Şu gözlerim dolar erir akarım,
Sağıma soluma döner bakarım,
Ben kendi kendimi aman yakarım,
Sılaya hasretim olduktan gayri.
Gözyaşlarım dinmez her gün ağlarım,
Dünü bırak dünde kalsın,
Derdi tutma sular alsın,
Yarın ya sensiz olursa!
Omuzlarda tahta salsın.
Bir zamanlar oyunları rüyalarda kurardık
Sabahları kalktığımızda hepte seni yorardık
Derken okul yollarında saatleri sorardık
Hayal bahçelerinin biz çocuklarıydık annem
Şimdi rüyadan uyandık pembe yastıklar gitti
Bir yanım acıyorsa sevmelerimde,
Özlemlerim sönmeyen közse şu yüreğimde,
Besliyorsam hasretimi ben koynumda,
Bir sözüne bir gülüşüne,
Savruluyorsam geceleri diyar diyar,
İddia ediyorum sana yar;
Şu omuzlarda salınarak gelen yolcu,
O kim biliyor musun?
Hadi gel taşlarını ayıkla,
Şurada da var görüyor musun?
Toprağını sulayarak kaz,
Çünkü toprak sert hep zorlanıyorsun,
Lalenin boynu bükük sümbülde yoktur neşe,
Kara toprak özlemde hasret kalmış güneşe,
Birde yağmur inerse her tarafta pürneşe,
Rengarenk çiçek açıp canlanır bundan sonra.
Yağmurun bereketi bir aşkı doğuracak,
Mahpus damı is bağlamış
Ellenmiyor ellenmiyor
Ranzaları pas bağlamış
Silinmiyor silinmiyor
Görüşüme yarim gelmiş
Bu Şehrin koca heybetinden,
Şu geceleri oldum olası,
Bir çocuk gibi korkarım.
Sırtımdaki hüzün dolu gam yükünden,
Yüreğim parçalanır da hep ufalırım.
Karış karış bilirim sokaklarını,
Bu dert başımdan gitti gideli,
Bir boşluk oluştu sol yanımda,
Bu dert başımda değildi de,
Efil efil esen yel miydi?
Yoksa gittiğim her yerde miydi ne!
Ağaçları aynı ağaçlar,
Vıcır vıcır dallara konan,
Kuşları yine o kuşlar.
Her gece düşlere sığınan,
Ve her gecenin sabahında,
Koca koca umutları olan;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!