Bir bahar akşamı, tatlı bi gülümseme ile girdin hayatıma, O aşktan yorulmuş, sevdalanmaktan korkan yüreğime. Hayır diyemedim, engel olamadım, bende istedim seni. Sanki herşey bir oyun gibiydi. Seyircisiz bir tiyatro. Önce sen kaçtın, ben kovaladım; Sonrada ben kaçtım... Şimdi ise birlikte, elele yürüyoruz yarınlarımıza. Ahh birde şu dayanılmaz zoraki ayrılık olmasa... Her gece koynumda kokun, yüreğimde hasretinle yatıyorum. Senin için çok özelim, bunu iyi biliyorum. Sende benim kalbimde bambaşkasın, bebekler gibi mis kokan sevgilim. İpek saçlarına öpücük kondurmaya hasret dudaklarım, sarılmak için sabırsızlanıyor sıcacık kollarım. Şimdi uzaksın bana, mutluluğumuz için böyle olması gerek. Ama zaman su misali, akıp bir çırpıda geçerya, gelirse o vuslat zamanı: Öpmeye doyamam o pembe dudaklarını. Bak yine şimşekler çakıyor bizim burada, belliki yağmur yağıyor sizin yakada. Senden gelen nice kar tanelerini, nice yağmur damlalarını tâç ettim de başıma. Ahh kâhrolası yollar, birtek seni getirmedi bana....
Rüyamı yaşamaya başlayalı bilmem kaç zaman oldu. Ama göremez oldum artık böyle duygu seli yüklü rüyalar. Yaşadıklarım rüya mı? Yoksa hayal ürünü mü? Bilemiyorum artık. Ne doğru ne yanlış? Bildiğim birtek gerçek var ben seni gerçekten sevdim ve sen bana Yüce Allahın bağışladığı son KISMET sin. Kısmetten de ötesi yok ne de olsa öyle değil mi? ...Kim olacak bundan sonra uyandığımda soğuk yatağımda, kim dinleyecek kalbimi bakacak yüzüme güzelmişim gibi sanki, kim tutacak son anda bedenimi havada düşen uçurumlarda, ben tutarken nefesini ağzından aldığım ağzımda sakladığım uçup gitmesin diye, biz büyür dünya değişirken birbirimizi düşünüp başkalrıyla sevişirken..... kim sevişecek kalbiyle inandırıp sevgiyle uyutup nefesiyle kim ısıtacak teniyle sanki sıcak evim olup kış vakti iş dönüşünde.....sen neilktin canım nesondun yasadıgım dunyada kuçucuk bır oyundun sevgıyle dogdun nefretle yok oldun kusura bakma canım sende unutuldun
Küçük şeyler En iyi şeyler küçük çıkınlarda taşınırmış. küçük bir beden çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş. Ufak balıklar lezzetli olurmuş. ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış, büyük odunlar ateşi söndürebilirmiş. Her küçük şey mutlaka işe yararmış, Bir çok küçük Bir büyük edermiş. sağanak dediğimiz küçük damlacıklardan ibaretmiş. ufacık bir yağmur Kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş. Muazzam bir aydınlık küçük bir delikten görülebilirmiş. Saman çöpü rüzgarın yönünü gösterirmiş. bütün hasat Bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş. büyük bir geminin batması için küçük bir delik yeterli imiş. çok veren malından, AZ veren canından verirmiş. yükte hafif olmak Pahada ağır olmaya engel değilmiş. Deve büyükmüş AMA ot yermiş, şahin küçükmüş AMA et yermiş. Insan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman cömertliği öğrenebilirmiş, büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey ızdırap olurmuş. büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa Bunun sebebi Onun küçük adamlara gösterdiği ihtimam imiş. büyük makineleri küçük çarklar çalıştırırmış. küçük başlangıçlar olmadan büyük sonuçların sağlandığı vaki değilmiş.........
Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış.. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şovalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş... Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş... Ama kız onu da reddetmiş... Aradan uzun yıllar geçmiş.. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış...Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk cocuğa karışmış... Birgün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş.. Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş... Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş.. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını pek merak etmiş... Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş... Kızın kocası şişman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammış... Üstelik zengin bile değilmiş.. Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış.. Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş.. Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş... Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış... Birden çok güzel sarı bir gül görmüş.. Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gül gözüne çarpmış... Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş... Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gülü koparıp kıza götürmüş... Bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül.. Bunun üzerine adama dönen kız şöyle demiş: 'Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın.. Bu yüzden gençlik elden gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi öğrenmek gerekir..'
SANA AŞIK OLUYOR BİRİ KAPINDA....
..

afdersnz ynnslkl ysdm:S
yazdıklarınız gerçekten göz ardı edilemeyecek kadar güzel.
O gelin oluyordu
Herkes yeşil giyinmişti bugün
Mavi gözyaşı döküyordu
O o gelin oluyordu...........
Toplam 3 mesaj bulundu