Bazen sonunu tahmin ettiğin hatta bildiğin bir hikâyeye başlarsın. Hikâye öyle güzeldir ki peri masalı gibi gelir sana, hele kahramanı; Kaf dağının arkasında, Anka kuşunun bin yıl boyunca uçsa da ulaşamayacağı köşkünde oturan sadece gözleriyle konuşan peridir. Peri kitabın içinde olsa da avuçların da sıcaklığını hissedersin, hem de hikâyenin sonunu bilebile hissedersin sıcaklığını... Başkalarına göre hikâye sana göre peri masalı olan yeni başlamışken kâğıt kesiği gibi acımaya başlar kalbin çünkü sonunu biliyorsundur.
Derinden bir özlem duymaya başlarsın, tüm vücudunu sarar, anlamsız yerlerde, hiç olmayacak dakikalarda aklına gelir. İlk önce hafiften bir yürek yanığı, gözlerden akan damlalardan sonra sıcak bir tebessüm kalır dudaklarında ve onun için iyi dileklerinle bitirirsin o anı yaşamayı. Artık böyle anlardan başka yaşayamayacaksındır onu, hikâyenin içindedir sadece, ne bir resmi ne de silueti vardır kitapta. Bir tek aklında kalacaktır ama senin olmasını istediğin gibi kalacaktır.
Sıcaklığını ilk hissettiğin gibi kalır dudaklarında okuduğun ve sonunu bildiğin kitabın kelimeleri. O kelimeler ki daha önce okunmuştur ve bunu bilmen yaralar seni ama sen o kelimeleri öyle okumuşsundur ki anlamlarını tekrar tekrar bulur sıcak kelimeler. Daha önce ve bundan sonra okunduğunda bir daha bu anlamlar çıkmayacaktır sevdiğin kitabın kelimelerinde. Sen de bundan sonra böyle kelimleler okuyamayacaksındır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!