Behiç, yavaş yavaş bahse girmek istedi:
- Anadolu, güzeldir değil mi?
- Harikulâde.
- Fakat, refah yok.
- Refah dediğiniz nedir? Elektrik ve otomobilse, belki bunlar yok, fakat kalp rahatı
var.
- Ah, o hepsinden iyisi... Hakikaten, bir şehirde hiç bulunmayan hassa...
(Peyami Safa-Sözde Kızlar)
Az gelişmiş topluluklarda işçilerin derdi zam, gelişmiş toplumların işçilerinin derdi ise zamandır. Az gelişmiş topluluklarda işçiye bir miktar, sus payı denecek kadar bir zam yapılır. İşçi devam eder o zamla, o gazla canını dişine takarak çalışmaya. Modern toplumlardaki işçi de istediğini alır. Çalışma saatlerini çektikçe çeker aşağı. Kalan boş zamanda gezer dünyayı! Bazen uçağa atlayıp çıkar göğe, bazen binerek jet-ski’ye, girer denize icabında. Yer yemeğini beş yıldızlı lokantada.
Umut suistimale açık bir duygudur. Umudunun kimlerin işine yaradığına bakmalıdır insan. Bu yüzden etraftaki umut tacirlerine dikkat etmek gerekir. En güzel umut, kişinin gelecekte nasıl birine dönüşeceğine dair beslediği umuttur.
Burjuvazi, 18.asırda krala karşı mülkiyeti koruyordu. 19.asırda ise halka karşı mülkiyeti korumaya başladı. Burjuvazinin artık halk iktidarını sınırlamak gibi bir isteği vardır. (Karl Polanyi-Büyük dönüşüm)
Değişim için gerekli araçlardan mahrum bir devlet, kendisini muhafaza edecek araçlardan da mahrum bir devlettir. Dolayısıyla nasıl organizmada bir değişim varsa devlette de bir değişim olmalıdır. Değişim için gerekli araçlara sahip olmayan bir devlet kendisini muhafaza da edemez. Her an bir organizma gibi değişmek zorundadır fakat bu değişim temelde devletin kadim anayasasını muhafaza ederek değişen bir değişim anlayışıdır. (Edmund Burke-Doğal toplumun savunusu)
Kapitalist sistemde sağlık sektörünün tek bir rolü vardır. Bedenen ve ruhen çalışamaz hale gelmiş bir kişiyi bedenen ve ruhen yeniden çalışabilir hale getirmektir.
Az gelişmiş topluluklarda problemler çözülmek için değil problem üzerinden yaygara çıkarmak yoluyla kaymak yemek için vardır. Az gelişmiş topluluklarda politikacı kazancını bu şekilde elde eder.
Utilitaryanizm: En fazla insanın mutluluğunu göz önüne alacak şekilde eylemektir. Her eylem, kalabalıkların mutluluğunu hedef alacak şekilde gerçekleştirilmelidir. Küçük bir zümrenin mutluluğu, kalabalıkların mutsuzluğuna yol açmamalıdır. Birileri zararlı çıkmamalıdır.
Zor bir soru Vezir Bey lakin aklıma Jean Jack Rousseau'nun bazı fikirleri geldi. ''Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip 'Burası benimdir!' diyen kişi uygar toplumların kurucusu olmuştur. Tabi bu aynı zamanda kavgaların, çekişmelerin, huzursuzlukların başlatıcısı da oldu. Hiyerarşiler, düzenler, işbölümleri, köşe kapmaca, mal yığma savaşı, organizasyonlar vs... hep bundan sonra oldu. Bundan sonra hiç dikiş tutturamadı insan. Utanmazlar da türedi tabi hali ile bu mücadele ortamı içerisinde.
Utanmaz adamı utanmaz adam yapanlar çevresindekilerdir. Bu utanmazlar başına geçtikleri kurumlarda her haltı yerler. Çevresindeki diğer utanmazlar bu utanmazın her türlü rezilliğine göz yumarlar. Utanmaz adam utanmaz olduğunu hiçbir şekilde anlayamaz. (Hüseyin Rahmi Gürpınar-Utanmaz Adam)
İnsan kalabalıkların yanında yer almaya, onların inandığına sorgusuz sualsiz inanmaya meyillidir. Bunun sebebi onay alabilmektir. (Solomon Asch-Otoriteryen kişilik)
Geçmişi öğren, bugünü yaşa ve geleceğe bak! Bugünün hakkını vermeden geçmiş ve gelecekle iyi bağlar kurmak, sağlam bağlantılar oluşturmak mümkün değildir. Bugünün hakkını verin, bugünü iyi planlayın.
