Dedim: Çok yalnizim. Dedin:... ف َ إ ِ ن ّ ِ ي ق َ ر ِ ي ب ٌ Ben ki sana çok yakinim. Bakara-186. Dedim: Evet biliyorum sen bana yakinsin ama ben senden uzagim, keske ben de sana yakin olabilseydim. Dedin: و َ ا ذ ْ ك ُ ر ر ّ َ ب ّ َ ك َ ف ِ ي ن َ ف ْ س ِ ك َ ت َ ض َ ر ّ ُ ع ا ً و َ خ ِ ي ف َ ة ً و َ د ُ و ن َ ا ل ْ ج َ ه ْ ر ِ م ِ ن َ ا ل ْ ق َ و ْ ل ِ ب ِ ا ل ْ غ ُ د ُ و ّ و َ ا ل آ ص َ ا ل ِ Rabbini sabah aksam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205 Dedim: Bu da senin yardimini ister Dedin: أ َ ل َ ا ت ُ � -ِ ب ّ ُ و ن َ أ َ ن ي َ غ ْ ف ِ ر َ ا ل ل ّ َ ه ُ ل َ ك ُ م ْ ALLAH’in sizi bagislamasini istemez misiniz? Nur-22 Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim. Dedin: و َ ا س ْ ت َ غ ْ ف ِ ر ُ و ا ْ ر َ ب ّ َ ك ُ م ْ ث ُ م ّ َ ت ُ و ب ُ و ا ْ إ ِ ل َ ي ْ ه ِ (Öyleyse) Rabbinizden bagislanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90 Dedim: Çok günahkârim, bu kadar günahla ben ne yaparim? Dedin:أ َ ل َ م ْ ي َ ع ْ ل َ م ُ و ا ْ أ َ ن ّ َ ا ل ل ّ ه َ ه ُ و َ ي َ ق ْ ب َ ل ُ ا ل ت ّ َ و ْ ب َ ة َ ع َ ن ْ ع ِ ب َ ا د ِ ه ِ ALLAH'in, kullarinin tövbesini kabul edecegini.. ve ALLAH'in tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen oldugunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104. Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artik yüzüm kalmadi. Dedin: ا ل ل ّ َ ه ِ ا ل ْ ع َ ز ِ ي ز ِ ا ل ْ ع َ ل ِ ي م ِ (2) غ َ ا ف ِ ر ِ ا ل ذ ّ َ ن ب ِ و َ ق َ ا ب ِ ل ِ ا ل ت ّ َ و ْ ب ِ ِ ALLAH aziz ve bilendir, o günahlari bagislayan ve kullarinin tövbesini kabul edendir. Gafir-2/3. Dedim: Bunca günahim var,hangisinin tövbesini yapayim? ! Dedin: إ ِ ن ّ َ ا ل ل ّ َ ه َ ي َ غ ْ ف ِ ر ُ ا ل ذ ّ ُ ن ُ و ب َ ج َ م ِ ي ع ً ا ALLAH bütün günahlari bagislayandir. Zümer-53. Dedim: Yani yine gelsem yine beni bagislar misin? Dedin: و َ م َ ن ي َ غ ْ ف ِ ر ُ ا ل ذ ّ ُ ن ُ و ب َ إ ِ ل ا ّ َ ا ل ل ّ ه ُ ALLAH ’tan baska günahlari bagislayacak olan yoktur. Ali Imran-135. Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH’im! Bilmiyorum bu sözlerin karsisinda niçin böylesine içim içime sigmiyor ve erimeye basliyorum, seni çok seviyorum. Dedin: إ ِ ن ّ َ ا ل ل ّ ه َ ي ُ � -ِ ب ّ ُ ا ل ت ّ َ و ّ َ ا ب ِ ي ن َ و َ ي ُ � -ِ ب ّ ُ ا ل ْ م ُ ت َ ط َ ه ّ ِ ر ِ ي ن َ Süphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever. Birden “Ilahim ve Rabbim benim senden baska kimim var” dedim. Sen de أ َ ل َ ي ْ س َ ا ل ل ّ َ ه ُ ب ِ ك َ ا ف ٍ ع َ ب ْ د َ ه ُ “ ALLAH kuluna yetmez mi? ” (Zümer-36) dedin. Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karsi bu kadar iyisin ben ne yapabilirim? Dedin: ي َ ا أ َ ي ّ ُ ه َ ا ا ل ّ َ ذ ِ ي ن َ آ م َ ن ُ و ا ا ذ ْ ك ُ ر ُ و ا ا ل ل ّ َ ه َ ذ ِ ك ْ ر ً ا ك َ ث ِ ي ر ً ا (41) و َ س َ ب ّ ِ � -ُ و ه ُ ب ُ ك ْ ر َ ة ً و َ أ َ ص ِ ي ل ً ا (42) ه ُ و َ ا ل ّ َ ذ ِ ي ي ُ ص َ ل ّ ِ ي ع َ ل َ ي ْ ك ُ م ْ و َ م َ ل َ ا ئ ِ ك َ ت ُ ه ُ ل ِ ي ُ خ ْ ر ِ ج َ ك ُ م م ّ ِ ن َ ا ل ظ ّ ُ ل ُ م َ ا ت ِ إ ِ ل َ ى ا ل ن ّ ُ و ر ِ و َ ك َ ا ن َ ب ِ ا ل ْ م ُ ؤ ْ م ِ ن ِ ي ن َ ر َ � -ِ ي م ً ا Ey inananlar! ALLAH'i çokça zikredin. Ve O'nu sabah-aksam tesbih edin. Sizi karanliklardan aydinliga çikarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istigfar eder. ALLAH, müminlere karsi çok merhametlidir. Ahzap-41/43
Ve Sen Yine Denendiğinde.. Ve Kalbin Daraldığında.. Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında.. Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde..
Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını! Allah Kullarına Kafi Değil mi? ..!
Bir Kadın Ruhunda Dolaşmak Bir kadın ruhunun çırılçıplak, ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek, bugüne kadar heves duyduğu,arzuladığı, bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder. Düşünsel yeteneği,duygusallığı ne kadar gelişmiş olursa olsun erkek… bu kadın ruhunun dehlizlerindeki cennette; yağmurların kokusunu, bulutların güzelliğini, güneşin parlaklığını, çimenlerin ışıltısını, gökkuşağının o eşsiz renklerini…cehennemde; ateşin yakıcılığını, fırtınaların şiddetini,gecelerin zifir karanlığını gördüğünde kadın doğasının nasılda bu kadar değişken ve anlaşılmaz olduğuna şaşkınlıkla tanıklık eder. Az önce sizi şefkat dolu kollarında teselli eden, sımsıcak saran bir kadının az sonra nasılda ulaşılmaz ve buz gibi olabileceğini, bununsa o kadının doğası olduğunu gören bir erkek, bütün kendini erkek sayma öğretilerine ve kendilerine tanrı vergisi olarak verildiğine inanılan “erkeklik gururuna” rağmen dehşete düşerek korkar… “Erkekler kadın ruhundan anlamaz.” Denilmesinin sebebi,erkeklerin bütün kendilerini güçlü, korkusuz saymalarına, bütün gururlarına karşın bir kadın ruhunun dehlizlerinde kaybolduklarında ıssız ve karanlık bir sokakta fırtınaya tutulmuş bir kedi yavrusu gibi çaresiz ve yapayalnız kalmış hissetmelerindendir aslında. Her erkeğin en az bir kez bir kadın ruhuna dokunmuşluğu, annesi de olsa o ruhun dehlizlerinde kaybolmuşluğu vardır. Ama en güzeli size aşık bir kadının, kendi ruhunun dehlizlerinde dolaşmanıza izin vermesi, siz keyifle karışık bir korku yaşarken, onun kendinden emin ve bir o kadarda keşfedilmeyi hevesle bekleyen bir arzuyla sizi izlemesidir. Her kaybolduğunuzu sandığınızda size küçük ipuçları bırakması, siz o ipuçlarını bulup daha derinlere ilerlerken, büyük bir keşif yaptığınızı sanarak sevinirken, birden ne kadar büyük bir dehlizde olduğunuzu ve giderek kaybolduğunuzu fark etmenizle yarıda kalan sevincinizin hüznünü, kahkahalarla izlemesidir.Hiçbir erkek bir kadının ruhunda ondan izinsiz dolaşamaz veya onun bulunmasını istemediği bir dehlize girip orada kaybolamaz. Eğer size aşık bir kadın ruhunu dehlizlerinde dolaşmanıza izin veriyorsa bunun size sunulmuş bir şans olduğunu, bir dünya seyahatinden bile daha keyifli, daha heyecanlı ve uzun sürecek bir seyahate çıktığınızı bilmeniz gerekir.Yanınıza bolca yolluk almalısınız. İlgi, sevgi, özen, tatlı dil, samimiyet, dostluk bu seyahatte yanınızda bulunması gereken ve çokta yer kaplamayacak yolluklardır. Kadınlar ruhlarının dehlizlerinde kaybolmaktan korkmayan,onlardan izin almaksızın girmeye ve dolaşmaya kalkmayacak kadar saygılı, ama yinede meraklarına yenik düşüp buna cüret edebilecek kadar cesur erkeklerden garip bir haz duyarlar.Aslında doğalarında ki bu belirsizlikten kendileri de her zaman tam olarak mutlu değildirler. Keşfedilmeye ve erkeğin gösterdiği tüm çabaya layık görülmüş olmanın heyecanını yaşarken,bir yandan da keşfedilen dehlizleri arttıkça deşifre olup, kadınlık büyüsünün kaybolacağından endişe etmeleri de size bırakılan ipuçlarının azalmasına ve o dehlizlerde ilerlemenizi yavaşlatabilir ve sizi yorabilir…Hatta ruhunun dehlizlerinde çok ilerlediğinizi fark eden bir kadın size ne kadar aşık olursa olsun, büyüsünün kaybolacağı endişesiyle sizi hiç beklemediğiniz bir anda terk edebilir.Bu bir terk ediş midir yoksa yeni dehlizler oluşana kadar mı gitmiştir asla bilemezsiniz… Bir kadın ruhunun çırılçıplak, ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek, bugüne kadar heves duyduğu,arzuladığı, bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder… Ve yorulmayı göze alabilenler bir ömür boyu gerçek mutluluğa ulaşabilir ancak…
Bir insanı sevmek, ama sadece duygularla sevmek...
Öylesine seviyorsun ki, onu gördüğünde kalbin yerinden fırlıyor, sesini duyduğunda vücudunun kimyası değişiyor adeta.
Öylesine hayran oluyorsun ki, bir sürü hatasını görmüyorsun, artık tüm zaafların seni yönetmeye başlıyor.
Öylesine saygı duyuyorsun ki, kendini hiç düşünmüyorsun, sadece onun seni düşündüğü kadarıyla yaşıyorsun kendi hayatını.
Öylesine verici oluyorsun ki, artık almayı bile unutuyorsun nerdeyse, sanki sürekli sen vermek zorundasın.
