Benim gönlüm alışkın yanmalara,
Gel bir de sen yak yakabildiğince!
Çok dalıp çıktığım ummanlara,
Gel bir de sen at atabildiğince!
Ne yağmurda zevk aldım ne güneşte,
BEYŞEHİR GÖLÜ
Yeşil kurbağalar öter sazlarda,
Dağıt saçlarını savur rüzgarda,
Şu gönlüm avunsun mavi sularda,
Torosların mavi Beyşehir Gölü.
Ne zaman
bir çocuk görsem
kimsesiz
sur dibinde biten
fidan gibi
hiç değilse
Saklambaç oynadık birlikte
eş oldu çocukluğum bana
sevda dersem çık dedi
savaş dersem çıkma...
Bir ağaç olayım uzak diyarlarda
gövdem deniz olsun üzerimde martılar
yırtılmadan konsun dallarıma
ipinden kopmuş uçurtmalar...
Ne zaman ansızın aklıma gelsen,
Kalbimi bir ateş yakar sanırım.
Kapımdan geçerken bir selam versen,
İçimden nehirler akar sanırım.
Seninle süslenir her gün rüyalar,
Çam kokulu ayran içtim elinden,
Türküler dinledim şirin dilinden,
Bin selam olsun Gedikli köyünden,
Sindel Yaylasında kaldı sevdamız.
Sen yayık yayardın terler içinde,
Onu anlayamaz ne bey ne ağa,
Ozanın sazında teldir mutluluk.
Anasız babasız garip çocuğa,
Şefkatle uzanan, eldir mutluluk.
Hasat zamanında harman yerinde,
Ne şeyh tanırım ne tarikat,
“Kelamullah” en hakikat,
Yunus Emre ne diyor bak,
Önce insan olmak gerek.
Hem okursun hece hece,
Gözlerin sürmeli, kaşlar yay gibi,
Tarlada başakta ak buğday gibi,
Şanlı bayrağımda yıldız ay gibi,
Seni Anadaolu gibi sevdim ben.
Cephede Mehmedim aslanlar gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!