Ellerim dersem el üşümesini
Gözlerim dersem soğuk rüzgarı
Sözlerin dersem eversti ağrıyı
Üşüyorum dersem şiirimde anlarmısın
Kibrit satan küçük kız hep kahramandır
Sustum
Sessiz çığlıkları savurdum
Sen sus dedin ben sustum
Sen olmadan değil
Sen varken sana susadım
Ölüm kokmalı toprak, bazen umut
Dünyanın eylemidir, nefsini avut
Gün yarı yarıya gezer, ruhunu uyut
Titremeden ibaret ölüm, sonrası ebedi sükut
Yeşil gelir kara toprağın özünden
Sinemden soğuma
Soğuma sakın yılan sanarım
Uykularımı terk eder
Rüyalardan kaçar seni yalan sanarım
Hayat değil mi? üç beş durak
Mazaretim kabul buyrulsun
Asilerin öksüz kaldığı yerlerde
Sebebsiz gidişim bilinsin
Ayrılığın kutsandığı şehirde
Ani değil, yeter diye feryatlar vardı
Dede Korkutan destan dinleyemedim es geçtim
Göç başladı obalar kalktı ve yine ben es geçtim
İki büyük göllü üç denizli topraklar
Bin yetmiş bir atalarım geldi ben es geçtim
İlim geldi Kur an geldi hey Anadolu
Ana gibi yürekler doluydu ben es geçtim
Cumhuriyetin, değerini yücelten
Adaleti, insan insan diye yükselten
Bağımsızlığı ile hürriyete götüren
Bu yolda yürümeye yüzünüz var mı
Kırılmış zincirlerin, örümcek ağları
Bir gün çocuk olmalı insan.
Islak mendil kurumadan, barışmak için.
Güneşin batışı ile annenin seslenmesin de ki, denge için
Mutlu olmak için, bahaneleri bulmak için,
Bazen ödevi asıp, öğretmenin sözleri ile yıkılmak için.
Senin babanın tarlası
Senin ve babanın tarlasıdır
Benim babamın tarlası
Benim ve babamın tarlasıdır
Köy dediğin babanın köyü değil ki
Köy dediğin babamın köyü değil ki
Şiirinizi yazmaya kalksam
İlk önce,
Keğıdımın zemin etüdünü hazırlarım
Temeli sağlam atmalıyım kalemlerle
Beton beton sıralamalıyım arsızlığı
Ruhsat için bedel makbuzlarına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!