Öylesine direnç kazanıyor ki vücudun, hastalanmıyorsun bile, hastalıkların varlığından sadece onunkilerle haberdar oluyorsun.
Öylesine mutlu hissediyorsun ki kendini, hiçbir olumsuzluk seni yıldıramıyor, sanki hep mutlu olmak zorundasın.
Öylesine benimsiyorsun ki onu, yanında değilken gözlerin hep onu arıyor, işte belki de tatlı bir hüzün duyduğun anlar bunlar.
Öylesine bütünleşiyorsun ki onunla, her sevişme bir maraton gibi, bitmese, bitmiyor, bitmeyecek...
Ancak bir gün geliyor ve sanki kendi varlığını hissediyorsun. Çünkü yorgun olduğunun farkına varıyorsun. Çünkü yapmış olduğun hatalar geri tepmeye başlıyor. Çünkü onun seni sadece kendi ihtiyaç duyduğunda düşündüğünü görüyorsun.
Çünkü aslında sen verdikçe bir şeyler alabilmiş olduğunu fark ediyorsun. Çünkü hastalanmaya başlıyorsun, ama bunu bile yalnız yaşıyorsun. Çünkü mutluluğun nasıl bir şey olduğunu düşünmek bile acı veriyor. Çünkü artık birbirinize dokunmaktan kaçınarak oturuyorsunuz, yürüyorsunuz, yatıyorsunuz.
Çünkü en son ne zaman seviştiğinizi bile hatırlayamıyorsun. Ve anlıyorsun ki, doğru sandığın kişi aslında yanlışmış, sen aşka aşık olduğun için kendini aldatmışsın!
Kahrediyorsun, kendini bu kadar aldatmaya ne hakkın vardı diye. Yaşamakla yaşamamak arasında gidip geliyorsun bir süre... Son çırpınmalar sürüyor karşılıklı, sen aşkı tükettin, oysa asıl o senin güvenini!
Ve ayrılık zamanı, her şey mekanik; kutular taşınıyor, camlar çıplak; el sıkışarak vedalaşıyorsun...
Kendi yalnızlığının tadını çıkarmaya çalışıyorsun, kendin için yaşamayı öğreniyorsun. Bütün kötü anıları gömmeye başlıyorsun, hatta nefret etmeyi bile beceremiyorsun. Ama bir gün bakıyorsun, içinde büyük bir boşluk var. Rahatlamışsın, mutlu olabileceğini fark ediyorsun yine.
Erişilmez bir uçurumun kıyısında, senden başka kimsenin farkında olmadığı bembeyaz bir çiçektim ben. Sen ise, dört mevsim özlemini çektiğim yağmur. Üstüme yağışını severdim, yapraklarımdan aşağı akışını, her damlanı içime çekişimi severdim. Bedenimde seni hissedişimi. Her damlan alıp götürürdü beni adını bilmediğim, tanımadığım yerlere...
Sen yağınca susuzluğum dinerdi, biterdi kimsesizliğim, dağılırdı ürpertilerim. Serin bir meltem değip geçerdi yapraklarıma. Dünyalar benim olurdu, uçardım sevinçten. Günlerime, gecelerime; hiç kimsenin bilmediği, fark etmediği sıcak bir sevgi dolardı. Sıcak bir sevgi dolardı yüreğime. Her çocuğa gülümserdim; her kuşa, her kelebeğe, her arıya gülümserdim...
Erişilmez bir uçurum kıyısında rüzgarlara ağıt yakan, yalnız ve boynu bükük, bembeyaz bir çiçektim ben. Sen, bakışlarında sevdalar gizleyen, sevdalandığım, gözleri menekşe rengi küçücük bir kızdın.. Adına Seher demiştim, adına sevda, adına umut. Sevdam, umudum her şeyimdin. Günüm, günaydınım, gülaydınlığım seninle başlardı. Tek sevenim, tek sevdiğimdin. Yağmurumdun sen; kurak günlere, ayaz gecelere inat. Hiç bitmeyen bir umut, özlem ve hazla beklerdim seni. Gelmediğin zaman boynumu büküp, kapar gözlerimi seni beklerdim. Özlemin umudum olurdu, umudum özlemin. Beklerdim, beklerdim bıkmadan, usanmadan... Çünkü seni seçmiştim ben, sevdam, arkadaşım olarak. Sevdanı yüreğime nakış nakış işlemek için. İşlemeliydim ki, fırtınalar, boranlar içinde bile olsa kardelenler gibi açmasını öğrenmeliydim...
Umudumun bitip tükendiği anlar da oldu elbette zaman zaman. Seni beklerken, bekleyişin işkenceye dönüştüğü zamanlar da olurdu. Günlerin yıllara döndüğü zamanlar olurdu. Ama hiç şikayet etmedim, şikayet etmedi yüreğim. Çünkü seni delicesine seviyordum ve bu sevgimle mutluydum. Özlemine zor da olsa katlanıyordum bir umutla.
Sen beyaz bulutlarla gelirdin, bembeyaz gelinlikler içinde. Hayran hayran bakardım sana. Sen gelince ardından gökkuşağı gelirdi. Gökkuşağına dönüşürdün rengarenk. Her renginde umutlarım vardı, hayallerim vardı. Canlı, cansız tüm varlıklar kıskanırdı güzelliğini... Sen, hayatıma kattığım canım, gözbebeğimdin. Ben de senin cançiçeğindim. Gözlerime dolan bulut, üzerime yağan yağmurdun sen. Toprağa saçtığım umudumdun. Havaydın, hayattın, suydun, sevgime bandığım gülaydınlığımdın, günaydınımdın...
