Celik Can Antoloji.com

  • mıhellemiler

    23.05.2010 - 22:28

    Mıhellemiler olarak anılan halk topluluğu gündelik yaşamlarında sami bir dil ailesine mensup Arapçanın kıltu (Qultu) lehçesini konuşan inanç bakımından çoğunluk Sünni İslam ve Şafii mezhebindendirler. Ayrıca Hristiyan ve Musevi Mıhellemiler de bulunmaktadır.

    Nüfuslarının büyük bir bölümünün Turabdin ve çevresinde olduğu Mıhellemiler hakkında ileri sürülen görüşlerden birisi Mıhellemilerin Beni Rebia’ya (büyük bir arap kabilesi) bağlı kabilelerden oluştuğu görüşüdür. Bir başka görüşe göre ise Mıhellemilerin Aramilerin bir kolu olup MÖ.1050 yıllarında Hititlerin gücünün zayıflamasıyla Arabistan çöllerinden anadoluya gelmiş olduklarıdır. Sami ırkından geldikleri bilenen bu halkla ilgili I. Tiglat Plaser’in yazıtında Ahlami Armaye diye söz edilmektedir. Varolan görüşlerden bir tanesi ise Mıhellemilerin Tunus ve Cezayir’den anadoluya göç eden Beni-hilal kabilesine mensup Araplardan müteşekkil olduğu ileri sürülüyor. Bunun yanında Mıhellemi kelimesinin XV. Yüzyılda adı geçen bir Kürt aşireti olan Maklemite’den kaynaklandığı dolayısıyla bu topluluğun aslında kürt olduğu iddia edilmiştir. Aynı Şekilde kimi Süryani kaynaklarınca bu topluluğun aslının Süryani ve Hristiyan olup 1600’lu yıllarda Müslümanlaştığına değinilmişse de 1525 yılındaki Osmanlı belgelerinde kendilerinden Müslüman mahalmi cemaati diye söz edilmektedir.

