zamansız geldin sen
karla karışık bir hüzün gecesinde
tezgahımda kaldımıştı yüreğim
Siftahsız gülüşlerin, zarar ziyan ömrüm
Birde bak gönül keseme
Bugün de elim boş dönüyorum
Nizama adanmış serlerden ırak
Bir uzak zamandan çıkıp geldin
Belki bir sabah ezanında
kuşların bedduasında geldin
Hayatı kirli bir gömlek gibi çıkarıp attım üzerimden
Hicran tasından su dökünürken
Teneşire uzandıktan sonra geldin
Artık merhem olsan ne fayda yarama
Etim tırnaktan ayrıldıktan sonra geldin
Kan kokan yüreklerde esir dim ben
Bedenimi yaktıktan sonra geldin
Bir sonraki baharı beklerken, bir bir döktüm
Yapraklarımı
Bir kuru dal kaldıktan sonra geldin
Şimdi bana yağmur olsan ne fayda
Toprağım kuruduktan sonra geldin
Kısır gökyüzünde güneş doğmuyor
Zaman; "zamanzaman" durur zihnimde yağmursuzdur benim mevsimlerim
Arafta incileri dökülür şiirlerin
Sırıl sempya düzlerinde
solmuş bir çiçek gibi
Kokunu sindirip geldin
Hasatsız kurak bir yürekle gönül soframı açtım ben
Gözlerini yüreğime mühürledin de geldin
İçi geçmiş anılarımız var, belki birkaç damla göz yaşımız
Ben seni çok bekledim, sehere işlenmiş sessiz bir ağıt gibi
Henüz kabuk tutmuşken hicran kesiği yaralarım
bir yara da sen açmaya geldin
bir çocuğun gözünde yaş olduk
Yutkunan bulut gibi apandık caddelere .
Kağıttan gemi midir umudumuz ,
Yağmur yağmaya görsün.
Bir ucundan diğer ucuna denizin
Ufuk çizgilerinde Naşide miyiz biz
Yüreğimize "kızgın şiş ucunda" şiirler bastık.
Uzak bir zamanda tuzlanmıştı gözlerimiz
"Toprak yorgan misali, "taş yastık sevdamıza"
zamansız geldin sen
Zamansız geldin
Zamansız...
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 03:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!