Yıllar sonra şimdi yine bekliyorum seni, bir umutla. Ama artık azalan hatta tükenen bir umutla... Ömrümün bütün dilimlerine kar yağıyor şimdi. Kar da beyaz ama ben yine de direniyorum. Çıkıp gelmeni, üzerime yağmanı bekliyorum. Bir zemheri mevsimiydi ayazda bırakıp gitmiştin hayallerimi. Bak yine zemheri. Dağlara kar yağıyor ama sen yoksun. Sen yoksun, acılara özlem yağıyor... Bak, kar yağıyor üstüme, iliklerime dek üşüyorum. Yine de yüreğimde ateşler yakıyorum. Dönersen ellerini ısıtırsın diye...
Unutmuşum, içimdeki umutların beyazlığını... Unutmuşum mavi, yeşil, al renkleri... Ne zaman bir yağmur sesi duysam, ne zaman bir su sesi, içimde sevgiler kanar, pınarlar kanar benimle. Sonra sen gelir dökülürsün içime, sen gelir dökülürsün gözlerime, kirpiklerim dökülür yollara. Gülaydınlığın doğar üstüme. İşte o zaman dağ dağ özlem kesilirim, bulut bulut, hüzün hüzün..
Düştüğüm her uçurumda sen varsın yanımda seni taşıdım içimde bir damla gözyaşı gibi bütün yıldızlara ismini haykırdım, bütün gecelere bir sen yoksun bir sen duymuyorsun bi-tanem
rüyalarımı hicran alır her gece gelmezsin çağrılarım isyan olur her gece bilmezsin sevdasını yüreğime taht kurduğum nerdesin bir sen yoksun bir sen bilmiyorsun bi-tanem
bil ki hep sana aktım bu sevdalı nehirlerde hep seni bekledim bu düştüğüm yerlerde ümit kervanları bir bir gelip giderler de bir sen gittin bir sen gelmiyorsun bi-tanem
Gel... Gel ki, sarı papatyalar açsın, kır gülleri, kır menekşeleri, kırkkanatlılar açsın. Yol alsın umuda nazlı cerenler, ceylanlar, karda boranda yolunu yitirenler. Gel can gelsin solmuş anılara. Boşalsın sicim sicim gözyaşları, ırmak olsun susuz kalmışlara; kardeş olsun dostluklara, yüreğimdeki merhamete... Gel... Gel ki, sevginle anlam bulsun duygular, gözlerimden toprağa düşen damlalar....
Tüm ümitlerin tükendiği anda çıkıp gelmeni, üzerime yağmanı bekliyorum. Bu sitemdir sanma. Bil ki, gelmezsen solup gideceğim, bitip tükeneceğim. Bir daha bir daha hiç bir mevsim açmayacağım çiçeklerimi, gülümsemeyeceğim gül yüzlü çocuklara, gül desenli baharlara, kırlara, ceylanlara... Gel! ...
............. Canına Can Verirdim
Sen bir nazlı gül olaydın dalına yaprak olurdum canına can verirdim acına toprak olurdum
sen bir damla yaş olaydın başına bulut olurdum düştüğün denizlerden her damlanı bulurdum
sen bir türkü olaydın kıskanırdım rüzgarlardan kalbime koyardım sesini yalnızca ben duyardım
tual olaydın fırçalarıma sevginin rengine boyardım ne okşardım saçını ne öpmeye kıyardım ne elveda eder ne görmeye doyardım
sen de sevseydin beni başımın üstüne gezdirirdim kalbimin içine koyardım canına can verirdim kanına kan veririrdim sende sevseydin beni
sende sevseydin beni yağmur olur yağardım bulut olur ağardım yoluna toprak olurdum dalına yaprak olurdum sen de sevseydin beni
Herkesin kendine göre hayalleri var ama benim en büyük hayalim. sevdiklerimin hayallerini gercekleştirmek.belki elimden bir şey gelmiyor yinede bir şeyler yapmaya çalişiyorum en azında,ugraştıgımı görüyorlar onların bir gülümsemesi her şeye bede ...
26.09.2013 - 20:15
Sevgili antoloji arkadaşım;
Doğum gününüzü en içten dileklerimle kutlar, yaşam boyu başarı ve mutluluklar dilerim.
Hayat sevgi kadar güzel aşk gibi güçlü olsun..
Doğum gününüzün anısına ** RÜYA ** gibi şiirimin şarkısını aşağıdaki linkten dinlemek ister misiniz?
http://www.ibrahimyilmaz-siirleri.com/bestelenen-1.html
** RÜYA GİBİ **
Rüya gibi uçup bitti
O güzelim mutlu anlar
Bir hayaldi geçip gitti
O sevecen tatlı yıllar.
Mazideki o yıllara
Şöyle dönüp bir baksana
Sarhoş eden duygu gibi
Alır bizi kollarına.
Solmaz denen güzellikler
Hep yalanmış yalan meğer
Hayat denen tüm gerçekler
Bir anlık rüyaymış meğer.
Nerde şimdi nerde kaldı
Yalan olan çocukluğum
Bir yıldızdı kaydı gitti
Aşka kanan o gençliğim.
Kutlu olsun doğum günün
Mutlu olsun melek yüzün
Aşkla gülsün bütün ömrün
Sevip sarsın petek gönlün.
