Yasak elmasın kollarında ölemediğim,
Dokunmak istediğim fakat uyuyamadığımsın,
Uyutmayanımsın.
Bir yanımdasın fakat değilsin tenimde,
Eksik kalanımsın.
Yastıklarımsın sarıldığım,
Bir ben değilsin diyemem büyük bir benken,
Sen aslında benken,
Ben aslında sen olmuşken,
Farkında olmasakta kalplerimiz birlikte atarken.
Farkında olmasakta kalplerimiz birlikte atarkendi,
Eksikliğimizi bilemeyişimiz.
Hissizliğimiz çok tenlerin sebebi,
Bizsizliğimiz hatalarımızın bedeli,
Korkaklığımızın, anlamsızlığımızın.
Anlamsızlığımın, anlatayamayaşımın.
Anlamadılar...
Yazmak sana ölümün uçurumundan,
Konuşmak seninle ölüme el açmak gibi,
Tanrıdan hallice.
Dua etmek, bir hiçliğe inanmak gibi.
Sana sarılmak bir boşluğa sarılmak gibi,
Yok olmak gibi,
Ölümle sevişmek gibi!
Karanlık gibi,
Aynı sen gibi.
Dokunmak isteyipte dokunamamak sana,
Hissetmek isteyipte hissedememek.
Bir elma.
Tenini ve tadını bildiğin,
Genede keşfetmek istediğin.
Karanlıkta kaybolup,
Bedensel düşlerden arınıp,
Ruhsal bir istek aradığın.
Bir istek tamamı.
Ruhsal arınmalarından,
Kaybolmak istediğin,
Kaybolmak isteğim.
Asla sonunu göremeyeceğiniz bir şiir bu,
Kalanını bedenlerimize kazıdığımız.
(Yazamadığım bir ortağı var bu şiirin. Elleri ellerimde yazdık bu satırları ve yaratanı ben değilim bu satırların fakat bizim çocuklarımız, bizim büyümeyen ve asla büyüyemeyecek olan satırlarımız bunlar. Beni affet!)
Saçlarını dizelerime sardım,
Tenime, gecelerime, ruhuma sardım.
Sigarama sardım,
Seni çektim ciğerlerime.
Kokuna gömdüm kendimi,
Göğsümde uyanmanı huzur bildim.
Zerre değilim pişman,
Yazmak için yaşamadım seni.
Son gecemizin son sönen sigarasını bastım gecelerime,
Bir yanmayanını sakladım en kuytu köşelerime,
Bir umut gelir ve yakarsın diye,
Bir umut gelir ve seversin, sararsın diye.
Pişmanlık değil, masumiyet.
Ölüm değil, yaşam.
Ruhumda bir haykırış var gittiğinden beri,
Sebebi biliyor olmam dönmeyeceğini geri.
Kaybolmak istediğin,
Kaybolmak isteğim.
Bizi kirletemedi yaşadıklarımız,
Biz arındık duygularımızla.
Ne gördüysem şu küçücük yatağımda,
Bir sen kadar dokunmadı küçücük duygularıma.
İlk kez memnun oldu Tanrı, hissettim. Biliyorum.
Kafamı yasladığımda çıplak göğsünün ortasına,
Yaradanın minneti atıyordu, duydum. Biliyorum.
Boyalarına karışmış, sana karışmış, ben olmuş gözyaşlarını bıraktığında yastığıma,
Yaradan bizden çok ağladı, yağmurlar yağdı bir yerlerde, ben de ağladım. Biliyorum.
Sarıldın bana, seviyorum.
Sev desen nasıl severim?
Gel desen nasıl gelirim?
Fakat öl desen elbet ölürüm sana,
Bir beden, bir ruh kurban etmek az bile sana.
Dinleyemedim seni koca bir gece,
Dinleyemedim seni son bir gece,
Nefesinin dudaklarımda olması anlamsız kıldı kelimeleri.
Özür dilerim ama ben unutamam seni,
Özür dilerim ama ben sen diye silebilirim her eli.
Bu bizim hatamız,
Bu bizim pişmanlığımız,
Bu bizim karanlığı aydınlığa çarpışımız.
Ve ölmeyeceğim ben son kez seni görmek adına.
Ölümü öldürebilecek kadar güçlü bir dişi olduğunun farkına varman adına.
Kaybolmak istediğim!
Bir kainatın fay hattı kaydı,
Milyonlar yok oldu belki de,
Belki de yok ettik bir paralel evreni bir gecede,
İşte böyle sevdik biz bizi bir gecede.
Sen gittiğinden beri kesik sular,
İki gecedir tenimdesin hala,
Ve ben zerre kirli hissetmiyorum sen tenimdeyken hala.
Parmaklarım hala sen kokuyor,
Sinmişsin ruhuma.
Sırf sen tükürme diye mezarıma,
Asmayacağım canımı tavan aralarına.
