Taner Akıncı - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

Bir bilge kişi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki; ' Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz ? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır ? ' Öğrencilerden biri; ' Uzaktaki sürüye bakarım, ' demiş, ' Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir. ' Başka bir öğrenci söz almış ve ' Hocam ' demiş, ' İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.' Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve ' Siz ne düşünüyorsunuz hocam ? ' diye sormuşlar. Bilge kişi şöyle demiş; ' Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı, beyaz mı diye ayırmadan ona ' bacım ' diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, ' kardeşim ' sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, AYDINLIK başlamıştır ... HİKAYE

Kadın komşularından rahatsızdı, ona göre herkes bencil, sevgisiz ve hoşgörüye sahip insanlar değildi.... Taşınmaya karar verdi ve başka bir mahallede ev aradı. Beğendiği apartmanın kapısında yaşlı bir adam dikilmiş kedileri seyretmekteydi. Kadın yaşlı adama sordu: Bu binada komşuluk nasıl? Yaşlı adam 'senin geldiğin yerde nasıldı komşuluk?' diye yanıtladı Kadın ' Benim geldiğim binadaki insanlar, sevgisizdi, hoşgörüye sahip değildi, bencildi' deyince yaşlı adam buradakiler de sevgisiz, bencil ve hoşgörü sahibi değiller dedi. Kadın başka bir mahalle ve başka bir ev bakmaya başladı. Güzel de bir ev buldu kendisine ve evin olduğu binanın girişinde dikilmiş başka bir yaşlı adam vardı, o da çocukları izlemekteydi. Yanına yaklaştı ve sordu: Bu binada komşuluk nasıl? Yaşlı adam ' Senin geldiğin yerde nasıldı komşuluk?' diye yanıt verdi Kadın, 'Benim geldiğim binadaki insalar sevgi doluydu, paylaşımcıydı, saygı vardı, hoşgörü vardı' deyince yaşlı adam ' Aynı şekilde burada da sevgi dolu, paylaşımcı, saygılı insanlar var, hoş geldin yeni evine' (Dışarıdaki dünya senin içsel dünyanın bir yansımasıdır)

 

BOŞVER BE YAŞI BAŞI,YAŞAMAYA BAK....                    gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver? koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. büyü büyü... bak ellerin ayakların kocaman. aklın da maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver? takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere. o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü, öl gitsin... parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin, savrul gitsin... Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim?. Aklını al da öyle git, ister bir duvara, ister bir od aya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna... yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa... yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş. sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı, yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin? Can Yücel .../Turgut Uyar  kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde kaç kilo çekerdi yalnızlık kaç kere ezildim altında yaz yağmurlarının belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize kim sevmezdi çiçekleri filan 'ben sevmezdim' dedim, 'yalan' dedi bunu palyaço söyledi, palyaço söyledi ben yazdım yazdım, yazmasam ağlayacaktım herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım sırf bu yüzden mi ağladım alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz biraz birazdım her şeyden dün biraz sinirlenmiştim mesela yarın bir kadını seveceğim biraz biraz biraz kör oldum bügünlerde ama rakı kadehlerini boşaltmayın eksilmesin hiçbir şey hiçbir şeyden dahi olsa kalsın biraz ii. umursamıyorum yılgınlığımı filan çünkü sessizce yaşanmalı her şey bir devrim sesszce olmalı mesela ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun bir palyaço neden yalan söylesin ki ben palyaço olsaydım söylemezdim marangoz olsaydım da söylemezdim ben insan olsaydım yalan söylemezdim! hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını kaç kilo çeker ki bir palyaço hem neden yüzüme vuruyorsunuz bir çirkin ördek yavrusu olduğumu gocunmam ki ben, ben gocunmam bir palyaço ne kadar gocunmazsa o kadar, o kadar gocunmam işte rakı doldurun! eksilmesin iii. bitmedi, yazacağım daha yazmazsam ağlayacağım çünkü alçakça olacak biraz hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik her sokakta biraz daha eksilirdik bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu 'duyamadım', derdim, 'tekrar et!' sessizliğe bürünürdü o vakit her şey sokaklar daha bir puslu palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu ve ben daha bir alçak olurdum ağlardım biraz hem sen kimsin, çekiştirme diyorum hatta kuyruğuma basma diyorum acıyor, tırmalarım,- diyorum kahrol, kahrol! diyorum iv. geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda korktum birden, kusacak gibi oldum 'olur öyle' dedi palyaço, 'herkes alçaktır biraz' 'otur ulan!' dedim, bağırdım ona ben bazen bağırırım biraz 'rakı doldur!' dedim, 'eksilmesin!' ben bazen eksilirim biraz aslında hepimiz eksilirmişiz biraz bunu sonradan öğrendim ben aslında her şeyi sonradan öğrendim herkes herkesi sonradan öğrenirmiş bunu da sonradan öğrendim örneğin; geçen gün bir kadınla seviştim biraz değil çok seviştim ya işte öyle palyaço diyorum ki, bunu da yeni öğrendim sevişmek de eksilmekmiş biraz v. kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan 'ben sevmezdim' dedim, 'yalan' dedi bunu palyaço söyledi palyaço söyledi, ben yazdım yazmasam, alçak olacaktım hem ben roman da yazdım biraz bazen diyorum ki, palyaço, sen olmasan ben ne yaparım alçakça eksilirim belki biraz her yağmur yağışında yerin dibine girerim hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi biraz biraz anlıyorum ki, yüzler eller, o terli vücutlar filan her şey plastikmiş biraz vi. haydi sirtaki yapalım palyaço rakı doldur, yine eksildik biraz