ÖLÜM NEDENİ
Kasabanın epey uzağındaki bir köye gidiyoruz. Mevsim kış. Cenazenin olduğu eve varmak, hayli zamanımızı alıyor. Köylüler evin avlusunda toplanmış, bizi bekliyorlar. Genç bir kadın silahla kendini vurmuş. Mecburi hizmetteki ilk otopsimi yapacağım. Kerpiç ambarın ortasına uzatılmış tahta bir sedirde yatan genç kadının cesedine eğilmiş, adli tıp notlarımı hatırlamaya çalışıyorum. Önce kafa kemiğiydi. Yok, önce giysilerini, boyunu, tahmini kilosunu ve görünüşünü yazdırmalıyım. Sonra, giysilerini çıkarıp klasik otopsiye geçmeliyim. Savcı, sigara uzattığında kendimi “Üç boşluk açılır” cümlesini tekrarlarken yakaladım. Allahım, inşallah her şey yolunda gider. Otopsi teknisyeni de inceden inceye takip ediyor beni, farkındayım. Neyse, bir süre sonra yarıladık otopsiyi. Lakin kurşun yok, bulamıyoruz. Giriş var, çıkış deliği yok. Demek ki hâlâ içerde. Teknisyen, bir an duruyor ve bulamadığımız kurşuna dair, filozofça bir tespit yapıyor: “O bizi görüyor da hocam, biz onu göremiyoz, biliyon mu?..” Sonunda biz de görüyoruz onu ve kurşunu bulup otopsiyi bitiriyoruz. Savcı üşümüş, yerinde kıpırdanıp duruyor. Parmaklar tükürüklenerek, Olimpia marka eski daktiloya karbon kâğıtlar yerleştiriliyor ve tutanak yazılmaya başlanıyor:
“Mevlüt oğlu 1959 doğumlu Ercan Kesal, huzura alındı, usulen yemin ettirildi ve ölüm nedeni soruldu...” Ölüm nedeni? Ben mi söyleyeceğim? Sönmüş bir gezegenden farksız, insanın içini yakan şu garip coğrafyanın orta yerinde, üzerinde solmuş entarisi ve yırtık terlikleriyle yirmi yaşında, esmer, ince yüzlü bir kadın kendini niye öldürür Allahım, ben nerden bileyim. Ama cevap vermeliyim işte. Büyüdüm çünkü, doktor oldum.
ERCAN KESAL
..

Site arkadaşımız Bay Torak Akdeniz
** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...**
- Ayrıca sizi sitemizdeki bu grubumuzda aramızda görmek dileklerimizle
esen kalın.
* Antoloji Sitesi Üyeler Birliği *
Toplam 1 mesaj bulundu