Şule Akşit Antoloji.com


Hayat ileri doğru yaşanıp geriye doğru anlaşılıyor hakikaten.
Doğaçlama oynanan bir tiyatro sahnesinin ortasına düşmüşüm de rol arkadaşlarım bana pas attıkça üzerime düşeni yapmışım gibi...
Bazen konuya hakim sanmışım kendimi, o eminlikle davranmışım bazen de şaşkın ürkek korkak...
Hayat bana zimmetli olsa da genellikle başkalarına kullandırmış, sıra bana da gelir elbet diyerek başkalarına emek vermişim...
Şimdi mi ? Şimdi perdesi kapanmış bir oyun gibi her şey , ne kadarı ben bilmiyorum, O kadar uzak, yani şahit olmuşum ama sanki benim hayatım değil... Bir kostümmüşte perde kapanmış çıkarmışım gibi.
Oyunda ki ben ,ben değil...
..

Devamını Oku

Toplam 56 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • günah

    12.08.2021 - 09:07

    GÜNAH :
    As­lın da sin – günah kelimesi, yanlış anlaşılmış ve yanlış tercüme edilmiştir. Yeni Ahit’in yazıldığı antik Yunanca’dan kelime anlamıyla tercüme edildiğinde, günah kelimesi mantığı kaçırmak anlamına gelmektedir. Ya­ni beceriksizce, körlemesine yaşamak ve böylece acı çekmek ya da acıya neden olmak demektir. Yine, keli­me kültürel çapaklarından ve yanlış yorumlarından arındırıldığında, insanın kolektif bilincindeki bozuklu­ğu ifade etmektedir.

  • yalan

    14.03.2021 - 12:40

    YALAN
    Dürüstlüğün bu kadar cezalandırıldığı bir ortamda yalan söyleyerek yaşamak elbette TERCİH EDİLEN , ONURLANDIRILAN bir durum olur ve hayat başarısı görülür, bunda şaşılacak bir şey yok ama üzülecek çok şey var...
    Çünkü insanın bünyesi yalana müsait değildir ve bu zehiri varlığında taşımak için sağlığı başta olmak huzurundan kendinden ,yani insanlığından yani hakikatinden, hakikatli olan her şeyden vazgeçer... Hakikatli sevgi,hakikatli yaşam gibi.... ve yaşamadan sevmeden ölür gider....
    Bu kavramların ne olduğundan bihaber insan, bu ve benzeri yazılardan söylemlerden elbette etkilenmeyecek içine bakıp herkesden önce kendini kandırarak ödemekten kaçtığı pahalardan daha büyük pahalar ödediğini görmeyecektir...
    Fark edip dönüşüm yaşamak isteyenler alttaki cümleleri hissederek inanarak söyleyip sözcüklere ait frekanslarda titreşmeyi seçebilirler.
    ??Hayatımda ki bütün yalancıların ve yalanların DNA kodlarımda yer alan kabul etmediğim asla bende olmaz, ben yapmam yada yapmadım dediğim yalanlarımın yada yalan potansiyelimin yansıması olduğu farkındalığı ile yalanı, yalancıyı zeki bulmayı ,onurlandırmayı , yada şeytan görüp lanetlemeyi bırakıyorum....
    Yalan dürüstlüğün zıt kutbu ve yalan yoksa dürüstlükte yoktur... Her ikisini de deneyimleyen fark eden , ''insani deneyim yaşayan ruh '' olarak ben , yeni bir deneyim seçme hakkımı kullanmayı seçiyorum.
    Ben, içte ve dışta kandırmaya ve kandırılmaya ihtiyaçsız olanım... Önceki yaşamlarım da dürüst olmayı seçerek yalancı rollerini diğerlerine verdiğimi unutup suçladığım ve kendimi dürüst olmakla alkışlayıp kibire boyandığım bu nedenle de bu dualiteden çıkmak (!) tekamül sürecimi tamamlamak için sistem tarafından hak ettiğim yalancı rollerine mecbur bırakıldığımın farkındalığıyla tüm yalancılıkla suçladığım herkesden ve kendimden özür diliyorum....
    ??Ben Yalan <=> Dürüst dualitesi dışında ,bir bebeğin masum olup masumiyetten habersiz olması gibi, dürüst ya da yalana ihtiyaç olmayan, güvenin olağan hal olduğu bir frekans da titreşmeyi seçiyorum. Teşekkür ederim.??
    Şule Akşit

