Eline aldı kalemi ve ifriti haykırdı cehil.
Ne ter vardı sözlerinde ne de fer.
Üç kuruşa beş fetva,
Bulmak her elin altında.
Dedirtti;
Azdahak etti zuhûr,
Mahşerin ortasında kalabalığın, gövdesindeyim
Molotoflar patlıyor beynimin köşe başlarında.
Taşlar camlara tam isabet.
Meşaleler renklerini dağıtıyor göğe.
Devrimdir üzerime sözlerin,
Derindir...
"İzmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.” demişti Cemil Meriç.
İdrakim henüz arındı i̇zmsel dayatmalardan.
İzmler kelimenin sonuna ek olmaktan çok yük oldu hayatlara.
Rousseau toplum adına bir sözleşme yazdı,
yazdı fakat sağlamadı 4 cilt bir kez adaleti.
İhtilal Fransa'da yapılmadı tenzih ederim.
Bir acı tarlasıdır yüzün,
Hasat ederim hüznü göz çukurlarından.
Yutkunurum ayrılığın gecesini dolanır boğazıma.
Dağların heybetine yemin olsun!
Yemin olsun uçan kuşun kanadındaki tüylere!
Gecenin dehlizinde yaralı kırlangıçlar var.
Her biri kanadından vurulmuş.
Her biri için köşe de can pazarı kurulmuş.
Kırlangıçları yaralayan avcı,
Acımasız vicdandan bir başkası olamaz.
Umudunu yitirmiş bir kuş sürüsü,
Bir rüyanın elinde balta,
Yıkılıyor mecazi sözcüklerle putlar.
Âzer dilinde ateş taşıyor,
Göğüsleri süt dolu ceylanlar peşi sıra,
Ruhum bedenimden sıyrılırken,
Ayn Zeliha bir yanda, aynı Zeliha oluyorum.
Umutların tükendiği yerde çıkagelir "Hasbünallahü Ve Ni'mel Vekil."
Bir çatı yıkılırken milyonlarca başın üzerine,
İnşa eder imanla bir anne bir yuvayı.
Siper eder bir baba göğsünü bombalara.
Gözleri zeytin siyahı Rim...
Zalimi gözleriyle boğan Rim...
Ortadoğuda bir ölüm buğusu gözlerin.
İhanetlerimden doğan Yehuda bozgunu,
Şeytan taşlarken uhrevî bir yalnızlık...
Ve cinler hep maddeden yoksunken,
Ruhum rabbani sözlerine pür dikkat!
Sen beni hiç oluyorsun.
Üç firenk havasında üç yüzleşmeli ölüm...
Trajik sonların neşeli girizgâhı, yani "Capriccio" basit vızıltıların ciddi işleri kanatlarında taşıdığı, i̇ronik yaşamların trajikomik sahnelerinde, ölünün dirilere borçlandığı kefen tarlasında hasat perdesi. İdeolojisine göre kıymet verilmeyen yaşayanların, ölülere varan ayrımcılığı. Ölümle şaka olmaz diyenlerin şaka gibi ölümleri...
Ardından genişliğinde yer bulunamayan dünyada, bedenin aitliğini kazandığı dar hâne ve "Cantabile" yle yükselen feryatların gözleri çağlayanlara çevirmeye yemin ettiği sırada, zarif ihanetlerin toprakla uğurlandığı marş, "ağıt" derler adına. Yaşarken çiçek kokusuna lâyık görülmeyen insanların süslü kağıtlara sarılmış buketlerle donatılmış topraklarının peyda olduğu dram...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!