    Mıhellemileri kültür ve yaşam tarzı olarak diğer komşu halklardan ayıran fazla olgu olmadığı için sadece dil konusunda bir farklılık olduğu görülmektedir. Mıhellemilerin çoğu Türkçe ve Kürtçeyi iyi konuşurlar ve bununla beraber bir istisna olarak Hapsınas (Mercimekli) Köyü sakinleri Süryaniceyi çok akıcı konuşabilmektedir.Kırsal kesimdeki Mıhellemiler Süryani ve Kürt komşularıyla aynı ekonomik etkinlikleri paylaşırken şehir merkezindekiler ise küçük ve esnaflık ve ticaretle birlikte yoğun olarak resmi devlet işlerinde çalışmaktadırlar. Geniş aile yapısının ve akrabalık kurumunun yaygın olduğu Mıhellemiler de akraba ve grup içi evlilik tercih edilmekle beraber diğer Müslüman komşu halklarla evlilik ilişkileri ve diğer kan dışı akrabalıklar kurmaktadırlar.Yakın Geçmiş Mıhellemi Mir'leri ile doludur.Bunlara bakıldığında 16.yy.’ın sonlarında sahneye Mıhellemi Mir’i Fil İsa bey çıkar, Midyat ve TurAbdin bölgesinde giderek artan bir şiddetle yönetime egemen olmuştur.Deyrizbine(Acırlı) 'nın Darıssor bölgesinde oturmuştur. Maiyetindeki Süvari’leriyle Üzerine gelen kalabalık Osmanlı kuvvetlerini dağıtması ve geriye dönen askerlerin onun bir defada kılıcıyla on kişiyi öldürdüğü nü söylemelerinden sebep‘‘Fil İsa Beg(Bey) ’’ adıyla tanınmıştır. Emsallerinden farklı olarak maiyetindeki Süvarilerini kalkanla donatmıştır. Mıhellemiler, en fazla Süvari’ye İsa Bey zamanında ulaşmıştır bu konuda Suriye’deki kamışlı kütüphanesindeki kaynaklar abartılı rakamlar vermekle birlikte, bu topluluğun sayıca oldukça kalabalık olduğu, kendilerine has ırki özelliklerin ve konuşma dilinin olduğu, bölgedeki ağa ve şeyhlerin bu topluluktan geri çekindiğini belirtmektedir. İsa Bey’in çocukluk yaşamı koşulları konusunda fazla bilgi yoktur. Bilinen tek şey koyu dindar olduğu ve‘‘Mirlik’’in İsa Bey ve kardeşi Halil Bey tarafından yönetildiğidir.1800’lü yılların ilk çeyreğinden sonra Halef Bey ‘‘Mahallemi Mir’’i olmuştur.İsa Bey'in Torunlarındandır,Beyliğin kendisine hangi şartlarda geçtiği bilinmemektedir.Halef Beg(Bey) Midyat kazasında ki birçok bölgeyi idaresine almayı başarmıştı ve Mütesellim(vergi toplayıcısı) gibi hareket etmekteydi, bu durum Musul Valisi Mehmet Paşa’yı rahatsız etmişti. İsveç gizli belgelerinde elçilik yazışmalarında bu durumdan bahseder, ‘‘...Paşa çok defa, Bey(Bedirhan Bey) ’e haber yollayarak Mir(Halef Bey) ’e karşı harekete geçmesini istediyse de Mir’in maiyetindeki süvarilerin fazlaca olması, kazada Bey’e bağlı ağaların Mir’den çekinmeleri buna mani olmuştur…’’. Ünlü Kürt şairi Cigerxwin(Mele Şeyhmus) ,Stockholm’de yaşadığı sırada Mıhellemi’lerin kendine özgün bir halk olduğunu, muhtemelen Kürtlerle aralarında akrabalık olduğu ve arap çölünden gelmiş olabileceklerini söylemektedir. M.Emin Zeki Bey, ‘‘Kürdistan Tarihi’’ kitabında Mıhellemi’lerden Kürt Aşireti olarak söz etmiştir. Yine Ziya Gökalp ‘‘Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler’’ Kitabında Mıhellemi’lerden Kürt-Arap Aşireti diye bahseder. 1925 Şeyh Sait ayaklanması esnasında Deyrizbine(Acırlı) 'nın Darıssor bölgesinden,Kefarhuvar(Gelinkaya) mıntıkasına geçip buraya yerleşen Mıhallemi Mir’i Hacı Mehmet Bey, çevresindeki Ağaların ısrarlarına dayanamaz ve ayaklanmaya katılır.Maiyetinde ki Süvarileri dörde böler ve üç oğluna da farklı bölgeleri zapt etme emrini verir. Şeyh Sait Hareketinin iyi yönetilmemesi ve kendisine ayaklanmaya katılması için ricada bulunan bazı Ağaların Suriye’ye geçmesi Hacı Mehmet Beg(Bey) ’in yalnız kalmasına neden olmuştur daha sonraları en küçük oğlu Hasan Beg(Bey) bu hadiseyi anlatırken babasının bu durumdan derin üzüntü duyduğunu ve onursuzca bulduğu bu davranışı kabullenemediğini söyler. Üzerine gelen kalabalık Askerler, maiyetindeki birçok mıhallemi gencini telef eder ve Hacı Mehmet Bey’de yakalanarak Mardin Kalesine Hapsedilir. Büyük oğlu Halef II Bey ve damadı olan Midyat’ın ünlü Kürt Ağası Aziz Ağa (bu aileden gelenler daha sonraları soyadı olarak Midyat adını kullanacaklardır) bu durumdan sonra emsallerinin aksine Suriye’ye kaçmayı kendilerine yediremezler. Yiğitliği ve cesaretiyle tanınan kardeşi İsmail Bey’in durmadan çarpışmalara katılması ve Hacı Mehmet Bey’in esir tutulması Halef Bey’i geri çekildiği TurAbdin Dağlarından inmeye zorlar ve kız kardeşinin kocası olan Aziz Ağa ile birlikte saldırıya geçer. Uzun süren ve birçok yiğitliğe sahne olan çarpışmalardan sonra Halef Bey, iki oğlu ve Aziz Ağa öldürülür. Subaylar ileride sorun çıkmaması için mezar yerlerini gizli tutarlar. Günümüzde halen bu Kişilerin nereye gömüldükleri bilinmemektedir. Halef Bey’in öldüğü haberini alan İsmail Beg(Bey) maiyetindeki Süvarilerle hücuma geçer yiğitliyle nam salmış bu Mıhellemi Mir’i sayıca kendilerinden mislice fazla olan askerleri uzun süre uğraştırır ve Kayıplar verdirir. Arkadan saldırmayıp yüz yüze vuruşması herkesin takdirini toplar. İsmail Bey ve hayatta kalan az sayıda kişi yaralı olarak yakalanır. Askerlerin İsmail Bey’in kim olduğunu sormaları üzerine, Bey’e kiloca ve boyca yakın bir mıhallemi genci öne çıkarak kendisinin olduğunu söyler. Gencin kafası kesilecek iken Bey, gence kıyamaz ve bağırarak Şeceresini saymaya başlar. Onun bu hareketi ve vuruşma hukukuna riayet etmesi büyük sempati toplasa da nihayet İsmail Bey’in kafası kesilir ve uzunca bir mızrağın ucuna takılarak Hacı Mehmet Bey’in bulunduğu kaleye götürülür. Askerlerin mızrağın ucunu uzatıp Hacı Mehmet Bey’e ‘bu neyin kafasıdır’ diye sormaları üzerine, Hacı Mehmet Bey’in ‘‘Bu bir Koç Kafasıdır’’ diye manzum bir yanıt vermesi meşhurdur. İsmail Bey’in bu şekilde ölümünü kabullenemeyen Hacı Mehmet Bey iki ay geçmeden hapis tutulduğu kalede üzüntüden ölür. Geriye bir tek Hasan Beg(Bey) kalır. Kardeşlerinin en küçüğü olmasına rağmen, renkli kişiliği ve yiğitliği ile ileriki zamanlarda en meşhur Mıhellemi Mir’i olacak Hasan Bey maiyetindekileri dağıtarak onlara sürgünü kabullenemeyeceğini söyler ve Aynkef(kayapınar) köyüne güvendiği bir dostu olan hasan hewê’nin evine sığınır. Hasan Bey(Beg) burada 7 yıl boyunca gizlenir. Evin dağa taraf olan duvar taşları sökülür ve Hasan Bey için bir oda kazılır daha sonra da taşlar tekrardan örülür. Bey’e her yemek getirilişinde bu işlem aynen uygulanır. Her ne kadar yorucu olsada gizlilik esastır. Hasan Bey(Beg) bu evde kaldığı her yıl için dağa yamaç 1 oda kazar ve 7’inci yılın sonunda 7 kapısı olan daha taraf oyulmuş bir ikinci ev ortaya çıkar. Sürgünlerin gelmesi ile gizlendiği yerden çıkan Hasan Beg(Bey) Aynkeften(kayapınar) ayrılarak Midyat’a geri döner. Renkli kişililiği, otoriter yapısı, cesareti ve ihaneti kabullenemeyişi Hasan Bey’in bilinen özelliklerindendir. Hewerki Ağası Ali Battê ile kirveliği ve Omeriyan aşireti reisi Ahmet Ağa’nın kızı ile evli olması Hasan Bey’e farklı bir konum kazandırmıştır. İsa Bey’den sonra bilinen en Meşhur Mıhellemi Mir’i Hasan Beg(Bey) ’dir. Milattan önce ve sonrasında Mıhellemiler’in yaşam koşulları ve şekilleri onların hiçbir topluluğun alt zümresi olamayacağının bir kanıtıdır. Kendilerine has ırki özelliklerin ve konuşma dili olan mıhellemice’nin tarihten buyana ne kadar değiştiği veya diyalektik etkilenmelere maruz kalındığı bilinmemektedir.Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Topraklarında yaklaşık 500 bin Mıhelleminin yaşadığı sanılmaktadır.

