İstanbul,
Havasıyla Bir Başka Güzel.
Her Köşesinde Bir Sevinç,
Bir Üzüntü,Bir Acı.
Herşeyiyle Gönüllere Taht Kurmuş
Güzel Şehir İstanbul.
..
Korkmuyorum artık ağlamaktan
Doya doya ağlıyorum sensizliğime
İlk defa ağlıyorum ölesiye
İlk defa korkmuyorum hiç bir şeyden
Sensiz geçireceğim günlerden korktuğum kadar
Ölümde böyle olsa gerek
Tek üzüntü
..
Sevmek nasip olmayan
Sevilmek kaf dağında
Üzüntü yudum yudum
Izdırap bardağında.
Bazen çalar kapımı
Candan arkadaşlarım
..
Kimileri aşklarını,kimileri acılarını,
Bense hayallerimi anlatırım şiirlere.
Ne aşk ,ne üzüntü gerçektir benim için.
Hepsi birer hayaldir.
Ve ben sadece bir hayale aşık olur ,
Bir hayale ağlarım.
..
Tarumar oldu bütün gönül bahçelerim
Üzüntü elem keder dolmuş gözlerim
Leyla kavuşamış mecnununa
Ayrılık sarmış bütün sevdaları
Yanma gönül desem nasıl yanmaz gönül
Ağlamak fayda vermez sevdalara
..
Bak güneş doğuyor
Sana olan sevgim gibi
Bak her yer çiçek açıyor
Gönlümdeki sevgin gibi,
Bak karlar eriyor
Tıpkı üzüntü gibi
..
Sessiz, bir gemi gibi dolaşıyorum, etrafında
Ellerimle dua ediyorum, sızlayan yüreğime, her anında
Mazlum bir bakış içerisinde, dolaşıp duruyorum, hayatımda
Artık anlıyorum, bu bir sevgi çemberinin altında…
Gözlerinin ışıltısı etkiliyor, beni rüyalarımda
Özlem acısı çekiyor gibiyim, dökülen saçlarımın arasında
..
En içten duygularla seviyorum seviyorum seni
Buran buran kokan aşk bu
Rabbim ayırmasın seni hayallerimden
Umut taşıyorum umut
Günlüm ile
Üzüntü keder beni bağlamaz ben seni görünce gülerim
Nerde olursan ol içimdeki çiçeksin
..
Taşı eriten yaş, aşka akandır.
Hüznü akşama yaşatan, yârin küskün bakışıdır.
Süzülmüş yanaktan damla, adı hicran olan;
Gönüle yerleşen matem, ruhun umutsuzluğundandır.
Simaya tutulan yas, sima unutulana kadar.
Ayrılık dediğin yâre kavuşana kadar.
..
Sabırla çekmekte 'Zaman lokomotifi',
bir bir ardınsıra dizilen katarlar misal 'Yıllar' denen yüklerini...
Ve içerilerinde yumak yumak acılar, bulut bulut sevinçler taşımakta irili ufaklı.
İstasyonunuzda kalan 2005 katarına nazar eyleyin,
ve görün şamatanın, hüznün, curcunanın, sevinçlerin hüküm sürüşünü,
katarın çürümüş tahtaları arasından...
..
3-İnsanlığın bir yamyamlık dönemi vardır. Bu yamyamlık, dönemi içinde insanlar insanı, kurban olarak sunuyorlardı. İnsanlığın yamyamlık dönemi sonuna doğru, insan kurbanlarının yasaklanmasına ilişkin süreçler başlamıştı. Bu yasağın benimsenmesi semboller üzerinde oluyordu. Söz gelimi iç yamyamlığı yasaklayan girişmeleri başlatışta kendisinden olanın etini yememeyi, kanını içmemeyi, tükürerek ifade ediyorlardı. Kendi totemdeşini yemeyi yasaklamanın edimsel öğrenmesi; “tükürttüğünü yememekti”.
Tanrı İggiler kendilerinden seçilen birinin etiyle kanına katılan kili (toprağı) karıştırıp yoğurarak insana suretini veren tanrılar kararı karşısındaki suskunluklarını, eti ve kanı yoğrulan İgigi konseptine, diğer İgigiler tükürmüştüler. Kendisinden verilen bir kurbana karşı suskunluğa, bir direncin oluşmasıydı bu.
Bu temelde tükürme, kendisinden olan insan kurbanın etini yememeye ve kanını içmemeye karşı tiksinç ortaya koyan bir dirençti. Şu veya bu sebeple (ittifaklarla) kendisinden bir kurban olduğunda, o gün kendi kurbanının eti olan yemeği yemeyerek, aç kalıyor; üzüntü duyuyor yeme içme yapmıyordu. Hatta cinsel münasebette kurmuyordu. Yas tutarak perhize giriyordular. Böylesi yasla ve lanet içinde oluşun perhizi, iç yamyamlığın yasak olarak ortaya konmasının yol adımlarından bir kaçıydı.
Duyuldu davul sesleri
..
Bu gece yine seni bekledim
Gözyaşımın süzülüp dökülüşünde
Yanan yüreğimin her atışında
Bir de gözümün önünden gitmeyen bakışında
Seni özledim, sadece seni
Varsın olmasın sabah dedim
..
Dostlarımla birlikteyim,
Ne acı,ne üzüntü,ne keder.
Olsa bile dertler bir,
Yürekler bir.
Beraber gülen biz,
Beraber ağlayan yine biz,
Dostlar.
..
Ask dedigin nedir ki?
gerisi gelmeyecekse,
Üzüntü verip kahredecekse...
Ask dedigin nedir ki?
Sevdigin seni Sevmeyecekse,
Sana inanip gelmeyecekse...
..
her üzüntü geçicidir
unutmak
insanoglunun hastaligi
bilmem hangi tarihten beri sürüp giden
yasadigimiz dünya denilen bu yer
bir masal diyari
..
Kötü olmasa iyinin,
çirkin olmasa güzelin,
ihtiyar olmasa gencin,
hastalık olmasa sağlığın,
gece olmasa gündüzün,
siyah olmasa beyazın,
üzüntü olmasa sevginin,
..
Beni hayatın tadına ulaştıran sen...
Bir atımlık barut kesesindeki;
Anlamsız sevda lakırdılarındaki
sevgim değilsin..
Sevmeseydim seni, asla öpmezdim...
Canım yansa da sensizliğimde üzüntü dolu..
Ben seni öylesine düşünemem..
..
ahh sevinç ve üzüntü nasıl bir arada
doğumgünün gelmiş hayret
hangi arada?
(insan doğum gününde çalıştırılmamalı
karşıyım...)
... yoğunsun biliyorum bu arada
arada derede gitmeyecek bu şiir
..
Çektiğin elemi sözde okudum,
Serpilmiş gözyaşın rüzigarlara.
Gelenden-geçenden hep seni sordum,
İşte geliyorum o diyarlara.
Coştu didelerim; nemlidir, nemli,
Sen orda hastasın, ben burada gamlı,
..



