Zerre Kadar Düş
Bu sabah şehrin sükununa daldım
Marmara’nın incili gerdanına baktım
kalbi bir inip bir çıkıyordu
o kadar üzerinde yük varken
neydi ruhundaki şifa
nasılda güzel akıyordu
bende onunla aktım
Denizle et ve kemik gibiydim sanki
kulağımda ecnebi müziği
‘’bu sefer bir daha kolunda birini görürsem içip içip delicesine içeceğim’’ diyordu
Bu şarkı bana yazılmıştı inan ki
yağan yağmur altında gezine gezine sahili geçtim
nereye basmışsan ayak izini aradım
bu hazzın keyfini çıkarmak ahdımdı
aniden
çılgın birinin korna sesiyle irkildim
Ayak sesin perde perde kısaldı
uzaklaştı göz bebeklerimden
beni bir hüzün aldı
elin neredeydi neden çektin
giyindiğim abalar ısıtmıyor beni
mıknatıs sendeki yürek
çekiyor beni anafora çeker gibi
grilikler içinde maviyi arıyorum
dolgun gözlerle baktım denizin derinliklerine
dalıp da kaybolsam
büsbütün senden kopsam
Sahi,
senin oralarda hayal kuruluyor mu
yoksa hayallerden de mi uzaktasın
bugün gittim oturduğumuz Üsküdar’daki o kafeye
kalbim intizar etti ruhuma
suskun gözlerim
dudaklarım dilime küskün
garsona kaldırttım ikinci sandalyeyi
o çok sevdiğim Trileçe’yi de yemedim
Kollarımı dayadım sandalyeye
yüreğimi papatya ile dolu vazo gibi koydum masaya
bakındım etrafıma
tanıdık olmayan yüzler
yürek bacalarından tüten sevgi sözcükleri havalanıyordu
ne güzelde gülüyordu gözler
Ne kadar da turisttim yurdumda
sensiz kimsesiz
kimseye değil sitemim
gönlümedir şikayetim
dilimin boşluğundan düşecekti ki küfür
tam acımı kusacakken
kalbime doldu şükür.
Çiğdem Çimen
Çiğdem Çimen
Kayıt Tarihi : 1.2.2026 20:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!