Yağız Eylülle İsyan Gibi - Kendisi hakkında y ...


Yağız Eylülle İsyan Gibi IŞIĞI YANAN EVLER
Tıp fakültesini yeni bitirmiş,pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere Konya’ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim bekardım.

küçük bir beldeydi gittiğim yer ilk gece bir eve misafir oluştum.Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi.

Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş sohbetler edilmişti.

Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı.

Saatler ilerliyor ağır bir uyku beni içine çekiyordu….

Ev sahibine bişey diyemiyordum.Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu.Evin büyüğü olan hacıanneye sıkılarak “anneciğim sizin buralarda saat kaçta yatılıyor? ” dedim
Hacıanne:

Evladım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz dedi.
Merak ettim tekrar sordum.
Trenden sizin bir yakınınız mı inecek?
Hacıanne:

Hayır evladım, beklediğimiz terende bir yakınımız yok.Ancak burası uzak bir yer trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda ışığı yanan bir ev bulamazsa sokakta kalır.

Buraların yabancısı geldiğinde
“Işığı Yanan Ev bulsun diye bekliyoruz “
Konya ovasında yada başka bir yerinde Türkiye’nin trenden inen yabancıları için
“ışığı yanan evler Yerinde hala duruyormudur “.

Yabancılar yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlarmı. Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? . Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler.
Bu güzel insanlar atlarına binip gitmişler bizler atlarına binip giden güzel insanlara sahip medeniyetin yetimleriyiz.
Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran yoksularız.
Şair şöyle diyordu………………………. “Güzel İnsanlar Güzel Atlarına Binip Gittiler….

Şimdi bu güzel insanlar neden ve nasıl atlarına binip gittiler..onları ne yıldırdı da bir daha dönmemek üzere, sessiz sedasız gitmişler