZLEMSİN KAHTAM, SEVGİ KARDELENDİR,
YETİM SEVDAM, DÜŞLERİMİ GERİ VER