Ben acıların derinliklerinde yaşayan biriyim. Öyle yüzeyde değil, en dibe çökmüş, sessizliğin bile tedirgin olduğu o karanlık yerlerdeyim. Gözlerimin içine baksan, hiçbir şey göremezsin. Çünkü orada artık sadece küller var... Yanmış hayallerin, yarım kalan cümlelerin, geri dönmeyen insanların külleri.
Bir zamanlar sevmiştim... Hem de öyle sıradan değil, içimi söküp vermiş gibi. Kalbimi avuçlarında kıran birine inat, hâlâ sevebilmenin mucizesine tutunmuştum. Ama anladım, bazı insanlar yalnızca almak için gelir, vermek için değil. Ve bazı yıkılışlar, insanı baştan yaratmaz, sadece eksiltir.
Artık gülemiyorum eskisi gibi. Dudaklarımda beliren tebessüm, bir savaş maskesi gibi... Gözlerim bazen gülüyor gibi görünür, ama içlerinde sessiz bir cenaze alayı yürür.
Bir tek seni sevdim,
Adını fısıldadı gecenin en sessiz rüzgarı.
Kalbim, her atışında seninle yankılandı,
Derinlerde bir sır gibi sakladım seni.
Gözlerinle doğdu sabahlar içimde,
Biraz hastayım diyorum,
ama bedenim değil asıl çöken
içimde, senin yokluğunun izini süren
bir boşluk var, derin ve tarifsiz.
Hekimler ne anlar kalp acısından
Aşkın nereden vurduğunu kim ölçebilir ki?
Sen, karanlığa mahkûm dünyama doğan bir ışık oldun.
Gün yüzü görmeyen yüzüme sıcak bir aydınlık getirdin.
Hiç sevilmemiş birine, sevginin ne demek olduğunu yüce gönlünle gösterdin.
Gerçek sevginin hâlâ var olduğunu, sevgisizliğe alışmış bir yüreğe
yeniden tebessümler kondurarak hatırlattın.
Bazen yaşam, bitmeyen bir bekleyiş gibi gelir.
Sabahlar, yalnızca gecenin bitişini müjdeleyen soğuk bir hatırlatmadır.
Günler, içi boş bir defter gibi; yazsan da, yazmasan da aynı sessizlikte durur.
İnsan, kendi kalabalığında boğulur.
Kendi nefesinden bile yorulurken, dışarıdaki sesler sadece daha büyük bir gürültüye dönüşür.
Bir çift göz gördüm bir zamanlar,
Suskun ama vaadkâr…
Göz göze gelişlerimizde
Kelimeler sustu, kalbim konuştu.
Ama sonra...
Dört yaşında kaldım, bir düşle yarım,
Babam gitti, gitti ardında acı bir sızı,
Hayatın yükü omzumda, ağır ve kırgın,
Öğrendim düşerek, kalkmayı, dimdik durmayı.
Kahraman oldum kendi masalımda,
Bazen kalbin aradığı şey, tam da onu sessizce seven bir yürekte gizlidir.
Bir adım atmak… ve o adımda kendini bulmak, en gerçek mutluluktur.
Sevgi, saklanmakla değil, cesurca bir kalpte yer bulmakla büyür.
Birini sevmek değil sadece…
O sevgiye sahip çıkan, arkasından usulca yürüyendir asıl seven.
masal perisi iner de geceme değerse,
Adını sorar önce,
Sonra “kalbi kırılanlar erken büyür” der fısıltıyla.
Ben de ona senin hikâyeni anlatırım
tütsüsü dağılmış bir büyü,
ışığı sönen bir tılsım gibi.
Bir çocuk kalmış içimde, dört yaşın sessizliğinde,
Bir el bırakmış beni, tam da dünyanın eşiğinde.
Giden bir baba var, sesi varda, adı yok
Gözlerimde gölgesi
Bazen bir rüya gibi özlüyorum adını bilmediğim bir babayı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!