Limon Adlı Antoloji.com Üyesinin Hakkında Yaz ...

  • İbrahim Yılmaz
    İbrahim Yılmaz

    22.11.2007 - 14:14

    kutlu olsun doğum günün
    mutlu olsun melek yüzün
    aşkla gülsün bütün ömrün
    sevip sarsın petek gönlün


    slm; doğum gününüzü kutlar,yaşam boyu başarı ve mutluluklar dilerim.sevgiyle ve şiirle kalın. akçaydan selamlar.

    -

    SAYGIDEĞER ŞİİR DOSTUM; SAYFAMA 4 YENİ ŞİİR EKLEDİM...GÖRÜŞLERİNİZİ VE YORUMLARINIZI BEKLERİM...ŞİMDİDEN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM...SEVGİYLE VE ŞİİRLE KALIN....SAYGILARIMLA...İBRAHİM YILMAZ.


    ANLADIM

    anladım ki sen bana
    kutuplar kadar soğuk
    isimsiz bir yıldız kadar uzaksın
    aslında sen bana
    aldığım nefes kadar yakınsın.

    halbu ki;
    senin güzelliğini cağırır lodos uğultusu
    ıssız gecelerde bıraktım
    aynadaki yüzümü
    bir sevda düşüdür hayat
    çöker içime aşkın tortusu.

    -


    AŞKA DİZ ÇÖKER ANILAR

    yaslayınca sırtını ormana
    kendini güvende hissedersin
    dalarsın uzaklara
    seni kalbinden çeken
    çok uzaklara
    bir kartalın gözlerinden bakarsın
    uzun düşen gölgelerden
    hayatın renkleri sayfalarına.

    ve sonra;
    yavaşça iner körfeze
    akşamın kızıllığında güneş
    doğar tepelerden dolunay
    ormanları yararak,
    yakamozların kollarında
    aşka diz çökerdi anılar
    ağlayarak.

    -

    CANAN

    canan hülyalı bir leylaydı kalbimi çalan
    sönmeyen aşk ateşinin ilk kıvılcımıydı o
    ellerinde hazan gülleri gönlümde nalan
    çalardı kapımı her akşam hayalimde canan
    ben grubu seyrederken bir gökkuşağından
    renkler aşkın matemine düşerdi bir tablodan



    -

    SEN GİDERKEN

    yağmur taneleri karşılar seni
    solgun benzinde
    yanmış topraklar karşılar
    esen rüzgar tarar senin
    sarı hüzün saçlarını.

    sen bırakıp giderken bizi
    arkanda talan ettiğin
    bir mevsimlik aşklar kalır,
    talan ettiğin sevdalarda
    sarı hazan gülleri açar
    o güller ki kokmaz
    ve okşanmaz dikenlerinden
    bu sevda sensiz bakar
    gönül penceremden.

    sen bırakıp giderken bizi
    kalbimi yakar güz geceleri
    bir hasret denizidir orman
    dağların yüzünü yıkar yağmurlar
    koynunda hazan ağlar
    eylülde mahsundur
    sen ve göçmen kuşlar.


    NOT:
    ŞİİRLERİMİN DEVAMI SAYFAMDADIR..

  • İsmail Abaylamak
    İsmail Abaylamak

    24.07.2007 - 17:09

    Benden yazmamı istiyorsun.
    Tek kanatlı, solgun düşlerim, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim…
    Neyi anlatayım?
    Ruhumu yaktıktan sonra şimdide damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı?
    O acıyı unutsun diye sığındığım,
    Ama
    sevgini orada da hep ama hep soğuk rüyalarımı mı?
    Odamın tavanındaki, yoksulluğumu ve kimsesizliğimi
    harç yapıp içine doldurduğum
    o derin, o sonsuz çatlakların altında,
    “sen” diye her gece koynuna girdiğim
    O zamansız ölümlerimi mi?
    Gözlerinden özgürlüğüne akan mavi nehirlerde boğulduğu,
    canım sevgili, söyle…
    sana neyi anlatayım?
    Şimdi burada değilsin.
    Ama beni duyuyorsun, biliyorum.
    Kapat gözlerini benim için ve dinle ne olur:
    Bak yoksun…
    Bunun anlamını biliyor musun?
    Yokluğun, yüreğimdeki bu yıldızsız, dipsiz, karanlık gece…
    Yokluğun, yastığımda bıraktığın saç tellerin…
    Yokluğun, gönül bahçenden kopartıp verdiğin için soldurmayıp,
    kuruttuğum ve tıpkı sevdam gibi sonsuzluğa mahküm ettiğim
    bu kırmızı güllerin…
    Sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım kağıtların…
    Her an gözümün önünde sakladığın mektupların,
    peçetelere yazdığın şiirlerin,
    hediyelerini sardığın paket kağıtların…
    Sen gidince,”hala sen kokuyordur,” diye üzerime giydiğim
    ve derin derin soluduğum giysilerin…
    Yokluğun, elinin, kolunun,
    soluğunun değdiği her şeyi dünyanın en değerli hazinesi gibi saklayan,
    bu yarı deli, bu hattan kopuk ruhum…
    kapat gözlerini ve bana bak:
    BEN DİYE GÖRDÜĞÜN NE VARSA,
    İŞTE O SENİN YOKLUĞUNDUR
    SEVGİLİ…

  • Alonewolf Flowenola
    Alonewolf Flowenola

    02.08.2004 - 19:58

    HiKaYe:Çerçevenin arkasındaki mektup...
    Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim...
    Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi
    için hastanelerde geçirmiştik.
    Karım, her evlilik yıldönümümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler,
    'Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri' derdi.
    Öldüğünde, yedi tane resmimiz vardı.
    97'in bir gecesinde onu aldattım.
    Oysa, ona sürekli onu ne kadar çok sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık
    kalacağımı söylerdim.
    Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım.
    Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece:
    Biliyorum dedi.
    İzmir'e kar yağdığı gün, yani bir ay önce, evdeydim.
    Fotoğraflarımıza bakıyordum yine.
    Her çerçevenin altında bir harf olduğunu ilk kez o gün farkettim.
    A.
    R.
    K.
    A.
    S.
    I.
    N.
    Gerisi için yılları yetmemişti.
    Ama sanırım 'Arkasına bak' filan yazmaya niyetlenmişti.
    Hemen çerçevelerin arkasına baktım.
    Hiçbir şey yoktu.
    Sonra bir şey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm.
    İnanabiliyor musunuz, her birinin arkasından bir mektup çıktı!
    Geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıştı.
    1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı.
    Ve içinden şu sözler çıktı:
    '14 Mart 1997/ Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı/
    Söylemene gerek yok, biliyorum...
    2002'deyiz.
    Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor.
    İçim acıyor şimdi.
    Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor...

Toplam 3 mesaj bulundu