Sadece gül bana gülüşü güzel,
Gelişi güzel gel hatıralarıma.
Yaktığım sigara,
Doldurduğum rakı,
Son tekim,
Son kadehim,
Ölümü katledip beni doğuran.
Kalma yatağımın bir köşesinde,
Karalama beni teninin en ücra köşesinde.
Sen benim hayatımın en güzel hatası,
Sen ki hissedebildiğim son dişi.
Bırak doğsun güneş zamansız seken kalbinde.
Kalp ritmimi yerlebir ederken sen,
Ölmek benim ne haddime?
Bırak canlansın bir bizden varolan bacakaranda,
Eğer yaşamalardan kaçacaksak neden varız bu boyutta?
Sevişemeyeceksem seninle geceler izlerken bizi,
Neden nefesim nefesinde?
Neden ruhumu zımbalamışlar gözyaşlarına, acılarına, acılarımıza?
Tenimde sen olmadıkça,
Yıkmadıkça biz duvarları,
Korkusuz olamadıkça biz,
Bir sonu olmayacak yazılanların hiç.
Kaybolmak istediğin,
Kaybolmak isteğim.
Üzgünüm fakat,
Tarih bizi korkak yazacak...
Sardım sarmaladım bende son çıkarttıklarını,
Bir kokun kaldı bana,
Bir de söndürdüğün son sigara.
Kalmamış elimde avucumda başka bir hatıra.
Olmamış şiirlerim senden sonra,
Olamamışım aşık Süreya kadar ben asla.
Gel sonunu sen bitir,
Gel teslim et beni topraklarına,
Ya da yak beni üfle küllerimi avuçlarından.
Son kez küllerim dokunsun ellerine,
Son kez küllerim hissetsin nefesini.
Sen benim darağacımdan derme çatma bir ev kurdun,
Üstünde durduğum taburenin önüne sıcak bir yemek koydun,
Boynumdaki ipi alıp kalbime kilitler vurdun!
Sen bir nefesinle karanlığa boğabilirsin tüm gezegeni,
Sen bir nefesinle canlandırabilirsin tüm ölüleri,
Harcama nefesini, sevmekten vazgeçmeyeceğim seni.
Senin,
Kaybolmak istediğin gibi,
Benim,
Kaybolmak isteğim gibi.
İzledin mi hiç bileklerini bir daha olamayacağımız çiziklerden?
Kan kokusu değil sen korkusu sardı teni.
Karanlığımda nefes yok, sen aydınlatmadıkça.
Yatağımda uyku yok, sen yanımda olmayınca.
Yalvarırım götür beni son gecemize,
Dudaklarından aktığım dakikaları ser önüme,
Titreyerek öpüştüğümüz saniyeleri ser nefeslerime!
En küçük tıkırtıda, gecenin en ücra saatlerinde giriyor odama annem,
Öldüm mü, ölmedim mi? Kontrol ediyor, sen gittikten sonra,
Biz bittiktek sonra en güzel gecede,
Geceler bana ateş misali en yüksek derecede.
Bir cehennem azabı gibi,
Tatmadığım duygu sonrası gelen tatmadığım acı gibi.
Bir duman daha alıyor son tekimi söndürüyorum,
Sönme sen!
Var daha rakım buna güveniyorum bu gece biraz,
Bu gece biraz daha sen olasım var.
Her gece sen olasım var aslında fakat kaybolamıyorum ruhunda,
Kaybolmamız gerekirken yıkamadığımız duvarlar yıkılmış üstümüze,
Biraz itsek, biraz güçlensek, biraz tükürsek,
Sen güzel tükürürsün bilirim söylemlerinden.
Bir tükürsen aslında, şöyle okkalı.
Ne kalır bir toz parçası,
Ne kalır bir duvar hatırası.
Duvarda asılı kalmış tablolar bile erir acılarımızdan,
Diyorum ya, silersin sen istersen tüm geride kalanları.
Sen ne istersen yaparsın gecelerde,
Öyle masumsun, öyle uzun saçların, öyle güzel kokar tenin.
Öyle kaybolur bacaklarında parmak izlerim zifiri karanlıklarda.
Öyle sevdim ben seni,
Böyle silkeledim varımı yoğumu,
Öyle sildim varımı yoğumu, elimi avucumu.
Öyle aldım bu riski,
Öyle bıraktım sana tüm hislerimi.
Ben söylemedim tüm bunları,
Geceler gelip fısıldatı şimdi.
Tam da bir duble daha doldurmuşken,
Bir duble daha sana sarhoş olmak isterken.
Yoksun yanımda,
Kaybolmak istediğin halde,
Kaybolmak isteğim halde.
Alkolüde yaratmasa yaradan,
Neye tamah edecekti bu kaftan?
Aklımda dönüp duran bir senin yüzün,
Geçmişimide sikeyim, geleceğimide.
Gelmesin senden başka hiç kimse.
Biliyor musun gülüşü güzel?
Benden başka yakamamıştı çakmağımı, hiç kimse.
O kadar renk varken tenimde,
Bir beyaza sen gibi,
Bir siyaha ben gibi boyun eğeceğiz yıllarca,
Monokrom acılar içinde ağlayacağız asırlarca.
Anason kokacak memelerin dudaklarımdan sonra,
Ve her gözüne güneş vurduğunda sarhoş olacaksın,
Ciğerlerin ben dolacak yapraklar koktuğunda.
Bak şunu bir kavra pişmanlığından nefes dahi alamayan,
Ölüme tohum serptin sen,
Yaşam kustum ben gidince sen.
Ellerimi yüzüme açıyorum, tıpkı dua eder gibi.
Seni hissediyorum içinde,
Bacaklarını hissediyorum,
Göğsüme damlayan gözyaşlarını falan,
Seninle deliler gibi titreyerek öpüşürken, tam bacağının içinde olan elim ile sıkarken tenini, tenine bıraktığım çocuklarımın teninden elime akmasını, oradan damla damla yatağımda kaybolmasını ve tüm bunları umursamadan ruhlarımızın birleşmesini hissediyorum. Pek bedensel betimledim fakat incir çekirdeği kadar değildi değil mi bedensel?
İşte o sırada ruhum girdi bedenine,
Ruhun girdi bedenime.
Kaybolmak istediğin,
Kaybolmak istediğim gibi.
Affet beni! Pişmanlıklar ektim tenine sen avuç avuç ölümleri köklerken bende.
Affet beni! Ben olmasam bile baba olmak isterdim teninde öldürdüğüne.
Affet beni! Çıplağım sana senin gibi dürüst olmam gerek her karşına geldiğimde.
Affet beni! Kardeşim dediğin kadına mahçup ettim seni!
Sarhoş olmasam da olur,
Sabahın ilk saatlerinde öperken seni bir kaç promildim belki,
Sevdim seni, çekinmedim öperken,
Seviyorum seni.
Daha ne kadar çıplak olabilirim sana?
Bir neşter alıp sıyırsam tenimi kemiklerime kadar,
Hatta iliklerime girsem,
Bir işe yaramaz biliyorum.
İçimden çıplak bir ruh çıkacak sahibi sen olduğun.
Aynısını sen yapsan mesela,
Ben çıkacağım, çıkabileceğimide sanmıyorum pek,
Pek sevdim yerimi, pek sevdim kalbini, pek benimsedim.
Kaybolduğum bedeninde yol göstersen bile bana çık diye,
Çıkmayacağım işte!
Böyle toplayacağım dizlerimi bir çocuk gibi. Ellerimide kapatacağım yüzüme, omuzlarımı silkerek; Hani annesinden zorla alının bir çocuk gibi adeta. "Banane! Banane ya! Seviyorum işte! Bırakma, gitme! Gitme ya!" diye diye ağlayacağım tam öptüğüm sol göğüsünün anason kokan penceresinde.
Öyle masum seveceğim seni,
Öyle masum sevmedim mi seni?
Hadi beni boşver sor gecelere.
Aç kollarını yağmurlu bir gün, fakat muhakkak ayakların yalın ayak bassın topraklara, elinde bir elma olsun. Bu elma sana bana yasak olsun. Mahreminde yapraklar dursun. Dönerek haykır tenine ben gibi düşen yağmur damlaları eşliğinde göklere. "Sevdi mi beni?" diye... Şimşekler çakmazsa eğer, yıkılmazsa tüm şehirler, gel koşa koşa ve tükür mezarıma.
Öyle masum sevdim ben seni,
Öyle ölümlü...
Çünki Tanrı sanıyordum ben kendimi sen gelene dek,
Sen öpene dek beni.
Ölmem sanıyordum ben intiharı düşlerken,
Nereden bileyim be gülüşü güzel?
Ben nereden bileyim?
Görmemişim ki bir gece yarısı karşımda hiç Tanrıça,
Bir Tanrıça'ya dokunmamışım ki hiç nefes aldığım bu sikik zaman zarfında.
Ruhuma ektiğin yaşama dahi sevinemiyorum sen gittikten sonra,
Sen gittikten sonra nefes alıyorum almasına ama senin ruhun olunca kaynağımda, ne bileyim yahu sensiz bir garip hayat denen safsata falan bana. Şiirselde değilim eskisi kadar, bir kaç gün geçmiş aslında sen gideli geçmez bile bir elin kırılabilen kemiklerini lakin bana yıllar gibi.
Kaybolmak istediğin yasak bir elma,
Kaybolmak istediğim yasak bir elma.
Seni bir gecede evren gibi genişler gibi sevdim ben, saniye saniye.
Öyle masum...
Yasakmışsın sen bana!
Doğa Karataş
Kayıt Tarihi : 7.5.2018 15:52:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



