Ey Sâkî, sun şarabı, kadehte olsun visâl,
Kalmasın yüreğimde, ne elem, ne de melâl.
Her yudumunda bir düş, her nefeste bir hayâl,
Bir akşam vakti gibi kalbime doğsun hilâl.
Gurbetle savrulur yâr hayâliyle nevbahar,
Serazât olur gönül, hicranla dolar diyar.
Bir yâr ki ömrümüzün seherinde gül açar,
Şimdi uzak diyarda, sesine hasretlik var.
Gel ey hayâl-i yâr çık bu kalb-i perîşândan,
Yâhut gel kurtar beni, bu bitmeyen hicrândan.
Bir baharın uğruna vaz geçilen bir candan,
Dönüver geç kalmadan çıksın gönlüm hüsrândan.
Yıldızlar şahid olur, her gece bakarken ben,
Rüzgârla savrulurum, sözleri söylerken ben,
Aşklarla hem dem olup, kalbimi yakarken ben,
Susuyordum o vakit, seherde ağlarken ben.
Gurbet öyle bir şey ki, günler suskun bir duvar,
Bir sel gibi içimden, aktı özlemle bahar.
Ne dost kaldı yanımda, ne yârdan bir haber var,
Bu hâle bir çare bul, bitti şimdi intizar.
Ey meyhâne-i aşkın, ebedî sâkîsi sen,
Öyle bir mey sun ki, ben; öleyim kederinden.
Sen yoksan bu cihânda, bana ne meyhaneden
Bir damla aşkınla şâd olurdu gönlüm hemen.
Ey Sâkî, aşkın bir dert, her bakışın bir deva,
Gönlüm seninle bahar, seninle aşktır vefa,
Sen yoksan solgun olur gonca güller her defa,
Ömrümün hicranına, neş’e olsun her sefa.
...andelip...
Andelip MehmetKayıt Tarihi : 17.1.2026 13:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Andeliplehece.blogspot.com




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!