Nursen Ateş Antoloji.com

  • Cevat Çeştepe
    Cevat Çeştepe 30.12.2016 - 16:32

    2017 YILI., SİZE., HEPİMİZE., ÜLKEMİZE VE TÜM İNSANLIĞA AYDINLIK GÜNLERDE GÜZELLİKLER GÖSTERSİN..., GÜZELLİKLER YAŞATSIN...
    Saygı ve sevgimle...

  • Hüseyin Celep
    Hüseyin Celep 01.07.2014 - 19:02

    Nursen Hanım baktım sayfanıza şiirlerin yok...Hüzünlendim.Ben boş sayfaları ve yıllar önce yazılıp bırakılmış şiirleri bir daha dönülmemiş sayfaları görünce bir acı çöker içime...Nerelerdedir acaba...Bir de bu şekilde olup da göçüp gidenler yok mu...hep ağlayasım gelir bilmediğim tanımadığım o canl ...

  • Bilal Özcan
    Bilal Özcan 08.01.2014 - 07:59

    Doğum Gününüzü Can-ı Gönülden Kutlar sağlık,sıhhat, huzur ve mutluluk dolu nice nice yıllar dilerim.
    Sevgi, Saygı ve Muhabbetle

Toplam 11 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


  • Buğu

    Cevat Çeştepe

    17.11.2012 - 15:31

    ve sonra, yağmur sesinin kırbaç gibi dışardan şakladığı bir gece:
    -bitecek mi, hasret sınırında tuttuğumuz bu nöbet?
    -dünya yüreklerimizden büyük değil sevgilim, bitecek bir gün, bitecek elbet...


    UZUN ZAMANDIR YAZMAZ OLMUŞTU KALEMİM SEVGİLİ UZUN GEMİCİ...SANIRIM ZAMANI GELDİ...TEŞEKKÜR VE S ...

  • Bir küçücük öpücük varmış

    Cevat Çeştepe

    14.02.2012 - 17:49

    öylesine bir masaldı...

    ikiside açık denizlere sevdalıydı,
    bir düş' te kesişti yolları.
    oğlanın başında gemici şapkası,
    kızın iki yana örülü saçları,
    bir sandal yapmıştı oğlan, küçücük,
    elini uzattı, içine aldı kızı...
    sarıya boyadılar rüyalarını,
    oğlan asıldı küreklere,
    kız şarkılar söyl ...

  • Bir küçücük öpücük varmış

    Cevat Çeştepe

    14.02.2012 - 17:44

    öylesine bir masaldı...

    ikiside açık denizlere sevdalıydı,
    bir düş' te kesişti yolları.
    oğlanın başında gemici şapkası,
    kızın iki yana örülü saçları,
    bir sandal yapmıştı oğlan, küçücük,
    elini uzattı, içine aldı kızı...
    sarıya boyadılar rüyalarını,
    oğlan asıldı küreklere,
    kız şarkılar söyl ...

Toplam 520 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • macide tanır

    16.02.2011 - 09:42

    Macide Tanır… Tiyatronun cadısı
    Altınoluk’ tayım. Saat 10 suları. Denize girmeye hazırlanıyorum.Suya inen merdivenin başına geldiğimde, başında kırmızı bonesi,sırt üstü yüzen birisi dikkatimi çekti.Hiç acelesi yoktu. Kendinden emin, dingin kulaçlar atıyordu.Çok dikkatle bakmama rağmen yüzünü görmem mümkün olmadı, bir süre sonra da gözden kaybettim,Sudan çıkışını göremedim. Merak etmiştim. Her şeyden önce kimdi ve nereye kaybolmuştu?

