ağustos on yedi.
ışığı içinde sakladı Çiminigaga,
ve biz
yürüdük geçtik karanlıktan
kanatarak dizlerimizi
ve buradan doğdu ışık
yetingen kuşların kırılgan kaçışına.
gözlerimizin uçurumunda,
bizler;
kılıcı hiç kan görmemişler,
yitik ülke kıyılarında
aydınlanmadaydık
kendi içimizden gelen ışıkla.
oysa, kaçmak
daha fazla kavgaydı fırtınayla.
ölüm açtı tarlalar çiçek çiçek
siklamen, kardelen ölüm açtı,
ve bir öfkeli tufanın ardından
şarap sundu Soratanga;
Aydan
jüpiter’e kadar
bütün kılık değiştirmiş tanrılara.
açıktı gözleri.
kuşlar yerine getirdi birer birer
kendilerinden istenilen herşeyi
ve oynamaktaydı herkes
kendisine dağıtılmış olan eli.
elleri soğuk,
solgundu benzi
ve paramparçaydı
antibiyotiklerin,
ağrı kesicilerin saldırdığı
damarları.
ve harmanda kalmıştı ekini.
ama, o kadar güzeldi ki;
kendi gözlerinde olmalıydı yeri.
ve bir buzlu camın ardında kalan
çıplaklığıydı
en güzel elbisesi.
ölüm açtı tarlalar,
begonviller, sardunyalar
ölüm açtı;
uyumaya yattığı,
kendi korkularımızı
ve tükeniksiz acılarımızı yarattığımız
toprak.
ve biz hazırlanırken karakışa
giderek kimsesizliği yaşamaya
derinleşiyordu
yalnızlığımızın hüznündeki
çatlak.
Kayıt Tarihi : 13.10.2004 12:43:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Kainatta tek bir gerçek ilah/Tanrı vardır ve o da, hiç şüphesiz alemleri yoktan yaratıp, yarattığı günden beri de en güzel şekilde yöneten Allah'tır. Allah'a rağmen, çakma ilahlara rağbet edenlerin de akıbetleri kesinlikle hüsrandır!
Yaratmak fiili ancak, Alemlerin Vahid ve Ehad olan Allah'a mahsusutur.
Bir deprem mi anlatılıyor?
Neden olmasın...
Bir savaş mi tahayyül edilmiş?
Neden olmasın...
Bir tsunami kurbanları mı dile getirilmiş?
Neden olmasın...
Yoksa Budistlerin Arakan Müslümanlarını katledişleri mi anlatılıyor?
Kim bilir?
Belki...
Ya kardeşim, perdeleri o kadar çok çekmişsiniz ki, ışık sızmıyor. Karanlık odada resim banyosu mu yapıyorsunuz?
İnsanlığın, insanların zor bir anı, yaşadıkları bir felaket anı işlenmiş. İşlenmiş de ne gibi bir felaket belli değil.
İnsanın kendi iç alemiyle hesaplaşması da olabilir mi?
Sadece düşündük canım. Bence çok az bir ihtimal...
Onulmaz bir hastalığın etkisinde kıvranan birinin ve ya bir salgına şahit olmuş birinin etkisinde kaldığı olayları anlatan bir şiir olur mu?
Olur mu, olur...
Bu kadar çok düşündürdünüz işte.
Serbest bir şiir.
Konu da türe uygun...
Sevgi ve saygılarımla...
'GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ'
yitik ülke kıyılarında
aydınlanmadaydık
kendi içimizden gelen ışıkla. Ne güzel! Tebrikler ve saygilar...
TÜM YORUMLAR (10)