Acımı oyalıyorum, belki görürsün diye
Sancımı noktalamıyorum,
Seni demliyorum gömleğimin göğüs cebinde
Bembeyaz ömrüm seninle akıp kirleniyor
Gömleğimdeki çay lekesi
Hiç geçmeyecek, ve keyifle içilen çayları hatırlatacak, sonsuza kadar.
Taşıyamıyorum yükümü, yalpalıyorum.
Asfalt yokuşlarında yorulur terim.
Düşmüyorum, merdivenlerini koşuyorum yukarı,
Yıldızlar kaymıyor bu sefer, düşemiyorum.
Sürüyorum yüzümü saçlarına
Umutlarım gibi kara.
Sevemiyorum senle halimi.
Bulutlu geceleri sevmediğim gibi.
Seni sorduğum yıldızlar kayboldu
Bu gece.
Gökler yerime ağlasın
Sen orada dur
Kimsesizler mezarlığında gezelim.
Çürük çiçek kokusu, gülüşün sarısı, kaşın yarası.
Solda kalbim, gönlüm ve özüm,
Sağda sevdam, hayalim,
Umdum ben.
Umdum, sadece ve sahipsiz.
Yalın derdimi kusamam tanrılara.
Ne olurdu,
Başkalarında bulayım hatalarımı.
Sende yalnızca büyür ve iyileşir
Bir hal umdum.
Bırak başka tesadüflerden alayım dersimi,
Bana işaret edip böyle geçip gitme işte ömrümden.
Canın gerçekten yanması neymiş,
Gözpınarları nasıl kururmuş, şimdi anladım.
Böyle katmanlı üzülebileceğimi hiç bilmiyordum oysa,
Kaşlarımı bile kaldırmıyorum yerinden şimdilerde.
Tek birinin yasını tutmuyorum, ayrılık gerçeğiymiş.
Sen, hayallerimdeki sen, seninleyken ben, kalbimde sana ayırdığım odacıklar.
Saatlerimiz gibi kocaman yasım.
Uykumuz gibi,
Şimdilerde bırakamam kendimi.
Ele geçirir gece beni,
Korkarım.
Küçücük kaldım,
Ömrümün köşesine çömelsem.
Bir süre kaçsam, zaman bana dokunmadan geçip gitse.
Her gün hayatın içine çırılçıplak düşmeye
Dayanamıyorum.
Artık.
Cenazeme gelmeyeceğini kabullenemedim.
Öyle akılalmaz ki hiçbir şeyim olmadan her şeyim olman.
Adından ibaretsin.
Kanım kavruluyor,
Kocaman bir tarhana kasesi oluyorum.
Güneşin günleriyle kuruyup kalan domateslerim,
Yandım, yoğurdu faydasız, içimde ve dışımda.
Ev buram buram kokuyor fakat bomboş duvarları.
Kime koksa, kimseye.
Anlatamıyorum derdimi işte,
Dolapta giymediğin eski bir kot oluyorum.
Rengi yerinde, cazibesi ölü, biraz yırtık,
Ama değişmezcesine dolabında duruyorum.
Katlanıp küçülüyorum, ittirilip büzüşüyorum.
Zamana ise
Sadece sen kapıyı açtığında tanıklık ediyorum.
Kaç ay, kaç gün ya da yıl geçti?
Bilmiyorum.
Göz göze gelemiyorum, belini de saramıyorum, bir zamanlar idi sardım.
Sen de, o günlerin anısıyla kıyıp atamıyorsun,
Yine de saramıyorum.
Var mıyım, yok muyum?
Bence her yerdeyim,
Yani yokum.
Merkezi sen olmayan şiirler yazamazken
Kendime küsüyorum.
Elem, keder, yas.
Kız kardeşlerim, aynı döşekte serili göbeğimiz.
Sonsuz bir günde, dokunmuş bir köy evinde,
Aynı günü,
Her gün,
Yeni baştan yaşıyorum.
Aynı hatalara ağlayıp aynı özlemlere gülüyorum.
Aklımın çıkışı, elimde değil.
Değil elimde kulbu işte, nerede bilmiyorum.
Belki bir gün, başka benlerde mümkün kurtuluşum.
Nilsu GüleşKayıt Tarihi : 4.3.2026 17:20:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!