Osmanlı düştü, tarih yazıldı,
Bir imparatorluk, yıkıldı, savruldu.
Sarayı, sükûnu, en son nefesi,
Her taşında kaybolan bir ömrün sesi.
Efsane nehirler, köprüler vardı,
Fakat zaman, elinden çekti hepsini.
Büyüdü hayaller, ama aktı karasından,
İhanetle yoğrulmuş, içten içe yandı.
Savaşlar geldi, ardı arkasına,
Sonra zulmün rüzgârı, yavaşça esti.
Bir devir bitti, ama niye?
Ve neden çözüldü bu büyük çınar, kökleriyle?
İhanetler, iç kargaşalar,
Düşmanlar hep içerden büyüdü.
Devlet zayıf düştü, vezirler aç kurt, yalanla,
Halk fakir, saraylardaysa sefaya dalındı.
Bir padişah, gözlerinde yalnızlık,
Yıkılmakta olan tahtına bakar.
Bütün dünyayı yönetmiş elleri,
Şimdi sadece hüsranla ağlar.
Osmanlı düştü, ama neyleyim?
Savaşla mı, yoksa iç kokuşmuşlukla mı?
Bir yanda, halkın gözyaşı, bir yanda
Devletin çürüyen temelleri, sırtından vurur.
Ve bir sabah uyandık, başka bir dünyanın eşiğinde,
Osmanlı kaybolmuş, yeni bir tarih doğmuştu.
Ama geride kalan, boşluk, yıkım,
Ve "neden?" sorusunun cevapsız yankısıydı.
Osmanlı düştü, ama sonucu belliydi,
Aç gözlülük, cehalet, her zaman kaybeden oldu.
Ve zaman, unutur mu bir imparatorluğu?
Hayır, amma herkes, bir fırtına olduğunu hatırlar.
Kayıt Tarihi : 9.2.2026 23:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Osmanlı ve Türk Fırtınası söz konusuyken içeriden ve dışarıdan uğranmış yanlışlıklar, ihanetler, yalan, bir büyük İmparatorluğumuzun sonu olmuştur. O halde Türk Tarihini gerçek kaynaklardan yeniden öğrenmeli ve öğretmeliyiz. "Gerçek manada tarihini bilmeyen milletler kültür asimilasyonu karşısında yok olmaya mahkumdur". Yaşasın Vatan! Yaşasın Büyük Türk Milleti!




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!