    Bir gün sonra otelin girişindeki koltukta gazetemi okurken, yukarıdan bir ses ' gelebilir miyim ' dedi. İrkildim. Bu sesi tanıyorum. O sesin sahibi burada...İnanılası değil...Büyük bir merakla ayağa kalkıp beklemeye başladım.
    Ve o an...Üstünde yeşil, çiçek desenli elbisesi, boynunda beyaz fuları,kolunda kırmızı çantası,,kakülleri alnına dökülmüş sarı saçları ile,Macide Tanır...Tiyatronun cadısı...karşımdaydı...İlk hissettiğim şey saygı idi. Sonra bu duygum korkuya dönüştü...“ Günaydın “ desem, bana karşılık verir miydi? Yoksa sadece gülümsesem mi bilemedim..Bütün cesaretimi toplayıp “ günaydın efendim “diyebildim…Canı gönülden bir cevap aldım. “ günaydın “ diyordu...Sıcacıktı sesi..O an neler söyledim hatırlamıyorum ama, kalbim dışarıya çıkacak gibiydi..Ona dokundum...Sevgimi aktarabilmemin tek yolu bu benim için çünkü...Onunda hissettiğini biliyorum...ve o an yaşadığım mutluluk anlatılası değil..Bir dev, Bir çınar ve ben ona dokundum..Sesim titreyerek, çok alışık olduğuna inandığım o soruyu sormadan da edemedim...“ Resminizi çekmeme izin verir misiniz “? Büyük bir içtenlik ve o muhteşem ses tonu ile tabii dedi...Merdivenlerden indi. Elini omzuma koydu. Nasıl bayılmadım hiç bilemiyorum...Sonra yanıma oturdu ve konuşmaya başladık..Alabilene her kelimesi ders niteliğinde olan bu konuşmamızın tam ortasında“ kitabımı okudun mu “ diye sordu...İyi okumakla övünen be, bir anda kıpkırmızı oldum. Utanarak “ hayır” dedim.Hemen ilave ettim. “Özür diliyorum bugün alıp okuyacağım”.Gülümsedi. Bir sonrasında her gün oturduğu çay bahçesine buluşmak üzere sözleştik ayrıldık...O gece kitabını aldım..TİYATRONUN CADISI...büyük bir merakla okumaya başladım...Bir devirdi yaşanan ve yazılan..Sabahın ilk ışıklarını görünce yerimden fırladım...Hemen denize koştum. Daha sonra kahvaltı. Nihayet saat 11 oldu...Çay bahçesine gittiğimde beni bekliyordu...Kitabını aldığımı söyledim.Sevindi..Benim için imzaladı... Macide Tanır' ı dinlemek olağan üstü güzeldi..Anlatan sanatçı Macide Tanır’ dı...Bense onun içindeki çocuk Macide Tanır' ı duydum, gördüm..o da bunu hissetti...Bir ara elimi avuçlarının içine aldı.Yanağına bastırdı. Sevgi doluydu...İşte o an yüreğime dokundu...AĞLIYORDU…Dev Macide değil, içinde yaşattığı kız çocuğu ağlıyordu...AĞLIYORDUM...Hiç bilmediğim, hep özlemini çektiğim anne dokunmasını yaşıyordum...Saatler çok çabuk ilerledi ve o benim yatağa düşme zamanım geldi diyerek izin istedi.Bir gün sonra aynı saatte buluştuk..Hayatını anlattı... Şiirler okudu...Rüyada gibiydim...Uyanıp yok olmasından korktuğum bir rüya...Ama yanımdaydı.ve o muhteşem yorumu ile “haydi Abbas vakit tamam, akşam diyordun,işte oldu akşam “ diyordu.Sonra, bir gün önce imzaladığı kitabını istedi ve ikinci bir not düştü..
    “ Ne biçim şey bu yahu... Sanki bin yıldır tanıyorum seni...”Ne biçim bir şey olduğunu ben de bilmiyorum Macide Tanır..Ama bin yıldır beraber olduğumuzu biliyorum...Belki de daha önceki hayatlarımızda beraberdik.Seni tanıdığım için tanrıma teşekkür ediyorum.(Kendi deyimi ile ükela) devlet sanatçısı Macide Tanır..İnsan Macide Tanır...Benim için ise kırmızı başlıklı küçük kız çocuğu..İyi ki varsınız...Ve üçünüzü de çok, ama çok seviyorum... Tüm kalbimle.....