  • serbest kürsü

    05.12.2020 - 14:51

    İSTİYORUZ DA HAK EDİYOR MUYUZ ?
    ''Ben ilişki yaşamayı bilmiyorum'' diyen bir arkadaşımın düşündürdüklerini kaleme almıştım yıllar önce,çünkü hak vermiştim biz ilişki yaşamayı bilmiyoruz...
    Bakarsak bağ ,bakmazsak dağ olur demiş atalarımız...
    Sulamadığımız yada gereğinden fazla suladığımız bitki çiçek vermez, muhabbet de ilişkinin çiçeğine verilen addır diyebiliriz.
    Muhabbet,saygı,sevgi,ilgi bir hak ediştir. Gösterilen özenin karşılığın da hak edilir...
    Sevgi adına yaptığımız ilişkimizi bitiren,muhabbetimizi azaltan kalıplarımızdan bir kaçına değinelim mi ?
    1) ''Onun yaptığına katlanıyorum ,çünki seviyorum'', deriz mesela,katlanmak kelimesini açalım. Engelli yakını yada hayvan dostlarının,onların alternatifi olmayan özel gereksinimini karşılamak için yaptıkları insan onurunu zedeleyen değil,tam aksine yücelten bir tutumdur ve bu onurlu bir seçimdir katlanmak değil,koşulsuz sevgi ifadesidir.
    Katlandığınız şey sizin insan onurunuzu yüceltiyor mu yoksa azaltıyor mu ölçümüz bu olmalı.Eğer insan onurunuza rağmen bir şeylere ,sözel,fiziksel,ekonomik,psikolojik şiddet gibi katlanıp ,başkalarının da, sizin gibi 'seviyorsa böyle yapması'' konusunda taraftar oluyorsanız ''özsaygı ,özdeğer farkındalık kazanmak için bir terapistle görüşebilirsiniz.( sevgiyi böyle öğrendiyseniz bu sizin suçunuz değil,dönüşebilirsiniz. )
    2) Onun yaşamına müdahale etmiyorum,bu müdahale değil onun iyiliği için onu sevdiğim için böyle yapıyorum deriz yada bize derler ( adına sevgi dediğimiz şeyin bize bu hakkı verdiğini düşünürüz ) Kabaca Bu davranışın seviyorum diye birinin diğerine tecavüz etmesinden pek farkı yoktur (!) Biri fiziksel tecavüz diğeri duygusal ve zihinsel tecavüzdür. ''ama ben o kızı seviyorum ''cümlesi fiziksel tecavüz için nasıl kabul edilebilir değil ise '' onun iyiliği için ona bu konuda baskı yaptım,yarın o anlar yaptığım iyiliği demenin arasında bir fark yoktur.
    Etki alan kişi razı değil,zorla iyilik yapılmasından Allah razı değil o zaman kim razı ? Kişinin egosu (!) Kurt unuza (egonuza ) kuzu(sevgi) postu giydirip,hak ,yetki sorumluluk alanlarınızın dışına çıktığınızı fark edin. (!)
    Şunu da not edeyim,''zihinsel ve duygusal tecavüze tacize yeltenenler ve bunu hak görenler yada olağan sıradan alalade görenler bu alanlar da tecavüze ve tacize uğrayan kişilerdir. Kendileri ile yüzleşme problemi içindedirler. Sağlam bir terapistle uzun soluklu çalışmaları gerekebilir.
    3) Yaa biz birbirimizi seviyoruz ,birbirimizi YILLARDIR çok iyi tanıyoruz ,''teşekkür ederim'',''özür dilerim'',''lütfen buyur'',''sen de ister misin'', o an mesajına dönemedim,tlf nu açamadım kusura bakma, sen ne düşünüyorsun, felan ''ne gerek var bunlara (!) '' ,vb. Düşünceler,tavırlar ilişkileri (muhabbeti ) bitirir.
    O güçlüdür yaa halleder yanında olmama gerek yok,gibi şeyleri de buna ekleyebiliriz.
    Samimiysen gelişmiş insana özgü davranış olan ''nezaketi'' çöpe atıp,ilkel versiyonuna geçiş yapabilirsin diye kim öğretti bize ?
    Nezaket gelişmiş bir beynin göstergesi ise ( hayvanlarda görülmez )
    Samimiyetle birlikte niye ilkel yaşama döneriz?
    Üstelik o ince düşünce, anlayış kabiliyeti,empati,nezaket ,SAYGI nedeniyle kurulmadı mı o ilişki ? Onu kuran şeyler pul pul dökülürse zamanla o yapı ayakta durur mu ?
    *Olduğunuz gibi görünün göründüğünüz gibi olun ki sonra sıkıntı yaşamayın.
    O benim kalbimi bilir tavırlarıma bakmaz (!) demek aslında içimizin farklı dışımızın farklı olduğunu ağzımızla itirafınızdan başka nedir ki ? ( özel durumlar dışında,) Kendimize dürüst olmak evrimin ya da tekamülün ve mutluluğun ilk şartlarındandır.
    5) Yakınlarımız stres topumuz değiller,spora gidelim,yürüyüş yapalım yada uzak doğu sporu yapalım ,boks da olabilir ama stresi yakınlarımızlala atmayalım. (!!! )
    İnsanın zekası nereden belli olacak,kendini kontrol edebilmesinden değil mi ?
    Mesela ,dün girdiğimiz üniversitenin rektörünü (müdür amir ) görünce kendimize çeki düzen veriyoruz,ama doğduğumuz günden beri bize emek veren annemize,eşimize,sevgilimize aynı saygıyı fiziksel ve duygusal düzlem de göstermiyoruz.sürekli koşulsuz ve karşılıksız ilgi görmek biz de lakayıt,özensiz hatta biraz narsist duyarsızlığı diyebileceğimiz bir karakteri oluşturuyor ve hatta tepki aldığımız da ''bunu hep yapıyorum ne değişti gibi bir pişkin hali çok olağan bir hak iddiasıyla dile getirebiliyoruz. Sonra da diyoruz ki böyle değildik azaldık.
    Bize kim dedi samimiyet, özensiz, lakayıt davranabilmektir. ? (!)
    Ve bu öyle bir hal aldı ki ,samimiyet adına kendi sınırlarını deldirmez ve aynı hatsizliği sevgi adına yapmazsak,en yakınımızın sınırlarına saygı gösterirsek biz ''sevmiyoruz '' (!) yakınlaştıkça samimi oldukça birbirimizin tepesine çıkmalı,taciz ve tecavüz etmeliyiz. (duygusal ve zihinsel anlam da )
    İnsan ,sevildiği kişiye şımarır,nazlanır ama bu her gün yaşanan olağan bir ilişki haline gelirse, adı ''SEVGİ'' de olsa narsist, mazoşist
    ilişkisine dönüşür. Bu da sevgi değildir.
    Sulamadığın yada suyu boca ettiğin bitki sana çiçek
    vermez,muhabbet,saygı,sevgi,ilgi bir hak ediştir.
    Şule Akşit
    2018'den...

Toplam 8 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR