Büyük ölülere yas gerekmez,
fikirlerine bağlılık gerekir.
M.K.Atatürk
Siren sesleri kesişirken kulaklarının dibinde; tüylerin diken diken olur, dizlerinin dermanı kesilir.
O anlamsız- melodisiz titreşimin rezonansıyla ruh ve beden; yaşanmamış yılların olmazını olur yapan,
insana insanlığını hatırlatan,
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




tebrikler efendim..
‘’Atanın dönemi; iyinin kazandığı, insanların/insanlığın kazandığı, şerrin / şeytanın sindirildiği dönemdir. ‘’
Peki, öyleyse neden karşısınız ataya? Atanızdan emin olmanızı sağladığı için mi???
Kutluyorum yüreğinizin güçlü ve güzel sesini sevgili Müsade Özdemir.. teşekkürlerimle..
F.R.Atay'ın dediği gibi;
'O ülkesi adına kazandığı savaşlardan, yaptığı işlerden de büyük bir insandı' Şimdi kendilerinden de küçük hesapları ile onun izlerini silmeye çalışanlar bunu asla başaramayacaklardır.
Kutluyorum kaleminizi, yüreğinizi...
Şimdilerde iblis/şer, kefeni yırtıp süpürüldüğü kuburdan fırlamak/hortlamak için uygun ortam aramaktadır.
İnsanoğlunun sağduyusu buna fırsat vermeyecektir. Bu bir temenni, bir öngörü değil; yaratılışın, inancın hiç sapma göstermeyen kuralıdır.
o ortamı asla bulamayacaklar!
kutlarım sizi
içten ve samimi bir yazıydı...özel günlerin merasim için sipariş nutuklarına hiç benzemeyen gönülden yükselen sözlerdi..
gönlün , akılla koşut gittiği güzel günlere, güzel geleceklere
Diyorum efendim,
Saygılarımla
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta