Zülfünü dökmüş de gerdan üstüne,
Yel vurmuş dağıtmış tara sevdiğim.
İnce bir kaş koymuş kiprik üstüne,
Açma şu sinemde yara sevdiğim.
Yandı şu yüreğim hep sende yandı,
Kerem Aslısına ben gibi kandı,
Gönül hicranıyla ismini andı,
Asma yüreğimi dara sevdiğim.
Varamam yanına yolun bilmezem,
Sen gibi inan ki başka sevmezem,
Yıllar oldu gayri sensiz gülmezem,
Sendedir bilirim çara sevdiğim.
Yüzünü görünce gülüyor yüzüm,
Sen benim can özüm iki de gözüm,
Karanlık gecede mavi gökyüzüm,
Atma yüreğimi kora sevdiğim.
Şiirle tutuştu yandı ateşim,
Gurbette zordadır hısım kardeşim,
Bu yolda geçecek her gün her kışım,
Ağardı saçlarım yara sevdiğim.
Gönül bağım viran, baykuşlar öter,
Hasretin burnumda dumanlı tüter,
Bu ayrılık inan ölümden beter,
Düşürme dillerden dile sevdiğim.
Gurbet ellerinde solar gülümüz,
Kederden bağlandı tatlı dilimiz,
Hakk’a malumdur ki bizim halimiz,
Uzat ellerini ele sevdiğim.
Mecnun’u çöllere düşüren buydu,
Ferhat bu dert ile dağları oydu,
Felek oyununu üstüme kurdu,
Savurma ömrümü yele sevdiğim.
Vuslatın hayali derman dizime,
Hasretin dumanı çöktü gözüme,
Bakma gayrı benim gülen yüzüme,
İçimde fırtına, sele sevdiğim.
Garip Murat der ki; bitmez bu sızı,
Alnıma yazılmış kara bir yazı,
Kışa tebdil oldu ömrümün yazı,
Bırakma gurbette çöle sevdiğim.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 14:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!