İbrahim Yılmaz
Güfte: İbrahim Yılmaz
Beste:Ersin Kayışlı - Mustafa Açıkgöz
Okuyan: Mustafa Açıkgöz
Not:bu şarkının yasal telif hakları mevcuttur.
Bestekar saygıdeğer Ersin Kayışlı hocama ve şarkıyı okuyan saygıdeğer Mustafa Açıkgöz kardeşime sonsuz teşekkürlerimi sunarım...
Ayrıca ANTOLOJİ sayfamdaki şiirlerimi okuyup yorum yaparsanız çok mutlu olurum.
Tekrar nice mutlu yıllar diler. Akçaydan selam ve sevgilerimi iletiyorum.
İbrahim Yılmaz
26.09.2013 - 07:58
Doğum Gününüzü Can-ı Gönülden Kutlar sağlık,sıhhat, huzur ve mutluluk dolu nice nice yıllar dilerim.
Sevgi, Saygı ve Muhabbetle
02.08.2013 - 01:40
Dedim: Çok yalnizim. Dedin:... ف َ إ ِ ن ّ ِ ي ق َ ر ِ ي ب ٌ Ben ki sana çok yakinim. Bakara-186. Dedim: Evet biliyorum sen bana yakinsin ama ben senden uzagim, keske ben de sana yakin olabilseydim. Dedin: و َ ا ذ ْ ك ُ ر ر ّ َ ب ّ َ ك َ ف ِ ي ن َ ف ْ س ِ ك َ ت َ ض َ ر ّ ُ ع ا ً و َ خ ِ ي ف َ ة ً و َ د ُ و ن َ ا ل ْ ج َ ه ْ ر ِ م ِ ن َ ا ل ْ ق َ و ْ ل ِ ب ِ ا ل ْ غ ُ د ُ و ّ و َ ا ل آ ص َ ا ل ِ Rabbini sabah aksam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205 Dedim: Bu da senin yardimini ister Dedin: أ َ ل َ ا ت ُ � -ِ ب ّ ُ و ن َ أ َ ن ي َ غ ْ ف ِ ر َ ا ل ل ّ َ ه ُ ل َ ك ُ م ْ ALLAH’in sizi bagislamasini istemez misiniz? Nur-22 Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim. Dedin: و َ ا س ْ ت َ غ ْ ف ِ ر ُ و ا ْ ر َ ب ّ َ ك ُ م ْ ث ُ م ّ َ ت ُ و ب ُ و ا ْ إ ِ ل َ ي ْ ه ِ (Öyleyse) Rabbinizden bagislanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90 Dedim: Çok günahkârim, bu kadar günahla ben ne yaparim? Dedin:أ َ ل َ م ْ ي َ ع ْ ل َ م ُ و ا ْ أ َ ن ّ َ ا ل ل ّ ه َ ه ُ و َ ي َ ق ْ ب َ ل ُ ا ل ت ّ َ و ْ ب َ ة َ ع َ ن ْ ع ِ ب َ ا د ِ ه ِ ALLAH'in, kullarinin tövbesini kabul edecegini.. ve ALLAH'in tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen oldugunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104. Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artik yüzüm kalmadi. Dedin: ا ل ل ّ َ ه ِ ا ل ْ ع َ ز ِ ي ز ِ ا ل ْ ع َ ل ِ ي م ِ (2) غ َ ا ف ِ ر ِ ا ل ذ ّ َ ن ب ِ و َ ق َ ا ب ِ ل ِ ا ل ت ّ َ و ْ ب ِ ِ ALLAH aziz ve bilendir, o günahlari bagislayan ve kullarinin tövbesini kabul edendir. Gafir-2/3. Dedim: Bunca günahim var,hangisinin tövbesini yapayim? ! Dedin: إ ِ ن ّ َ ا ل ل ّ َ ه َ ي َ غ ْ ف ِ ر ُ ا ل ذ ّ ُ ن ُ و ب َ ج َ م ِ ي ع ً ا ALLAH bütün günahlari bagislayandir. Zümer-53. Dedim: Yani yine gelsem yine beni bagislar misin? Dedin: و َ م َ ن ي َ غ ْ ف ِ ر ُ ا ل ذ ّ ُ ن ُ و ب َ إ ِ ل ا ّ َ ا ل ل ّ ه ُ ALLAH ’tan baska günahlari bagislayacak olan yoktur. Ali Imran-135. Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH’im! Bilmiyorum bu sözlerin karsisinda niçin böylesine içim içime sigmiyor ve erimeye basliyorum, seni çok seviyorum. Dedin: إ ِ ن ّ َ ا ل ل ّ ه َ ي ُ � -ِ ب ّ ُ ا ل ت ّ َ و ّ َ ا ب ِ ي ن َ و َ ي ُ � -ِ ب ّ ُ ا ل ْ م ُ ت َ ط َ ه ّ ِ ر ِ ي ن َ Süphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever. Birden “Ilahim ve Rabbim benim senden baska kimim var” dedim. Sen de أ َ ل َ ي ْ س َ ا ل ل ّ َ ه ُ ب ِ ك َ ا ف ٍ ع َ ب ْ د َ ه ُ “ ALLAH kuluna yetmez mi? ” (Zümer-36) dedin. Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karsi bu kadar iyisin ben ne yapabilirim? Dedin: ي َ ا أ َ ي ّ ُ ه َ ا ا ل ّ َ ذ ِ ي ن َ آ م َ ن ُ و ا ا ذ ْ ك ُ ر ُ و ا ا ل ل ّ َ ه َ ذ ِ ك ْ ر ً ا ك َ ث ِ ي ر ً ا (41) و َ س َ ب ّ ِ � -ُ و ه ُ ب ُ ك ْ ر َ ة ً و َ أ َ ص ِ ي ل ً ا (42) ه ُ و َ ا ل ّ َ ذ ِ ي ي ُ ص َ ل ّ ِ ي ع َ ل َ ي ْ ك ُ م ْ و َ م َ ل َ ا ئ ِ ك َ ت ُ ه ُ ل ِ ي ُ خ ْ ر ِ ج َ ك ُ م م ّ ِ ن َ ا ل ظ ّ ُ ل ُ م َ ا ت ِ إ ِ ل َ ى ا ل ن ّ ُ و ر ِ و َ ك َ ا ن َ ب ِ ا ل ْ م ُ ؤ ْ م ِ ن ِ ي ن َ ر َ � -ِ ي م ً ا Ey inananlar! ALLAH'i çokça zikredin. Ve O'nu sabah-aksam tesbih edin. Sizi karanliklardan aydinliga çikarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istigfar eder. ALLAH, müminlere karsi çok merhametlidir. Ahzap-41/43
Ve Sen Yine Denendiğinde..