    NURSEN ATEŞ

    19 temmuz 2010

  • macide tanır

    16.02.2011 - 09:41

    Macide Tanır… Tiyatronun cadısı
    Altınoluk’ tayım. Saat 10 suları. Denize girmeye hazırlanıyorum.Suya inen merdivenin başına geldiğimde, başında kırmızı bonesi,sırt üstü yüzen birisi dikkatimi çekti.Hiç acelesi yoktu. Kendinden emin, dingin kulaçlar atıyordu.Çok dikkatle bakmama rağmen yüzünü görmem mümkün olmadı, bir süre sonra da gözden kaybettim,Sudan çıkışını göremedim. Merak etmiştim. Her şeyden önce kimdi ve nereye kaybolmuştu? Bir gün sonra otelin girişindeki koltukta gazetemi okurken, yukarıdan bir ses ' gelebilir miyim ' dedi. İrkildim. Bu sesi tanıyorum. O sesin sahibi burada...İnanılası değil...Büyük bir merakla ayağa kalkıp beklemeye başladım.
    Ve o an...Üstünde yeşil, çiçek desenli elbisesi, boynunda beyaz fuları,kolunda kırmızı çantası,,kakülleri alnına dökülmüş sarı saçları ile,Macide Tanır...Tiyatronun cadısı...karşımdaydı...İlk hissettiğim şey saygı idi. Sonra bu duygum korkuya dönüştü...“ Günaydın “ desem, bana karşılık verir miydi? Yoksa sadece gülümsesem mi bilemedim..Bütün cesaretimi toplayıp “ günaydın efendim “diyebildim…Canı gönülden bir cevap aldım. “ günaydın “ diyordu...Sıcacıktı sesi..O an neler söyledim hatırlamıyorum ama, kalbim dışarıya çıkacak gibiydi..Ona dokundum...Sevgimi aktarabilmemin tek yolu bu benim için çünkü...Onunda hissettiğini biliyorum...ve o an yaşadığım mutluluk anlatılası değil..Bir dev, Bir çınar ve ben ona dokundum..Sesim titreyerek, çok alışık olduğuna inandığım o soruyu sormadan da edemedim...“ Resminizi çekmeme izin verir misiniz “? Büyük bir içtenlik ve o muhteşem ses tonu ile tabii dedi...Merdivenlerden indi. Elini omzuma koydu. Nasıl bayılmadım hiç bilemiyorum...Sonra yanıma oturdu ve konuşmaya başladık..Alabilene her kelimesi ders niteliğinde olan bu konuşmamızın tam ortasında“ kitabımı okudun mu “ diye sordu...İyi okumakla övünen be, bir anda kıpkırmızı oldum. Utanarak “ hayır” dedim.Hemen ilave ettim. “Özür diliyorum bugün alıp okuyacağım”.Gülümsedi. Bir sonrasında her gün oturduğu çay bahçesine buluşmak üzere sözleştik ayrıldık...O gece kitabını aldım..TİYATRONUN CADISI...büyük bir merakla okumaya başladım...Bir devirdi yaşanan ve yazılan..Sabahın ilk ışıklarını görünce yerimden fırladım...Hemen denize koştum. Daha sonra kahvaltı. Nihayet saat 11 oldu...Çay bahçesine gittiğimde beni bekliyordu...Kitabını aldığımı söyledim.Sevindi..Benim için imzaladı... Macide Tanır' ı dinlemek olağan üstü güzeldi..Anlatan sanatçı Macide Tanır’ dı...Bense onun içindeki çocuk Macide Tanır' ı duydum, gördüm..o da bunu hissetti...Bir ara elimi avuçlarının içine aldı.Yanağına bastırdı. Sevgi doluydu...İşte o an yüreğime dokundu...AĞLIYORDU…Dev Macide değil, içinde yaşattığı kız çocuğu ağlıyordu...AĞLIYORDUM...Hiç bilmediğim, hep özlemini çektiğim anne dokunmasını yaşıyordum...Saatler çok çabuk ilerledi ve o benim yatağa düşme zamanım geldi diyerek izin istedi.Bir gün sonra aynı saatte buluştuk..Hayatını anlattı... Şiirler okudu...Rüyada gibiydim...Uyanıp yok olmasından korktuğum bir rüya...Ama yanımdaydı.ve o muhteşem yorumu ile “haydi Abbas vakit tamam, akşam diyordun,işte oldu akşam “ diyordu.Sonra, bir gün önce imzaladığı kitabını istedi ve ikinci bir not düştü..
    “ Ne biçim şey bu yahu... Sanki bin yıldır tanıyorum seni...”Ne biçim bir şey olduğunu ben de bilmiyorum Macide Tanır..Ama bin yıldır beraber olduğumuzu biliyorum...Belki de daha önceki hayatlarımızda beraberdik.Seni tanıdığım için tanrıma teşekkür ediyorum.(Kendi deyimi ile ükela) devlet sanatçısı Macide Tanır..İnsan Macide Tanır...Benim için ise kırmızı başlıklı küçük kız çocuğu..İyi ki varsınız...Ve üçünüzü de çok, ama çok seviyorum... Tüm kalbimle.....

