Ne laterna ne kamara
Titanik olsa zar zor yol alıyor
Akıntıya karşı kıç tarafındaki birkaç cıvata
Aşınmış ahşapları deliyor
Sofi duruyor
Neden akıl veriyor
Düştü şehrin damlarına ince tül perdesi
Kim söndürdü vakti böyle aceleyle
Sonra rüzgar dolandı yakamozların dibine
Güvendi ipime yola çıktı benimle
Cüzdanımda sakladığım fotoğrafını astım rüzgara
Sen de bir hal var nur bürünürsün
Ümidin ilk ışığı düşer yüzüne
Mahur bir eda ile dolarken hüsün
Elvan çiçekleri el sürünürsün
Yolumu kaybetsem de sen görün bana
Yıldızlardan gökyüzüne sen süzülürsün
Bülbül değil figânsın, sükûtum şahit,
Ruh yangına aşık değil, rahmete ait.
Yaktın yeter ey abdal, kes hakaretini
Bir nefha serinlik ver, istemem hararetini,
Dünya secdede ve sana çıkıyor bu şehirdeki her sokak...
Kapında nikotin ve intihar provası,
İntihar bana sensiz kalmak.
Kalbim ki senin yokluğunda senin yolunda nasıl acınası...
tütünü tütün yapan nedir bayan
Gençken tütün yerine karanfil sarardım
Ki hala genç olduğumu düşünenler çoğunluktadır
Bu aralar kağıt yerine peçete sarıyorum
Tütüncüler sabah 10.00'da açmıyorlar gece 10.00'da kapatıyorlar
Hayır zıvana kullanmıyorum
Sana aşıksam hani
Sırılsıklam
Kırsam gurbetin kemiğini
Dönüp sarılsam yeniden
Gözlerinde kaybolsam
Öyle ki ölesiye sevmişim seni
Işık nedir? parıltı mı, yahut kalpte bir ses?
Seher kokusu mu, ya da bir bekleyiş bir nefes?
Ne mum, ne ay ister gönül ; ister aşktan bir nur.
Hangi semtinde saklıdır, bilmem kaybolan bu huzur?
Gönül, kendi karanlığını kandil edip yakar;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!