Kapatsam gözlerimi,
Kapanır mıydı bilincim?
Bağırsaydım bildiğimi dağlara
Kaldığım ortasından bu hiçliğin
Sevdiğin her anımız sarsın seni
Şimdi suçluyorum kaderi.
Her nefesi keder dolu bir kaptan gibiyim
Durup düşünüyorum her seferde
Benim hükmüm yalnızlık, yolum ebedi
Her kabahatli benim, kaybeden de.
Sarhoşta denir müptezel de
Keder saçan bir yıldız
Gri bulutlar
Yaşlı bakan genç gözler
Kararlı salaklar
Derin gizemli kadınların
Akıl yoksunu zihninleri
Kim bilebilirdi yarını,
Bu güne tutsakken?
Silebilir mi hatalarını,
Hatalarla haşrolurken?
Bu kadar dürüstlük buraya fazla
Bass ile titreyen eski arabada
Kırık bir dikiz aynası
Sar beni boşlukta İstanbul'a
Sulh seni aldatmasın
Şans ile ilerleyen kahpeler orada
Yalnızca sen firardasın
Hükmeder zihne etraf
Etraf mavi ve sarı
Gökte sadece en parlakları varken.
Ben bir yıldızın peşindeyim.
Zihnine zulmeden ekran
Ekran adi ve yalın.
Paslı bir yıldız düştü alnıma gece vakti
Günahın nabzı var artık kalp diye attığım yerde
Melekler yanmayı benden öğrendi
Bende kiraya çıktım cehennemde
İstanbul beni duymuyor
Bakılan aynada herkes birer sır,
Her şey sağlam bir neden.
Gözlerinden yansıyor gördüklerin
Görülen sırla doluyor yine yeniden
İlişkilerle açılan derin yaraların
Denize kanıyor mavi duyguları
On üç yirmi sekiz, beş temmuz.
Dinç bir yağmur sesi,
Burnuma geldiği an toprağın kokusu.
Anladım ki gerçekten yoksun artık.
Baktım ki ilk önce sesini özledim.
Bulutlarda yelken açan bir gemi düşün,
Bir özgürlük.
Niyetin önemi yok, önemli olan düş'ün.
Bir garip düşkünlük.
Esirisin kendinin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!