Huri Çalışkan Antoloji.com



1. KİTAP
,, Avluda Yürüyen Gölgeler '' Roman

Ne vakit orkideli şehirler yorsa insanı, arka kapıdan çocukluğuna kavuşuyor olgunluk.

..

Devamını Oku
  • Huri Çalışkan
    Huri Çalışkan 03.08.2025 - 22:00

    ( kelâmnetra: kelâm: söz, netra: sanskritçe’de göz , sözün gözü, ya da sözle gören anlamında )

    şiir, bir bilgi değil...
    bir iç sezi, bir duyum,
    bir gece yarısı
    göğsüne düşen kelime,

    öğrenilmez
    dokunulur,
    durulur,
    üstüne eğilinir.

    kalbini alır avuçlarına,
    bir nehir gibi okşar seni,
    ...

  • Dengi Naz
    Dengi Naz 18.10.2024 - 08:26

    ...
    Uyanmışsın bir sabah; kapı çalmış, bakmışsın kimse yok, tam kapatacakken bakmışsın eşikte bir demet kır çiceği !

    Satın alınmamış, janjanlı kağıtlara sarılmamış,fiyonksuz fakat fiyonklulardan daha güzel bir demet çiçek; emekle, iyi niyetle tek tek toplanan...
    ...

    Sevgili Huri,
    Sayfamda y ...

  • Huri Çalışkan
    Huri Çalışkan 01.10.2024 - 15:04

    Ekim ayına adım atarken, yeniden doğuşu kutlayan bir Anka kuşu misali, her şeyde taze bir başlangıcın izini görüyoruz. Anka kuşu, küllerinden doğarken içinde taşıdığı gücü ve inancı yeniden keşfeder, tıpkı bir insanın her zorluktan sonra kendini yeniden bulması gibi. Ekim ayı da bize doğanın dönüşüm ...

Toplam 13 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR


Toplam 297 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR
  • Huri Çalışkan Söz Güncesi

    06.01.2026 - 16:35

    OCAK 2026 SAYISI

    Ruhun İmza Mührü: Koku, Parfüm Notalarından Kişinin Özüne Yolculuk

    Koku ve Öz

    “Bir özlem vuruyor sineme, tanıdık kokulardan gelmişçesine koştura koştura...”

    Huri Çalışkan

    Koku, tüm duyularımız arasında en mistik, en kişisel ve en duygusal olanıdır. Bilimsel olarak limbik sistemle doğrudan bağlantısı, onu hafıza ve duygu merkezimizin anahtarı yapar. Bir an için gözlerimizi kapatıp birini düşündüğümüzde, zihnimizde ilk canlanan çoğu zaman teninin, giysilerinin ya da kullandığı parfümün imza kokusudur.

    Bu makalede, bir insanı "davet eden" kokuyu, katman katman inceleyeceğiz: Başkaları için seçtiğimiz parfüm notaları ve tüm maskelerin altında saklı kalan, bizi biz yapan o öz, yani kişinin benzersiz kendi kokusu.

    I. Notaların Daveti: Parfümün Mimari Yapısı

    Koku, bir insanın dünyaya açılan ilk kapısıdır. Bu kapıyı aralamak için kullandığımız parfümler, tıpkı müzikteki gibi, belirli bir uyum içinde birleşen notalardan oluşur. Parfüm, rastgele karıştırılmış esanslardan ibaret değil, aksine ustalıkla inşa edilmiş, katmanlı bir mimaridir:

    Üst Notalar (Başlangıç): Parfümü ilk sıktığınızda burnunuza çarpan notalardır. Tıpkı bir el sıkışması gibi, kısa sürelidirler ve ilk izlenimi belirlerler. Görevleri, daveti başlatmak ve merak uyandırmaktır (Narenciye, aromatik kokular).

    Kalp Notaları (Öz): Üst notalar kaybolduktan sonra ortaya çıkan, parfümün karakterini ve esas temasını oluşturan notalardır. Parfümün "ruhu" burada atar ve kokunun en uzun süre kalan kısmıdır (Çiçekler, baharatlar). Bu, bir davetteki samimi sohbet anına karşılık gelir.

    Dip Notalar (Kalıcılık/İmza): Parfümün en ağır moleküllerini içerir. Gün sonunda bile derinizde kalan, tene oturan ve o parfümü sizin imzanız yapan katmandır (Vanilya, misk, amber). Bu, davet bittikten sonra bile akılda kalan derin izdir.

    Parfümler, böylece bizim seçtiğimiz ve yansıtmaya çalıştığımız benliğimizin bir manifestosudur.

    II. O Öz: Tenin Gizli Fısıltısı

    Ancak parfüm, hikayenin yalnızca yarısıdır. Gerçek ve kalıcı bağ, kişinin parfümsüz dahi olan, kendi kokusu ile kurulur.

    Koku ve Özdeşleşme: Bir parfüm, farklı ciltlerde farklı bir kokuya bürünür. Bu durumun nedeni, o yapay notaların kişinin kendine has öz kokusu, yani feromonlar, ter, cilt pH'ı ve beslenme şekliyle etkileşime girmesidir. Seçtiğimiz parfüm ne kadar güzel olursa olsun, onu eşsiz kılan, onun bizimle bütünleşmesi ve bizim öz kokumuzun üzerine giyilmesidir.

    "Sıkı Sıkıya Sarılmak": Özlem duyduğumuz birinin kokusu, o kişinin yokluğunda bile bir teselli kaynağıdır. Bir tişörtün, yastığın üzerindeki o tanıdık ve doğal koku; beynimize, sevdiğimiz kişinin güvenli ve tanıdık varlığını taklit eden bir sinyal gönderir. Bu, sizin de dediğiniz gibi, koku aracılığıyla birine sıkı sıkıya sarılmanın biyolojik ve duygusal karşılığıdır.

    Aşkın Kokusu: Araştırmalar, insanların eşlerini seçerken, bağışıklık sistemlerini tamamlayan genetik kodlara sahip kişilerin kokusunu bilinçaltında daha çekici bulduğunu gösteriyor. Yani aşk, gerçekten de kokunun rehberliğinde başlar.

    Sonuç: Koku, Görünmez Bir Aşk Mektubudur

    Koku, yalnızca iyi kokmak için değil, var olmak ve hatırlanmak için kullandığımız görünmez bir dildir. Parfüm notaları ile yarattığımız davetkâr ilk izlenim, zamanla tenimizin öz kokusuyla harmanlanarak bir imza mühre dönüşür.

    Ocak ayının soğuk günlerinde, içimizi ısıtan bu konunun bize hatırlattığı şudur: Bir insanı özlediğimizde, aklımızdaki görüntüden çok daha fazlasını özleriz. Biz, o kişinin tanıdık kokusunu özleriz. Çünkü o koku, onun en yalın, en samimi ve en öz halidir.

    Koku, hem bir anı, hem bir söz, hem de geride bırakılan görünmez bir aşk mektubudur.

    Huri Çalışkan

  • seni anlatmak

    06.01.2026 - 16:33

    Ruh bilir; ne geldiyse doğru zamanda geldi, ne gittiyse doğru zamanda gitti... Peki, gidenlerin ardından tenimizde kalan o somut sızıyla nasıl barışırız?

    ,, Ruhun Durakları'' ve vedanın fiziksel izleri üzerine kaleme aldığım yeni yazım,
    ,, Geçip gittiğin için teşekkür ederim'' diyebilmenin o ağır ancak şifalı yolculuğuna davetlisiniz.

    Hey.! Beyazımsı kalp Ali, bu gökyüzü altında çok sevildin...

    Şubat ayında sizlerle.

  • Huri Çalışkan Söz Güncesi

    15.12.2025 - 14:04

    SİSLİ GÜNLERDE İÇ GÖRÜ
    Belirsizlikte Görmenin İnceliği

    Kasım, çoğu kişi için bitişleri anımsatır…
    Ama benim için bazı başlangıçların adıdır.
    Belki de sisin içinde görmeyi öğrenmiş biri olduğum içindir.
    Çünkü her şey netleştiğinde değil, bulanıklığın ortasında daha çok bakmayı seçtiğimizde başlar içgörüler.

    Bazen yaşam, önümüzü göremediğimiz puslu sabahlara benzer. Göz alabildiğine gri, yönler belirsiz, yollar sessiz…
    Ama işte tam da bu sisli anlar, dışarıdan çok içeriye bakmayı öğretir.
    Görmek artık bir göz işi değildir, bir kalp alışkanlığına dönüşür.

    Kasım ayı bana hep bunu hatırlatır.
    Netlikten çok sezgiyi, hızdan çok yavaşlamayı,
    ve cevaptan çok soruda kalmayı…

    Bir şeyin nereye varacağını bilmeden yola çıkmak gibi…
    Birini neden sevdiğini bilmeden sevip, sonra zamanla neden olduğunu değil, iyi ki olduğunu anlamak gibi.
    Çünkü bazı aylar, sadece mevsim değil;
    bir hatırlatma gibi gelir insana:
    “Sakin ol… Her şey sisin ardında beliriyor zaten.”

    Zamanın sesi kısıldığında,
    içimizde bir ses belirir:
    Göz değil kalp görmeye başlar
    Kalabalığın sustuğu yerden…

    ,,Ve bazı isimler, bazı ayların ruhuna yakışır.''
    Bazı günler, bir mevsimin değil, bir hatıranın eşiğinde başlar.
    Kasım da onlardan biri.

    Her şeyin yolunu bulduğu, ama hiçbir şeyin acele etmediği o yavaş ışıktır Kasım.
    Ve bazen, bir ayın içine bir insan sığar…
    Sadece mevsime değil, birine benzer.

    Huri Çalışkan

Toplam 671 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR