Bu dünyadan nice soylu
Ve de nice soysuz geçti.
Bu dünyadan nice kral
Ve de nice savaşçı geçti.
Uğruna şiir yazılası nice güzel,
Yalnızca şiire tutunan nice şair,
Nice hür,
Nice köle,
Nice iffetli,
Nice fahişe,
Nice deha,
Nice ahmak,
Nice aşık,
Nice kendiyle barışık,
Nice cesur,
Nice korkak,
Nice düzenbaz,
Nice dürüst,
Nice toprak beyi,
Nice sokak sefili…
Bu dünyadan sadece
Birer toz tanesi gibi gelip geçti.
Ölümsüzlük peşinde koşanlar,
Genç yaşta öldü.
O an ölmek isteyenler ise
Yüz yaşını gördü.
Onlarca sanat,
Onlarca eser,
Onlarca yapı,
Onlarca düşünce,
Onlarca keşif,
Onlarca buluş…
Hepsi birer iz olarak kaldı sadece
Bazı eserler hiç çıkmadı gün yüzüne.
Dünyayı değiştirmeye gücü yetecek
Onca kişi hiç keşfedilemeden toprak oldu.
Yaşam bir çiçekti,
Yaprakları mevsiminden önce soldu.
Tarih acıları da yazdı tatlıları da.
Her şeyin kaderiydi bir gün unutulmak.
Tarihte hiçbir şey kalıcı değildi,
Tarihin kendisi bile kalıcı değildi.
İnsanlar öldü, mezarlara konuldu.
Binlerce yıl geçti,
Mezarların yeri kayboldu.
Bu sonsuz mekân havuzunda,
Bu sonsuz zaman deryasında,
Yalnızca birer zerrelerdik sadece.
Denk bile değildik,
Birer hardal tanesine…
Ama kendimizi her şeyden önemli sandık.
Çünkü biz nisyanla bilinen
Ve cennetten kovulan insandık.
Oysa zamanda bir noktasın.
Oysa mekânda bir noktasın.
Kime göre ve neden noksanın?
Sen, bu alemlerde bir zerresin.
Neden kendine zirve dersin.
Hiç düşündün mü sahipsizliğin boyutunu?
Sana en kudretli gelen kişilerin acizliğini?
Bu sonsuz deryadaki çaresizliği?
Karanlıktan oluşan yalnızlık adlı derinliği?
Asla sonu gelmeyen bir sonraki aşamayı?
Nasıl oldu da anlamlı kılabildik,
Bunca gizeme rağmen yaşamayı?
Şubat / 2021
Kayıt Tarihi : 9.09.2026 15:52:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



