Daha önce varlığı görülmemiş,
Duyulmamış, düşünülmemiş, belirsiz...
Benden yapılmış bir parça eksik
Nerede bıraktım, kim aldı bilmeden
Arıyorum.
Ben yürüdükçe ayıp bir suçtan sürgün edilmişim gibi gözler batıyor tenime
Doğmadan önce bir bardak bir de defter tutuşturdular elime,
Kimdi sorgulamadım,
Aldım sakladım en derinime.
Doğduğumdan beri boş sayfalarıma yazılar yazıldı bambaşka ellerden.
Bazıları defterimi çalmak istedi,
Bazıları verdiğim sayfayı aldı parçaladı,
Bitiriyorum...
Belki bin bir çabamı,
Belki umutlarımı,
Belki hevesle atılacak adımlarımı..
Bitiriyorum herkesle olan savaşımı..
En çok da kendimle olan savaş son buluyor.
Yarım bırakılmış onca dize döküldü önüme
Suçladım.
Kimi neyi bilmeden suçladım
Belki de 'yarım' demeyi var eden her detayı,
Hayatları hayalleriyle birlikte yarım bırakanları,
İki karış toprak için aile bağlarını yarım bırakanları,
Ağlamayayım diye boğazıma dolanmış dikenli teller.
Sırf hayattan kopmak istemeyen çocukluğuma ithafen,
Ellerimle kazıdım kendimi anılarımdan.
Tanıdığım her bir insanı kemiğimi ayırır gibi söktüm canımdan
Sadece yıllanmış bir kavanoz balı atamadım,
Olsun dedim, devam ettim sonbahar temizliğime
Dünüyle barışmayan yarınını tanıyamaz derler
Peki dününden aldığı dersleri yarayı kini ve binlerce duyguyu nasıl affeder?
Bembeyaz bir sayfa gibi dünyaya gelir insanoğlu
Onu karalayanı bir hiçmiş gibi parçalayan anıları nasıl affeder?
Soruyorum kendime;
Dünüm olmasaydı nasıl olurdu diye,
Zor değil mi dost?
Dünyanın bir karışına bakıyorsun,
En temiz sevap orada var olmuş.
Sonra bir bakış daha atıyorsun aynı yere
Sana dokunmasa bile yüreğini yakacak günah da orada
Zor değil mi kabullenmek
Böyle devam edemem.
Zihnimde sürünürken yakan düşüncelerimle,
En ihtişamlı anlarda dahi uzaklara dalan gözlerimle...
Kendime kendimden bir düşman yetiştirdim.
Bu herkesten önce kendi ahımla yaşamak gibi,
Yaşamak denilebilir mi ki?
Yalnızlıktan korkanlar var bu dünyada
Sahi bir ceza mıdır..
Yoksa bu alevler içinde kendi dünyasına çiçek ekebilmek mi?
Acımasız beklenmediklere düşmekten kaçış zayıflık mıdır?
Yoksa düşme ihtimaline tamamen sırtını dönmek mi?
Bir çürük elma yeter bazen
Uçurumun dibinden dönmüş ayaklara bakıp
Sen diken görmemişsin demek yürek ister
O gözlerin çektiği acıları saklayıp
Bir sözle alev alev acılarıyla sizi yakması muhtemeldir
Cehennem sıcağıyla tanışmış biriyse hele,
Bahar sıcağını anlatamazsınız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!