Ait hissedemiyorum,
Yitiriyorum gibi günden güne o duyguyu.
İnsan kendi kendisine nasıl yetemezmiş, gün geçtikçe bir hayli daha iyi anlıyorum.
Ne yapsam bir sonuca varamıyordum,
Her şey gözümde hiçlikten ibaretti.
Kalemimde mürekkep değil,
Kan varmışta, ben göremiyormuşum.
Yıpranan gitar telleriyle beraber,
bende yıpranmıştım.
Kendi gözünden düşermiş insan,
Aşılmayacak çizgilerini ilk kendisi geçermiş.
Ya da geçmek zorunda kalırmış.. kim bilir?
Kendi gözünden düşmenin ağırlığı nedir?
Bilir misiniz siz bu ağırlı efendiler?
Bilir misin kaç gece yazılıp yakılan o sayfaları?
Kitapları severdim ben,
En çokta gülmeyi…
Gülmeyi hep küçükken severdim,
Çokta büyümüş değilim bakacak olursak.
Önce gülmeyi sevip gülememeyi,
Sonrasında ise gülmekten nefret ederek gülememeyi tattım.
Karmaşalar ve yanlışların içinde büyümüşüm,
Ertelemişim, önüme ne çıkarsa bir ileriye atmışım.
Şimdi hepsi önümde,
Geçidi olmayan yolların birine bile bile yürüdüğümü hissediyorum her düşüşümde.
Yıpranmış gitar tellerini yuva bellemiştim kendime.
Paslı sözlerle süslemiştim yıpranmışlıklarını,
Bende ayak uyduruyordum ona git gide.
Tellerin her titreyişinde,
Kalbimin bir kez daha durduğuna yeminler edebilirdim hiç durmadan.
Şarkıları ve biraz da şiirleri severdim ben.
Rüyalarımla karıştırırdım varoluşumu,
Ve sanırım bir kâbustur şu an yaşadığım.
Bir deli sarhoş gibi sokaklarda gezerdim,
Detone oluşlarımın yanı sıra,
kulaklarını kısan huysuz amcalara dönerek deliliğimi düşlerdim.
Düşlerdim deliliğimi…
Deliliğin tınısı öncekiler gibi sade değildi.
Her işittiğinde kulaklarım,
Yemin ederim ki en çokta onu duymayı arzulayacağım..
Kayıt Tarihi : 20.7.2023 14:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!