Bana adımı sorma yabancı,
İsmim, sırtımda taşıdığım eski bir yük.
Burada, bu tanışıklığın uzağında,
Yeniden doğmuş gibi hafifim rüzgârda.
Sen beni dünkü kavgamla bilmezsin,
Hükmü verilmiş bir davanın tek şahidiyim;
Hem suçluyum, hem kürsüde hakim, hem dar ağacında ip...
Aklımın dikişleri patlamış, hayallerim dışarı sızıyor.
Sizin nizam dediğiniz o dar elbiseye sığamıyorum,
Düğmelerim koptu kopacak.
Bir uçurum kenarında oturmuş, aşağıdakilere el sallıyorum;
Seni sevmek, sabahın henüz kimse uyanmamış o saf ışığında saklı,
Şehrin gürültüsü başlamadan önceki o kutsal sessizliğin ta kendisi.
İçimde filizlenen bir umudun en taze, en ürkek haliyle uyanmak,
Yastığa düşen gün ışığında senin hayalini izlemek her saniye.
Dünyanın tüm karmaşasına rağmen, hayata başlamanın en güzel mazereti,
Her nefeste şükretmek için bulunan o tarifsiz sebepsin sen.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!