Adamın biri patikada yürümekte olan Mevlana’ya ‘’Şems’i gördüm Halep’te!’’ demiş. Mevlana önce bir çığlık atar. Ardından kaftanını çıkarıp adama verir sevincinden. Yanındaki dayanamayıp az sonra; ‘’Efendim. Bu adam yalan söylüyor. Kimseyi gördüğü yok. Sizden bir şeyler koparma derdindeydi.’’ der. Mevlana tebessüm ederek; ‘’Ben biliyorum onun yalan söylediğini. Zaten onun yalanına verdim kaftanı. Doğru söylese canımı verirdim.’’ diye karşılık verir.
Bir gün varlıklı birisi arkadaşına x tatil köyünde ne kadar balık avladığını, nasıl pişirdiğini, nasıl eğlendiğini falan anlatır. Arkadaşı da ‘’Madem orada bu kadar eğleniyorsan, bu kadar mutluysan neden oraya yerleşmiyorsun?’’ diye sorar. Adam da soruya: ‘’Ama balıklar beni alkışlamıyor ki!’’ diye cevap vermiş.
(Başarı, ilgi ve haz odaklı yaşamın sonu)
Bazı Abbasi halifeleri kitap tercüme edenlere tercüme ettikleri kitap ağırlığınca altın verirlermiş. O dönem Ortadoğu’nun altın çağıydı. Şimdi ise maalesef virane bir yer Ortadoğu. Benzer bir hassasiyete sahip olsalar eminim yeniden güzel, zengin, renkli bir hayat yeşeriverir o topraklarda.
1850 yılında İskoçya’da bir işçi çalıştığı fabrikadaki saatlerin sabahları ileri, akşamları ise geri alındığını yazmıştır bir mektubunda. İngiltere’deki bir işçi, mesai esnasında ustabaşına saati sormuştu. Ustabaşı da cevap vermiş, saatin kaç olduğunu kibarca söyleyivermişti. O an ustabaşının elindeki saat, iki müdür tarafından zorla elinden alınıvermişti. Bazı fabrikalarda ise sadece patronda saat olurdu. İşçilerin saat taşıması kesinlikle yasak olurdu. Saat taşıyanlar ağır şekilde cezalandırılırdı. Bazılarının maaşından kesilir, bazıları ise fazla mesaiye zorlanırdı. (Charles Dickens-Hayalet öyküleri)
Kalabalıkların düşünme süreçlerini aktive edebilmek, ayağa kalkmalarını sağlamak için bazen onların menfi duygularını tetiklemek gerekebiliyor. Bunu yapmak da entelektüel kesime düşer. Entelektüelin olmadığı, kendine entelektüel diyenlerin fildişi kulelerine çekildiği topraklarda aydınlanma mümkün değildir.
Godot'yu Beklerken
17.02.2026 - 03:57Behiç, yavaş yavaş bahse girmek istedi:
- Anadolu, güzeldir değil mi?
- Harikulâde.
- Fakat, refah yok.
- Refah dediğiniz nedir? Elektrik ve otomobilse, belki bunlar yok, fakat kalp rahatı
var.
- Ah, o hepsinden iyisi... Hakikaten, bir şehirde hiç bulunmayan hassa...
(Peyami Safa-Sözde Kızlar)
Godot'yu Beklerken
11.02.2026 - 22:31Nostalji lezzetli bir sızıdır. (Ernst Bloch-Umut İlkesi)
Godot'yu Beklerken
11.02.2026 - 22:10Az gelişmiş topluluklarda işçilerin derdi zam, gelişmiş toplumların işçilerinin derdi ise zamandır. Az gelişmiş topluluklarda işçiye bir miktar, sus payı denecek kadar bir zam yapılır. İşçi devam eder o zamla, o gazla canını dişine takarak çalışmaya. Modern toplumlardaki işçi de istediğini alır. Çalışma saatlerini çektikçe çeker aşağı. Kalan boş zamanda gezer dünyayı! Bazen uçağa atlayıp çıkar göğe, bazen binerek jet-ski’ye, girer denize icabında. Yer yemeğini beş yıldızlı lokantada.
