Kahvenin dumanı,
ince bir hüzün gibi yükseliyor.
Rumeysa Hanım kahvesini yudumluyor,
Siyahın beyaz içre kayboluşudur bu;
Gündüzün nuru geceden sanki ona kaçıyor,
Güneş batıyor,
Günler geçiyor,
Balkonlu baharların yeşimden saçağında.
Ufuk çizgisi her gurubta evimize misafir oluyor,
Huzur dediğimiz buysa;
Göğsünde göğü taşıyan yıldız tozlarının,
Varolmaya gülümsemesiymiş bu Rumeysa Hanım.
Öleceğimi biliyordum Rumeysa Hanım,
Ama yaşlanmak,
Yaşamanın bu huzursuz ruha zerkettiği
Bir garip eczadan kalan etki
Ruhun kabuğunu da inceltir mi ki?
Hayır,
Yine de güzel bizimki:
Yaşamak, ama seninle,
Yaşlanmak, ama dizlerinde,
Umuda âmâ olanı her teselli edişinde,
Hayat güzeldir Rumeysa Hanım.
Hatırlarsın gençtik daha,
Gerçeğin çölüydü,
Şu bağrımda taşıdığım melanet;
Kaç çiçek açtırdın, belki kaç vaha,
Sureti olmayan sevda denen dağa
Seninle koşmak güzeldir Rumeysa Hanım.
Kaz otaran bir çocuktum ben,
Hızır’ı kıskanır,
Hayaller kurardım kendi hâlimce.
Tarhana kokan rüzgârın
Köy evlerinin duvarlarını yalayışını izler,
Zeytin yapraklarının serinliğini
Yorgan ederdim kendime.
Bütün o ıtr, bütün o fırtınalar
Senli bahara filizleniyormuş
Rumeysa Hanım.
Şimdi biliyorum:
İçimde biriken bütün yollar,
Benden çok,
Sana varmak için birikmiş.
Ve insan, birini böyle severse
Hayatı da severmiş;
Sevenin gözünde
Kader bile,
Keder bile yumuşuyor Rumeysa Hanım.
Kayıt Tarihi : 31.1.2026 00:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!