Karlı dağı çakal basmış,
Doruğuna bayrak asmış,
Sağa sola ölüm kusmuş,
Çek kılıcı dal meydana!
Şom ağızla yermek olmaz.
Hasretime gurbet eller
Ulanırsa yaşayamam.
Göz yaşıyla altın teller
Sulanırsa yaşayamam.
Bu ayrılık bize okul.
Ben yemişim şu feleğin taşını.
Yemişli dal eğer imiş başını.
Neyleyeyim muhabbetin boşunu.
Boşalıp gidiyor öz yavaş yavaş.
Geçmişimi aynalarda izlerim.
Geldi, yaylanın zamanı
Kalktı bellerin dumanı.
Kırın yetişti çimeni.
Yatağı, yorganı sarın.
Başladı göçün çağanı.
Süleyman AYDIN ağanın
Aziz hatırasına, hasseten.
Bir ağam vardı, civan mert,
Seçkin kişi; müstesna fert,
Çelik misali, suyu sert,
Yol uzun, ömür yarı
Yürüdük de yorulduk.
Vatandan kızıl karı
Kürüdük de yorulduk.
Türk’ü tahkir edenle,
Deli gönlüm tasalanma,
Dallar çiçek açtı yine.
Bu yıl bahar, gelmez sanma.
Reyhan koku saçtı yine.
Sarmaşıklar uzattı kol,
Sürücüler yoldan çıkmaz.
Sağa çekim olmasaydı.
Dalkavuklar yüze bakmaz
Yağa çekim olmasaydı.
Kurtlar sürüye karışır.
Bıçak perde yarar gibi;
İnecek yer arar gibi.
Bir acelesi var gibi
Karanlığı deldi sabah.
Gök fecirden nakıştı.
Ben ölünce eşim-dostum derilsin.
Kefen etsin iki ihram çulumu.
Üstüm-başım neyim varsa verilsin.
Fakirlere dağıtsınlar pulumu.
Yasım biter gelir bunun kıvamı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!