Godot'yu Beklerken
11.02.2026 - 22:00Umut suistimale açık bir duygudur. Umudunun kimlerin işine yaradığına bakmalıdır insan. Bu yüzden etraftaki umut tacirlerine dikkat etmek gerekir. En güzel umut, kişinin gelecekte nasıl birine dönüşeceğine dair beslediği umuttur.
Godot'yu Beklerken
11.02.2026 - 21:55Burjuvazi, 18.asırda krala karşı mülkiyeti koruyordu. 19.asırda ise halka karşı mülkiyeti korumaya başladı. Burjuvazinin artık halk iktidarını sınırlamak gibi bir isteği vardır. (Karl Polanyi-Büyük dönüşüm)
Godot'yu Beklerken
11.02.2026 - 02:52Değişim için gerekli araçlardan mahrum bir devlet, kendisini muhafaza edecek araçlardan da mahrum bir devlettir. Dolayısıyla nasıl organizmada bir değişim varsa devlette de bir değişim olmalıdır. Değişim için gerekli araçlara sahip olmayan bir devlet kendisini muhafaza da edemez. Her an bir organizma gibi değişmek zorundadır fakat bu değişim temelde devletin kadim anayasasını muhafaza ederek değişen bir değişim anlayışıdır. (Edmund Burke-Doğal toplumun savunusu)
Godot'yu Beklerken
11.02.2026 - 02:49Kapitalist sistemde sağlık sektörünün tek bir rolü vardır. Bedenen ve ruhen çalışamaz hale gelmiş bir kişiyi bedenen ve ruhen yeniden çalışabilir hale getirmektir.
Godot'yu Beklerken
08.02.2026 - 03:53Cehenneme giden yol bir uçurum değil, yavaş bir eğimdir. (Clive Staples Lewis- Prens Caspian)
Godot'yu Beklerken
07.02.2026 - 02:57Her çağın kendi illüzyonları vardır ama onları kaybedenler bazen gerçeğe değil boşluğa uyanır. (Honore de Balzac-Kayıp İllüzyonlar)
Godot'yu Beklerken
07.02.2026 - 02:52Kadınların arkadaşlığı aşka benzer. Benzemez, aşkın ta kendisidir. (Defne Suman-Rüyaya benzer)
Godot'yu Beklerken
07.02.2026 - 02:26Az gelişmiş topluluklarda problemler çözülmek için değil problem üzerinden yaygara çıkarmak yoluyla kaymak yemek için vardır. Az gelişmiş topluluklarda politikacı kazancını bu şekilde elde eder.
Godot'yu Beklerken
07.02.2026 - 02:25Utilitaryanizm: En fazla insanın mutluluğunu göz önüne alacak şekilde eylemektir. Her eylem, kalabalıkların mutluluğunu hedef alacak şekilde gerçekleştirilmelidir. Küçük bir zümrenin mutluluğu, kalabalıkların mutsuzluğuna yol açmamalıdır. Birileri zararlı çıkmamalıdır.
Godot'yu Beklerken
02.02.2026 - 03:17Totaliter rejimler geçmişi bile manipüle eden, geçmişi sürekli değiştirip yeniden yazma eğiliminde olan rejimlerdir. (George Orwell-Aspidistra)
Godot'yu Beklerken
02.02.2026 - 03:14Hakkınız var.
Godot'yu Beklerken
27.01.2026 - 03:05Zor bir soru Vezir Bey lakin aklıma Jean Jack Rousseau'nun bazı fikirleri geldi. ''Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip 'Burası benimdir!' diyen kişi uygar toplumların kurucusu olmuştur. Tabi bu aynı zamanda kavgaların, çekişmelerin, huzursuzlukların başlatıcısı da oldu. Hiyerarşiler, düzenler, işbölümleri, köşe kapmaca, mal yığma savaşı, organizasyonlar vs... hep bundan sonra oldu. Bundan sonra hiç dikiş tutturamadı insan. Utanmazlar da türedi tabi hali ile bu mücadele ortamı içerisinde.