    NURSEN ATEŞ

    19 temmuz 2010

  • macide tanır

    16.02.2011 - 09:40

    Macide Tanır… Tiyatronun cadısı
    Altınoluk’ tayım. Saat 10 suları. Denize girmeye hazırlanıyorum.Suya inen merdivenin başına geldiğimde, başında kırmızı bonesi,sırt üstü yüzen birisi dikkatimi çekti.Hiç acelesi yoktu. Kendinden emin, dingin kulaçlar atıyordu.Çok dikkatle bakmama rağmen yüzünü görmem mümkün olmadı, bir süre sonra da gözden kaybettim,Sudan çıkışını göremedim. Merak etmiştim. Her şeyden önce kimdi ve nereye kaybolmuştu? Bir gün sonra otelin girişindeki koltukta gazetemi okurken, yukarıdan bir ses ' gelebilir miyim ' dedi. İrkildim. Bu sesi tanıyorum. O sesin sahibi burada...İnanılası değil...Büyük bir merakla ayağa kalkıp beklemeye başladım.
    Ve o an...Üstünde yeşil, çiçek desenli elbisesi, boynunda beyaz fuları,kolunda kırmızı çantası,,kakülleri alnına dökülmüş sarı saçları ile,Macide Tanır...Tiyatronun cadısı...karşımdaydı...İlk hissettiğim şey saygı idi. Sonra bu duygum korkuya dönüştü...“ Günaydın “ desem, bana karşılık verir miydi? Yoksa sadece gülümsesem mi bilemedim..Bütün cesaretimi toplayıp “ günaydın efendim “diyebildim…Canı gönülden bir cevap aldım. “ günaydın “ diyordu...Sıcacıktı sesi..O an neler söyledim hatırlamıyorum ama, kalbim dışarıya çıkacak gibiydi..Ona dokundum...Sevgimi aktarabilmemin tek yolu bu benim için çünkü...Onunda hissettiğini biliyorum...ve o an yaşadığım mutluluk anlatılası değil..Bir dev, Bir çınar ve ben ona dokundum..Sesim titreyerek, çok alışık olduğuna inandığım o soruyu sormadan da edemedim...“ Resminizi çekmeme izin verir misiniz “? Büyük bir içtenlik ve o muhteşem ses tonu ile tabii dedi...Merdivenlerden indi. Elini omzuma koydu. Nasıl bayılmadım hiç bilemiyorum...Sonra yanıma oturdu ve konuşmaya başladık..Alabilene her kelimesi ders niteliğinde olan bu konuşmamızın tam ortasında“ kitabımı okudun mu “ diye sordu...İyi okumakla övünen be, bir anda kıpkırmızı oldum. Utanarak “ hayır” dedim.Hemen ilave ettim. “Özür diliyorum bugün alıp okuyacağım”.Gülümsedi. Bir sonrasında her gün oturduğu çay bahçesine buluşmak üzere sözleştik ayrıldık...O gece kitabını aldım..TİYATRONUN CADISI...büyük bir merakla okumaya başladım...Bir devirdi yaşanan ve yazılan..Sabahın ilk ışıklarını görünce yerimden fırladım...Hemen denize koştum. Daha sonra kahvaltı. Nihayet saat 11 oldu...Çay bahçesine gittiğimde beni bekliyordu...Kitabını aldığımı söyledim.Sevindi..Benim için imzaladı... Macide Tanır' ı dinlemek olağan üstü güzeldi..Anlatan sanatçı Macide Tanır’ dı...Bense onun içindeki çocuk Macide Tanır' ı duydum, gördüm..o da bunu hissetti...Bir ara elimi avuçlarının içine aldı.Yanağına bastırdı. Sevgi doluydu...İşte o an yüreğime dokundu...AĞLIYORDU…Dev Macide değil, içinde yaşattığı kız çocuğu ağlıyordu...AĞLIYORDUM...Hiç bilmediğim, hep özlemini çektiğim anne dokunmasını yaşıyordum...Saatler çok çabuk ilerledi ve o benim yatağa düşme zamanım geldi diyerek izin istedi.Bir gün sonra aynı saatte buluştuk..Hayatını anlattı... Şiirler okudu...Rüyada gibiydim...Uyanıp yok olmasından korktuğum bir rüya...Ama yanımdaydı.ve o muhteşem yorumu ile “haydi Abbas vakit tamam, akşam diyordun,işte oldu akşam “ diyordu.Sonra, bir gün önce imzaladığı kitabını istedi ve ikinci bir not düştü..
    “ Ne biçim şey bu yahu... Sanki bin yıldır tanıyorum seni...”Ne biçim bir şey olduğunu ben de bilmiyorum Macide Tanır..Ama bin yıldır beraber olduğumuzu biliyorum...Belki de daha önceki hayatlarımızda beraberdik.Seni tanıdığım için tanrıma teşekkür ediyorum.(Kendi deyimi ile ükela) devlet sanatçısı Macide Tanır..İnsan Macide Tanır...Benim için ise kırmızı başlıklı küçük kız çocuğu..İyi ki varsınız...Ve üçünüzü de çok, ama çok seviyorum... Tüm kalbimle.....

    NURSEN ATEŞ

    19 temmuz 2010

Toplam 3 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR