Bilmem Şiiri - Sarıkamışlı İhsani

Sarıkamışlı İhsani
1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Bilmem

Nice yıldır yürümeyen kervanım
Benim son çağımda yürür mü bilmem
Ağustos ayında kalkmaz dumanım
Kış geldi dağlarım erir mi bilmem

İnsan sıfatıyla halkolan kullar
Mücevher kafalar sanatkar eller
Allah Allah deyip çarpan gönüller
Ten çürür bu diller çürür mü bilmem

Hakkın hikmetidir dağlar denizler
Bir çiğit içinde bir orman gizler
Gündüz güneş doğar gece yıldızlar
Gafil bu hikmeti görür mü bilmem

Bir zerreden yüz bin cihan yaratır
Perde çekmiş aşıkları aratır
Mevlüt İhsani’yim yüzüm karadır
Affeder muradım verir mi bilmem

Sarıkamışlı İhsani
Kayıt Tarihi : 10.3.2013 01:55:00
Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Atila Yalçınkaya
    Atila Yalçınkaya

    Değerli şair ve güzel insan Sarıkamışlı İhsaniye Öncelikle Cenabı Allahtan Rahmet dilerim.
    Hayatını okuyunca ona ve onun gibi insanlara saygı duymamak imkansız.En derin duygularımla kendisine Rahmet dilerken belkide kendisinden esinlenmiş olduğum 11.10.2010 YILINDA YAZDIĞIM BİLEMEM İSİMLİ ŞİİRİMİ EKLEMEK İSTİYORUM.


    BİLEMEM

    Sinemizi yakar hasret ateşi,
    Bir hayat suyuyla söner mi bilmem.
    Bizim hayalimiz ufuk ötesi,
    Uçup giden talihimiz döner mi bilmem.

    Dünya sanki uçsuz bucaksız bir çöl,
    Çevrendeki sanki seraplı bir göl.
    Sanki duman çıkmış sarhoşça bir hal,
    İnsanlar aklına sahip mi bilmem.

    Analar, Babalar sanki kıymetsiz,
    Nefis çok mal ister birde zahmetsiz.
    Bu kötü gidişten çıkarmıyız biz,
    Kul kulluğuna vakıf mı bilmem.

    Ümitsiz değiliz, bilakis mutlu,
    Allah’a kul olmak tatlımı tatlı,
    İçimizde heyecan sanki on katlı,
    Herkes bu kervana girer mi bilmem.

    Önümüzde Rehber Büyük Peygamber.
    O na uymak Dünyanın derdine yeter.
    Bizler Sünnetine uyarsak eğer.
    Huzursuz bir dünya kalır mı bilmem.

    Hızla akıp giden dünya hayatı,
    İnsan bırakmalı günah ile rahatı.
    Nimetle doludur Ahret hayatı.
    Ölümden kurtulan olur mu bilmem.

    Atila Yalçınkaya 11.10.2010

  • Osman Nurani
    Osman Nurani

    Allah Allah deyip çarpan gönüller
    Ten çürür bu diller çürür mü bilmem

    …çürümez be üstadım çürümez. Çürümesi ne mümkün. Bak koca Yunus’un DİLİ asırlardır dilimiz. Gönüllerimizde hala yaşıyor ve yaşatılıyor.

    Hakkın hikmetidir dağlar denizler
    Bir çiğit içinde bir orman gizler

    …evet ne kadar da doğru söylersin zaten öyle değil midir ki “bir zerre olan İNCİR ÇEKİRDEĞİNDEN devasa bir ağaç vücuda getirir ve binler, tonlar yemiş yedirir”

    Gafil bu hikmeti görür mü bilmem

    …engelli göz görürken bakar körlerim görmemesi çok garip ama neylersin.

    …sizi selamların en güzeli ile selamlar, ahir vaktinde sağlıklı ömür dilerim.

    ...ayrıca Hikmet beyin emek verip vurgu yaptığı konulardan dolayı da kendisini kutlarım.

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    kutlarım günün şiirini

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    Aziz Kardeşim Hikmet Çiftçi çok açık seçik anlatmış,açıklamış.
    Bir edebiyatçı gözü ile.Ben, bu tür koşmaları her zaman beğeni ile okurum.Şair,öylesine anlamlı ve öylesine kapsamlı anlatmış ki okuyucuya huzur veren şiir olmuş. tam puan +ant. kutluyorum.Saygılarımla.

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    GÖNÜL GÖZÜYLE GÖRENLERDEN BİR OZAN…

    Yıllar geçer, hep ayaklarının üstünde dimdik durmayı başarır İhsani.
    Görmez, ama marangozluk sanatından konuşur.
    Görmez, ama gönül dilinden konuşur.
    Görmez, ama sazın telinden konuşur.
    Görmez, ama ehiller ruhundan konuşur.
    Görme, ama ustalarının yolundan konuşur.

    Ne de olsa belli bir yaşa kadar görüp de sonrasında karanlığa gömülmek, gün ışığını görememek, kolay olmaz.
    İnsan nelere alışmıyor ki…
    Allah verdiği yükün ağırlığını çekecek yüreğin sıkletiyle orantılı kılıyormuş. Bu da İhsani’nin yükü, yük sayılırsa, günü, güneşi görememek.
    Lakin bir ışık kapısı kapanırken, gönül kapısını da açmayı unutmamış yüce Rabbimiz…
    Dertlenmek şikâyetçi olmak, asi olmak, isyankar olmak anlamına gelmez…
    Razıdır halinden. Nice güzel atışmalara, nice güzel türkülere, koşmalara damgasını vurur ozanımız.
    Son çağı, en olgun çağıdır. Yaşlılık her kula nasip ola. Yaşlandıkça biraz endişe eder oluyor kullar.
    Dağlarına kış da gelse, ağustos ayında karları dahi erimese de, gidilecek yer belli. Her şey gibi aslına dönüştür, neticede varılacak yer.
    Ten çürür.
    Ya gönüller?
    Ya diller?
    Ya canlar?
    İnsan suretiyle yaratıldık, mahlûklara karıştık; Hâlıkımız halk ettiği mahlûkları, kendinden verdiği canları kendine döndürür.
    Onun için diller çürümez, söylenecek söz bitmez.
    Diğer yönüyle de, eser bırakan diller, söyleyen diller varlığını hep sürdürür. Yeter ki, insan kendini hatırlatacak güzel eserler bıraksın, bu dünyada…

    Her şey Hakkın rahmeti, güzelliğidir. Bir çiğitten (çekirdekten) bir orman oluyorsa…
    Gece ve gündüzü yaşayıp da düşünememek, bunun kerametine, sırrına vakıf olamamak…
    Hikmetini, sebebini anlamamak, cevhere benzeyen kafaların, akıllı olanların anlayışı olamaz.
    Âkilin bunu görememesi gafletin ta kendisidir…

    Bir zerreden nice âlemler yaratmış, o kudret sahibi…
    Perdesi de var, aşikârlığı da… Âşıkların gönülleri açılırsa her şey aşikârlık, aşinalık kazanır… Perde kalkmazsa kendini bile göremez, kendini bile anlayamaz. Kendini bile tanıyamaz…
    Kendini tanıyamayan Rabbini nerden tanıya, nasıl tanıya ki?..
    Var ise günahlarımız, var ise veballerimiz affet ya Rabbim!..
    Verirsen muradımı ver!..

    *
    Güzel işlemiş, güzel anlatmış, gönül ehli…
    Gönül gözü gören âşık dilli, sazlı sözlü…

    Allah rahmet eylesin.

    Şadlık dileklerimle…

    “SEÇİCİ KURULA DA AYRICA MİNNET ve TEŞEKKÜRLERİMLE…”

    Hikmet Çiftçi
    23 Mart 2013

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

TÜM YORUMLAR (5)