Godot'yu Beklerken
23.01.2026 - 04:28Utanmaz adamı utanmaz adam yapanlar çevresindekilerdir. Bu utanmazlar başına geçtikleri kurumlarda her haltı yerler. Çevresindeki diğer utanmazlar bu utanmazın her türlü rezilliğine göz yumarlar. Utanmaz adam utanmaz olduğunu hiçbir şekilde anlayamaz. (Hüseyin Rahmi Gürpınar-Utanmaz Adam)
Godot'yu Beklerken
23.01.2026 - 04:19İnsan kalabalıkların yanında yer almaya, onların inandığına sorgusuz sualsiz inanmaya meyillidir. Bunun sebebi onay alabilmektir. (Solomon Asch-Otoriteryen kişilik)
Godot'yu Beklerken
19.01.2026 - 02:01Geçmişi öğren, bugünü yaşa ve geleceğe bak! Bugünün hakkını vermeden geçmiş ve gelecekle iyi bağlar kurmak, sağlam bağlantılar oluşturmak mümkün değildir. Bugünün hakkını verin, bugünü iyi planlayın.
Godot'yu Beklerken
19.01.2026 - 01:57Adamın biri patikada yürümekte olan Mevlana’ya ‘’Şems’i gördüm Halep’te!’’ demiş. Mevlana önce bir çığlık atar. Ardından kaftanını çıkarıp adama verir sevincinden. Yanındaki dayanamayıp az sonra; ‘’Efendim. Bu adam yalan söylüyor. Kimseyi gördüğü yok. Sizden bir şeyler koparma derdindeydi.’’ der. Mevlana tebessüm ederek; ‘’Ben biliyorum onun yalan söylediğini. Zaten onun yalanına verdim kaftanı. Doğru söylese canımı verirdim.’’ diye karşılık verir.
Godot'yu Beklerken
11.01.2026 - 03:33İskandinav mutsuzluğu sessizlikte büyür. Akdeniz mutsuzluğu ise gürültünün içinde kaybolur sanki! (Panait İstrati-Akdeniz)
Godot'yu Beklerken
07.01.2026 - 00:57Bir gün varlıklı birisi arkadaşına x tatil köyünde ne kadar balık avladığını, nasıl pişirdiğini, nasıl eğlendiğini falan anlatır. Arkadaşı da ‘’Madem orada bu kadar eğleniyorsan, bu kadar mutluysan neden oraya yerleşmiyorsun?’’ diye sorar. Adam da soruya: ‘’Ama balıklar beni alkışlamıyor ki!’’ diye cevap vermiş.
(Başarı, ilgi ve haz odaklı yaşamın sonu)
Godot'yu Beklerken
07.01.2026 - 00:57Bazı Abbasi halifeleri kitap tercüme edenlere tercüme ettikleri kitap ağırlığınca altın verirlermiş. O dönem Ortadoğu’nun altın çağıydı. Şimdi ise maalesef virane bir yer Ortadoğu. Benzer bir hassasiyete sahip olsalar eminim yeniden güzel, zengin, renkli bir hayat yeşeriverir o topraklarda.
Godot'yu Beklerken
29.12.2025 - 02:061850 yılında İskoçya’da bir işçi çalıştığı fabrikadaki saatlerin sabahları ileri, akşamları ise geri alındığını yazmıştır bir mektubunda. İngiltere’deki bir işçi, mesai esnasında ustabaşına saati sormuştu. Ustabaşı da cevap vermiş, saatin kaç olduğunu kibarca söyleyivermişti. O an ustabaşının elindeki saat, iki müdür tarafından zorla elinden alınıvermişti. Bazı fabrikalarda ise sadece patronda saat olurdu. İşçilerin saat taşıması kesinlikle yasak olurdu. Saat taşıyanlar ağır şekilde cezalandırılırdı. Bazılarının maaşından kesilir, bazıları ise fazla mesaiye zorlanırdı. (Charles Dickens-Hayalet öyküleri)
Godot'yu Beklerken
29.12.2025 - 01:44Kalabalıkların düşünme süreçlerini aktive edebilmek, ayağa kalkmalarını sağlamak için bazen onların menfi duygularını tetiklemek gerekebiliyor. Bunu yapmak da entelektüel kesime düşer. Entelektüelin olmadığı, kendine entelektüel diyenlerin fildişi kulelerine çekildiği topraklarda aydınlanma mümkün değildir.
Toplam 639 mesaj bulundu