geceye yaslanmış bir pencereyim ben,
sen geçiyorsun içimden,
adınla açılıyor karanlık ,yasemin.
bir koku gibi değil,
bir hatıra gibi siniyorsun zamana
unutuldukça çoğalan,
hatırlandıkça can yakan
yasemin,
sen beyaz bir suskunluksun
kirlenen cümlelerimin ortasında.
herkes bağırarak severken,
sen sessizce yakıyorsun beni.
bir çiçeğin bu kadar ağır gelmesi
normal mi kalbe?
geceleri duvara düşen gölgem
senden daha yalnız değil.
ama senin yokluğun
bir odadan fazlası
bir ömür eksiliyor her akşam,
bir ihtimal daha gömülüyor toprağa.
yasemin,
adını söyleyince
dilimin ucunda bir mezar taşı beliriyor.
ne zaman seni ansam,
içimde bir şey ölüyor
ama kimse fark etmiyor.
çünkü bu ölümler
çok sessiz oluyor.
sen gittikten sonra
çiçekler bile küstü balkona.
toprak seni sordu bana,
rüzgar adını ezberledi,
bir tek ben
unutmayı beceremedim.
insan bazen en çok
beceremedikleriyle yaşar.
yasemin,
sen bir bahar vaadiydin
hiç tutulmamış.
geldiğin yerlerde
umut yeşerdi,
gittiğin yerde
sadece ben kaldım
kökü kesilmiş bir bekleyiş gibi.
kalbimde açtığın boşluk
bir çiçek saksısı değil,
bir çukur artık.
ne eksem tutmuyor.
sevgi mi? kuruyor.
zaman mı? üzerime yıkılıyor.
demek ki bazı kokular
sadece bir kez solunmak içinmiş.
yasemin,
seninle ilgili en acı şey
gitmen değil,
gidebileceğini hiç düşünmemiş olmam.
insan hazırlıksız yakalanınca
kader bile hoyrat oluyor.
şimdi geceler
adını fısıldayan bir dua gibi.
kabul olur mu bilmem
ama her susuşumda
sana biraz daha yaklaşıyorum.
belki de kavuşmak
bu dünyaya ait değildir.
eğer bir gün
bir duvar dibinde açmış
yalnız bir yasemin görürsen,
bil ki
ben oradan geçmişimdir.
ve hala
seni sevmekten
vazgeçememişimdir...
Mustafa Alp
01/04/2024 05.00
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 23:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!