Geçmişteki özüme sözüm geçsin diye....Muradınca uzun tuttum düşlerin ipini....Nazlanıp usandıran bir kaç kelime için....Değmiyor öfkelenip kağıtları yakmaya....Alçısı yeni alınmış gün doğumlarında......Sancılı şiirler düştü sayfalarıma.....Vezinsiz bir hayat benim harcım değil.....Aksanı bozuk harfler silinsin defterimden.....İki ayrı yakasında, iki ayrı yalnızlık masalı.....Kısa metrajlı kentlerin yüzünden dökülen.....Dört delikli bir düğmeye benziyor mevsimler.....Her bahar çıkışında gömleğimden sökülen.....Salkım salkım yorgunluğu dinlendiren ağustos.....Neden dağlarda kül bırakmayan yangınlara aldırmaz?<....Ne zaman paltosunu asacak bir ağaç arasa nisan....Gökleri direksiz tutan gücü farkediyor insan...ve varacağı son yere saniye tutan rüzgar....çatlamış dudaklarda ihya nefesi olduğunda....Sonsuza biad etmenin huzuru yeşeriyor<...Söküldüğü yere tayini çıkan çiçeklerin...Karınca suretinde filizlenen koruluğunda....Ne zaman başı dönse rüyalarımın....Sekteye uğrar gece dönmez sabaha....Harcanmış vakitlerin hesabını vermedim daha...Lakin kimseye verecek hesabım yok şükür Allah'a...
..

Kalabalıklar içinde yalnız olmak, böyle bir yalnızlığı hayal etmek bile mümkün değil...gerçek hayalin ötesinde...Bir su damlası yalnız bir okyanusun içinde , oysa binlerce damlayla içiçe.
Kendimize uzak bir rüzgarız biz, üzerine kuş konmayan ağaçlar gibi olduğumuz yerde durur, ait olmadığımız yerlerde eseriz
Toplam 2 mesaj bulundu