Ceplerinde iflasın paslı demirleri,
Ruhunda, yıkılmış bir şehrin isli kokusu.
Ne cüzdanında bir umut kırıntısı kalmış,
Ne de yarına dair parlak bir tapusu.
Herkesin koşarak geçtiği o bitiş çizgisinde,
O, dizlerinin üstüne çöküp soluklanmış sadece.
Bir gece değil, bin gece yürüdü o uçuruma,
Ölüm, buz gibi bir nehir olup aktı ayağının ucuna.
"Gel" dedi karanlık, "Bitir bu gürültüyü."
Baktı aşağıya, o dipsiz, o sessiz kuyuya...
Korktuğundan değil, sırf inadından,
Geri çekti adımını o son kenardan.
Zafer kazanmadı, hayır, bayrak dikmedi tepeye,
Sadece düşmemeyi öğrendi, sendeleye sendeleye.
Şimdi tek bir limanı var bu fırtınalı denizde:
Bir insan yüzü, iki çift laf, bir sıcak nefes.
Kelimeler, ağrı kesici gibi gelir yorgun gövdesine,
Dinlerken onarır kendini, başkasının sesinde.
O, okyanusun dibinde vurgun yemiş ciğerleriyle,
Tahammül edemez kıyıda ayak ıslatanın kederine.
Büyük yangınlardan sağ çıkmış birine,
Kibritin ateşiyle yandım diyemezsin.
Kayıt Tarihi : 5.1.2026 10:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!