Ve Kalbin Daraldığında..
Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında..
Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde..
Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını!
Allah Kullarına Kafi Değil mi? ..!
25.01.2013 - 13:31
Bir Kadın Ruhunda Dolaşmak
Bir kadın ruhunun çırılçıplak, ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek, bugüne kadar heves duyduğu,arzuladığı, bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder. Düşünsel yeteneği,duygusallığı ne kadar gelişmiş olursa olsun erkek… bu kadın ruhunun dehlizlerindeki cennette; yağmurların kokusunu, bulutların güzelliğini, güneşin parlaklığını, çimenlerin ışıltısını, gökkuşağının o eşsiz renklerini…cehennemde; ateşin yakıcılığını, fırtınaların şiddetini,gecelerin zifir karanlığını gördüğünde kadın doğasının nasılda bu kadar değişken ve anlaşılmaz olduğuna şaşkınlıkla tanıklık eder. Az önce sizi şefkat dolu kollarında teselli eden, sımsıcak saran bir kadının az sonra nasılda ulaşılmaz ve buz gibi olabileceğini, bununsa o kadının doğası olduğunu gören bir erkek, bütün kendini erkek sayma öğretilerine ve kendilerine tanrı vergisi olarak verildiğine inanılan “erkeklik gururuna” rağmen dehşete düşerek korkar… “Erkekler kadın ruhundan anlamaz.” Denilmesinin sebebi,erkeklerin bütün kendilerini güçlü, korkusuz saymalarına, bütün gururlarına karşın bir kadın ruhunun dehlizlerinde kaybolduklarında ıssız ve karanlık bir sokakta fırtınaya tutulmuş bir kedi yavrusu gibi çaresiz ve yapayalnız kalmış hissetmelerindendir aslında. Her erkeğin en az bir kez bir kadın ruhuna dokunmuşluğu, annesi de olsa o ruhun dehlizlerinde kaybolmuşluğu vardır. Ama en güzeli size aşık bir kadının, kendi ruhunun dehlizlerinde dolaşmanıza izin vermesi, siz keyifle karışık bir korku yaşarken, onun kendinden emin ve bir o kadarda keşfedilmeyi hevesle bekleyen bir arzuyla sizi izlemesidir. Her kaybolduğunuzu sandığınızda size küçük ipuçları bırakması, siz o ipuçlarını bulup daha derinlere ilerlerken, büyük bir keşif yaptığınızı sanarak sevinirken, birden ne kadar büyük bir dehlizde olduğunuzu ve giderek kaybolduğunuzu fark etmenizle yarıda kalan sevincinizin hüznünü, kahkahalarla izlemesidir.Hiçbir erkek bir kadının ruhunda ondan izinsiz dolaşamaz veya onun bulunmasını istemediği bir dehlize girip orada kaybolamaz. Eğer size aşık bir kadın ruhunu dehlizlerinde dolaşmanıza izin veriyorsa bunun size sunulmuş bir şans olduğunu, bir dünya seyahatinden bile daha keyifli, daha heyecanlı ve uzun sürecek bir seyahate çıktığınızı bilmeniz gerekir.Yanınıza bolca yolluk almalısınız. İlgi, sevgi, özen, tatlı dil, samimiyet, dostluk bu seyahatte yanınızda bulunması gereken ve çokta yer kaplamayacak yolluklardır. Kadınlar ruhlarının dehlizlerinde kaybolmaktan korkmayan,onlardan izin almaksızın girmeye ve dolaşmaya kalkmayacak kadar saygılı, ama yinede meraklarına yenik düşüp buna cüret edebilecek kadar cesur erkeklerden garip bir haz duyarlar.Aslında doğalarında ki bu belirsizlikten kendileri de her zaman tam olarak mutlu değildirler. Keşfedilmeye ve erkeğin gösterdiği tüm çabaya layık görülmüş olmanın heyecanını yaşarken,bir yandan da keşfedilen dehlizleri arttıkça deşifre olup, kadınlık büyüsünün kaybolacağından endişe etmeleri de size bırakılan ipuçlarının azalmasına ve o dehlizlerde ilerlemenizi yavaşlatabilir ve sizi yorabilir…Hatta ruhunun dehlizlerinde çok ilerlediğinizi fark eden bir kadın size ne kadar aşık olursa olsun, büyüsünün kaybolacağı endişesiyle sizi hiç beklemediğiniz bir anda terk edebilir.Bu bir terk ediş midir yoksa yeni dehlizler oluşana kadar mı gitmiştir asla bilemezsiniz… Bir kadın ruhunun çırılçıplak, ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek, bugüne kadar heves duyduğu,arzuladığı, bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder… Ve yorulmayı göze alabilenler bir ömür boyu gerçek mutluluğa ulaşabilir ancak…
15.12.2012 - 13:47
Bir insanı sevmek, ama sadece duygularla sevmek...
Öylesine seviyorsun ki, onu gördüğünde kalbin yerinden fırlıyor,
sesini duyduğunda vücudunun kimyası değişiyor adeta.
Öylesine hayran oluyorsun ki, bir sürü hatasını görmüyorsun,
artık tüm zaafların seni yönetmeye başlıyor.
Öylesine saygı duyuyorsun ki, kendini hiç düşünmüyorsun,
sadece onun seni düşündüğü kadarıyla yaşıyorsun kendi hayatını.
Öylesine verici oluyorsun ki, artık almayı bile unutuyorsun nerdeyse,
sanki sürekli sen vermek zorundasın.
Öylesine direnç kazanıyor ki vücudun, hastalanmıyorsun bile,
hastalıkların varlığından sadece onunkilerle haberdar oluyorsun.
Öylesine mutlu hissediyorsun ki kendini, hiçbir olumsuzluk
seni yıldıramıyor, sanki hep mutlu olmak zorundasın.
Öylesine benimsiyorsun ki onu, yanında değilken gözlerin hep onu arıyor,
işte belki de tatlı bir hüzün duyduğun anlar bunlar.
Öylesine bütünleşiyorsun ki onunla, her sevişme bir maraton gibi,
bitmese, bitmiyor, bitmeyecek...
Ancak bir gün geliyor ve sanki kendi varlığını hissediyorsun.
Çünkü yorgun olduğunun farkına varıyorsun.
Çünkü yapmış olduğun hatalar geri tepmeye başlıyor.
Çünkü onun seni sadece kendi ihtiyaç duyduğunda
düşündüğünü görüyorsun.
Çünkü aslında sen verdikçe bir şeyler alabilmiş olduğunu fark ediyorsun.
Çünkü hastalanmaya başlıyorsun, ama bunu bile yalnız yaşıyorsun.
Çünkü mutluluğun nasıl bir şey olduğunu düşünmek bile acı veriyor.
Çünkü artık birbirinize dokunmaktan kaçınarak oturuyorsunuz,
yürüyorsunuz, yatıyorsunuz.
Çünkü en son ne zaman seviştiğinizi bile hatırlayamıyorsun.
Ve anlıyorsun ki, doğru sandığın kişi aslında yanlışmış,
sen aşka aşık olduğun için kendini aldatmışsın!
Kahrediyorsun, kendini bu kadar aldatmaya ne hakkın vardı diye.
Yaşamakla yaşamamak arasında gidip geliyorsun bir süre...
Son çırpınmalar sürüyor karşılıklı, sen aşkı tükettin,
oysa asıl o senin güvenini!
Ve ayrılık zamanı, her şey mekanik; kutular taşınıyor, camlar çıplak;
el sıkışarak vedalaşıyorsun...
Kendi yalnızlığının tadını çıkarmaya çalışıyorsun,
kendin için yaşamayı öğreniyorsun.
Bütün kötü anıları gömmeye başlıyorsun,
hatta nefret etmeyi bile beceremiyorsun.
Ama bir gün bakıyorsun, içinde büyük bir boşluk var.
Rahatlamışsın, mutlu olabileceğini fark ediyorsun yine.
Evet, galiba aşkı özlüyorsun, yine aşık olmayı...
19.06.2008 - 11:33
Cançiçeği
Erişilmez bir uçurumun kıyısında, senden başka kimsenin farkında olmadığı bembeyaz bir çiçektim ben. Sen ise, dört mevsim özlemini çektiğim yağmur. Üstüme yağışını severdim, yapraklarımdan aşağı akışını, her damlanı içime çekişimi severdim. Bedenimde seni hissedişimi. Her damlan alıp götürürdü beni adını bilmediğim, tanımadığım yerlere...
Sen yağınca susuzluğum dinerdi, biterdi kimsesizliğim, dağılırdı ürpertilerim. Serin bir meltem değip geçerdi yapraklarıma. Dünyalar benim olurdu, uçardım sevinçten. Günlerime, gecelerime; hiç kimsenin bilmediği, fark etmediği sıcak bir sevgi dolardı. Sıcak bir sevgi dolardı yüreğime. Her çocuğa gülümserdim; her kuşa, her kelebeğe, her arıya gülümserdim...
Erişilmez bir uçurum kıyısında rüzgarlara ağıt yakan, yalnız ve boynu bükük, bembeyaz bir çiçektim ben. Sen, bakışlarında sevdalar gizleyen, sevdalandığım, gözleri menekşe rengi küçücük bir kızdın.. Adına Seher demiştim, adına sevda, adına umut. Sevdam, umudum her şeyimdin. Günüm, günaydınım, gülaydınlığım seninle başlardı. Tek sevenim, tek sevdiğimdin. Yağmurumdun sen; kurak günlere, ayaz gecelere inat. Hiç bitmeyen bir umut, özlem ve hazla beklerdim seni. Gelmediğin zaman boynumu büküp, kapar gözlerimi seni beklerdim. Özlemin umudum olurdu, umudum özlemin. Beklerdim, beklerdim bıkmadan, usanmadan...
