Çiğdem Ayyıldız Adlı Antoloji.com Üyesinin Ha ...

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
  • Süleyman Toprak
    Süleyman Toprak

    11.01.2005 - 20:34

    IV

    Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
    Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Güneşi bahardan koparıp
    Aşkın bu en onulmazından koparıp
    Bir tuz bulutu gibi
    Savuran yüreğime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
    Ayaklarımdan belli
    Lambalar eğri
    Aynalar akrep meleği
    Zaman çarpılmış atın son hayali
    Ev miras değil mirasın hayaleti
    Ey gönlümün doğurduğu
    Büyüttüğü emzirdiği
    Kuş tüyünden
    Ve kuş sütünden
    Geceler ve gündüzlerde
    İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Bütün şiirlerde söylediğim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
    Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
    Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
    Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    Çatı katlarında bodrum katlarında
    Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    Hep Kanlıca'da Emirgan'da
    Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
    Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
    Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
    Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
    Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
    Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
    Verilmemiş hesapların korkusuyla
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
    Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili



    SERENGA
    /Umuda kırağı düşmüş akşamın sabahından/

    Gecenin en mahrem yerine saklayarak hınçlarımı
    Sana bir anka kuşunun adını verdim
    Akrep ve yelkovana göre değişen yüzlerin
    Değişen yüzlerin bir bıçak sırtına değmişken
    Gördüm bir tesbih tanesi gibi düştüğünü


    Sana bir anka kuşunun adını verdim
    Çünkü hiçbir anka kuşu vurulmaz uykusunda
    Kırılmaz kanatları,
    Transparan bir bakışın ardından
    Sade ve içli çağrılarının
    Oysa bir tırpan gibi gelir
    Uğultusu asi ve diri göğüslü kızların
    /uğultusu/
    Uğultusu bir namluyu uyandırır gibi gelir.

    Ölümler hiçbir ölümü çağırmaz biliyorsun.
    Hiçbir ölüm de misafirperver davranmaz diğerine
    Nasıl yoksa baltayla yontulmuş ağzı sözlerin
    Üç kere
    Üç kadar yalnızlığın tarifi yok.
    Adın eski akşamlardan kalma şiirdir
    Daha da yalnızlaşmıştır şimdi
    Yalnızlık kalabalıklarda
    Adın SERENGA.

    AY KARANLIK

    Geceler boyu bir çaresizliği büyütüyorum.
    En kuytu köşelerde anıyorum adını,
    Saklı bir dua gibi.
    Kanserli bir hastayım
    Son yontularla
    Gün gün eriyorum.
    Bugünüme mi ağlasam yarınıma mı
    Durmadan tükeniyorum.

    Ay karanlık
    Yoksun yanımda
    Seni biraz daha arıyorum
    Aç zamanlar
    İçimde bin bir tufan başlangıcı
    Kirlenmiş yüzleri örtüyor bulutlar
    Bir yaz ortası sıtması geçiriyorum.

    Sen benim Simurg bakışlım
    Seni bilmez miyim ben
    Kaf dağını yangın sarmış
    Ellerin avuçların kor
    Bakire aydınlıklar peşindesin.
    Kanat çırpmaya, hırsız duygulara
    Bir rüyalık uykuya hasretim ben.

    Vuslat yasak bir haykırıştır yeşil gözlerinde
    Tartaklarla yürümektir paldır küldür
    Damgalı şehirlerde
    Biliyorum
    En büyük vuslatı ben yaşayacağım
    Bir gün nefesim ‘tık’ ettiğinde.

    Ay karanlık
    Yıldızlar çiseliyor
    Şimdi otuz renkli sevda uçuruyorum senin için.
    Tasınla tarağınla
    En delişmen çağınla
    Çekip gelmen için.

    *Zamanımın çoğunluğunu şiir sitelerinde ve kitaplarında geçirdiğimden senin de tahmin ettiğin gibi her türlü şiir ve şaire karşı duyarlıyım.Zaten günlük en az iki saatimi buna ayırıyorum.Bugünkü konuşmandan şiire oldukça meraklı bir kişi olduğunu çıkardım.İlk şiiri zaten biliyorsundur.S.KARAKOÇ un malum şiiri.Son iki şiiri nasıl buluyorsun? düşüncelerini mutlaka bekliyorum.

    Süleyman TUTKUN

Toplam 1 mesaj bulundu