Çünkü seni seçmiştim ben, sevdam, arkadaşım olarak. Sevdanı yüreğime nakış nakış işlemek için. İşlemeliydim ki, fırtınalar, boranlar içinde bile olsa kardelenler gibi açmasını öğrenmeliydim...
Umudumun bitip tükendiği anlar da oldu elbette zaman zaman. Seni beklerken, bekleyişin işkenceye dönüştüğü zamanlar da olurdu. Günlerin yıllara döndüğü zamanlar olurdu. Ama hiç şikayet etmedim, şikayet etmedi yüreğim. Çünkü seni delicesine seviyordum ve bu sevgimle mutluydum. Özlemine zor da olsa katlanıyordum bir umutla.
Sen beyaz bulutlarla gelirdin, bembeyaz gelinlikler içinde. Hayran hayran bakardım sana. Sen gelince ardından gökkuşağı gelirdi. Gökkuşağına dönüşürdün rengarenk. Her renginde umutlarım vardı, hayallerim vardı. Canlı, cansız tüm varlıklar kıskanırdı güzelliğini... Sen, hayatıma kattığım canım, gözbebeğimdin. Ben de senin cançiçeğindim. Gözlerime dolan bulut, üzerime yağan yağmurdun sen. Toprağa saçtığım umudumdun. Havaydın, hayattın, suydun, sevgime bandığım gülaydınlığımdın, günaydınımdın...
Yıllar sonra şimdi yine bekliyorum seni, bir umutla. Ama artık azalan hatta tükenen bir umutla... Ömrümün bütün dilimlerine kar yağıyor şimdi. Kar da beyaz ama ben yine de direniyorum. Çıkıp gelmeni, üzerime yağmanı bekliyorum. Bir zemheri mevsimiydi ayazda bırakıp gitmiştin hayallerimi. Bak yine zemheri. Dağlara kar yağıyor ama sen yoksun. Sen yoksun, acılara özlem yağıyor... Bak, kar yağıyor üstüme, iliklerime dek üşüyorum. Yine de yüreğimde ateşler yakıyorum. Dönersen ellerini ısıtırsın diye...
Unutmuşum, içimdeki umutların beyazlığını... Unutmuşum mavi, yeşil, al renkleri... Ne zaman bir yağmur sesi duysam, ne zaman bir su sesi, içimde sevgiler kanar, pınarlar kanar benimle. Sonra sen gelir dökülürsün içime, sen gelir dökülürsün gözlerime, kirpiklerim dökülür yollara. Gülaydınlığın doğar üstüme. İşte o zaman dağ dağ özlem kesilirim, bulut bulut, hüzün hüzün..
Düştüğüm her uçurumda sen varsın yanımda
seni taşıdım içimde bir damla gözyaşı gibi
bütün yıldızlara ismini haykırdım, bütün gecelere
bir sen yoksun bir sen duymuyorsun bi-tanem
rüyalarımı hicran alır her gece gelmezsin
çağrılarım isyan olur her gece bilmezsin
sevdasını yüreğime taht kurduğum nerdesin
bir sen yoksun bir sen bilmiyorsun bi-tanem
bil ki hep sana aktım bu sevdalı nehirlerde
hep seni bekledim bu düştüğüm yerlerde
ümit kervanları bir bir gelip giderler de
bir sen gittin bir sen gelmiyorsun bi-tanem
Gel... Gel ki, sarı papatyalar açsın, kır gülleri, kır menekşeleri, kırkkanatlılar açsın. Yol alsın umuda nazlı cerenler, ceylanlar, karda boranda yolunu yitirenler. Gel can gelsin solmuş anılara. Boşalsın sicim sicim gözyaşları, ırmak olsun susuz kalmışlara; kardeş olsun dostluklara, yüreğimdeki merhamete... Gel... Gel ki, sevginle anlam bulsun duygular, gözlerimden toprağa düşen damlalar....
Gelmeni istiyorum biten umutları, yiten sevdaları diriltmen için, solan yaprakları yeşertmen için.
Tüm ümitlerin tükendiği anda çıkıp gelmeni, üzerime yağmanı bekliyorum. Bu sitemdir sanma. Bil ki, gelmezsen solup gideceğim, bitip tükeneceğim. Bir daha bir daha hiç bir mevsim açmayacağım çiçeklerimi, gülümsemeyeceğim gül yüzlü çocuklara, gül desenli baharlara, kırlara, ceylanlara... Gel! ...
.............
Canına Can Verirdim
Sen bir nazlı gül olaydın
dalına yaprak olurdum
canına can verirdim
acına toprak olurdum
sen bir damla yaş olaydın
başına bulut olurdum
düştüğün denizlerden
her damlanı bulurdum
sen bir türkü olaydın
kıskanırdım rüzgarlardan
kalbime koyardım sesini
yalnızca ben duyardım
tual olaydın fırçalarıma
sevginin rengine boyardım
ne okşardım saçını
ne öpmeye kıyardım
ne elveda eder
ne görmeye doyardım
sen de sevseydin beni
başımın üstüne gezdirirdim
kalbimin içine koyardım
canına can verirdim
kanına kan veririrdim
sende sevseydin beni
sende sevseydin beni
yağmur olur yağardım
bulut olur ağardım
yoluna toprak olurdum
dalına yaprak olurdum
sen de sevseydin beni
sende sevseydin beni
aşkına çıra olurdum
pervane olurdum ışığına
etrafında döner dururdum
sende sevseydin beni
önüne yol olurdum
kapına kul olurdum
sende sevseydin beni
sen de sevseydin beni
canına can verirdim
kanına kan verirdim
[email protected]
Toplam 6 mesaj bulundu