    Konu başlıkları
    1 Mıhellemi Mirleri
    1.1 Fil İsa(Beg) Bey
    1.2 Halef Beg(Bey)
    1.3 Hacı Mehmet Beg(Bey)
    1.4 Halef II Beg(Bey)
    1.5 İsmail Beg(Bey)
    1.6 Hasan Beg(Bey)


    Mıhellemi Mirleri
    1600 yılından bu yana adları bilinen Beg(Bey) sülalesidir.Secerelerinin tamamı Suriye de bulunan Kamışlı Kütüphanesinde Osmanlıca olarak yazılı bulunmaktadır.Mıhellemilerde 'Mirlik' kavramı ilk defa onlarla birlikte anılmıştır.Savaşçı ve yayılmacıdırlar.Bulundukları bölgede DereBeyliği kurmuşlardır.Geçmişte Kendi sülalelerinden gelen bir çok Mıhallemi Mir'i olan aile.Deyrizbine(Acırlı) 'nin Darıssor bölgesi ve Kefarhuvar(Gelinkaya) mıntıkası bilinen yerleşim yerleridir.

    Fil İsa(Beg) Bey
    16.yy.’ın sonlarında sahneye Mıhellemi Mir’i ‘‘Fil İsa Beg(bey) ’’ çıkar, Midyat ve TurAbdin bölgesinde giderek artan bir şiddetle yönetime egemen olmuştur.Deyrizbine(Acırlı) 'nin Darıssor bölgesinde oturmuştur. Maiyetindeki Süvari’leriyle Üzerine gelen kalabalık Osmanlı kuvvetlerini dağıtması ve geriye dönen askerlerin onun bir defada kılıcıyla on kişiyi öldürdüğü nü söylemelerinden sebep‘‘Fil İsa Bey’’ adıyla tanınmıştır. Emsallerinden farklı olarak maiyetindeki Süvarilerini kalkanla donatmıştır. Mıhellemiler, en fazla Süvari’ye İsa Bey zamanında ulaşmıştır bu konuda Suriye’deki kamışlı kütüphanesindeki kaynaklar abartılı rakamlar vermekle birlikte, bu topluluğun sayıca oldukça kalabalık olduğu, kendilerine has ırki özelliklerin ve konuşma dilinin olduğu, bölgedeki ağa ve şeyhlerin bu topluluktan geri çekindiğini belirtmektedir. İsa Bey’in çocukluk yaşamı koşulları konusunda fazla bilgi yoktur. Bilinen tek şey koyu dindar olduğu ve ‘‘Mirlik’’in İsa Bey ve kardeşi Halil Bey tarafından yönetildiğidir.

    Halef Beg(Bey)
    İsa Beyin torunlarındandır.1800’lü yılların ilk çeyreğinden sonra ‘‘Mıhellemi Mir’’i olmuştur.Deyrizbine(Acırlı) 'nin Darıssor Bölgesinde oturmuştur.Beyliğin kendisine hangi şartlarda geçtiği bilinmemektedir. Halef Bey Midyat kazasında ki birçok bölgeyi idaresine almayı başarmış ve Mütesellim(vergi toplayıcısı) gibi hareket etmesi,Musul Valisi Mehmet Paşa’yı rahatsız etmiştir. İsveç gizli belgelerinde elçilik yazışmaları bu durumdan bahseder, ‘‘...Paşa çok defa, Bey(Bedirhan Bey) ’e haber yollayarak Mir(Halef Bey) ’e karşı harekete geçmesini istediyse de Mir’in maiyetindeki süvarilerin fazlaca olması, kazada Bey’e bağlı ağaların Mir’den çekinmeleri buna mani olmuştur…’’.Çocukluğunun çok sert şartlarda geçtiği ve ileride aynı sertlikte yönetim sergilediği bilinmektedir. Ünlü Kürt şairi Cigerxwin(Mele Şeyhmus) ,Stockholm’de yaşadığı sırada Mıhellemi’lerin kendine özgün bir halk olduğunu, muhtemelen Kürtlerle aralarında akrabalık olduğu ve arap çölünden gelmiş olabileceklerini söylemektedir. M.Emin Zeki Bey, ‘‘Kürdistan Tarihi’’ kitabında Mıhellemi’lerden Kürt Aşireti olarak söz etmiştir. Yine Ziya Gökalp ‘‘Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler’’ Kitabında Mıhellemi’lerden Kürt-Arap Aşireti diye bahseder.

    Hacı Mehmet Beg(Bey)
    Halef Beyin oğludur.Deyrizbine(Acırlı) 'nın Darıssor bölgesinden,Kefarhuvar(Gelinkaya) mıntıkasına geçip buraya yerleşmiştir.Döneminde Bölgede sözü geçen bir çok Ağa,Hacı Mehmet Bey'in kızları ile evlidir.gercüşün Raman Ağası Mehmet Ağa,gercüşlü Bedrettin,Gercüşlü İbrahim Ağa,Midyatlı Meşhur Aziz Ağa,Hesar Ağası ve Keferzota Şeyhleri,Hacı Mehmet Bey'in Damatlarıdır.Halef Bey,İsmail Bey ve Hasan Bey Onun oğullarıdır.1925 Şeyh Sait ayaklanması esnasında Mıhallemi Mir’i Hacı Mehmet Bey, çevresindeki Ağaların ısrarlarına dayanamaz ve ayaklanmaya katılır. Maiyetinde ki Süvarileri dörde böler ve üç oğluna da farklı bölgeleri zapt etme emrini verir. Şeyh Sait Hareketinin iyi yönetilmemesi ve kendisine ayaklanmaya katılması için ricada bulunan bazı Ağaların Suriye’ye geçmesi Hacı Mehmet Bey’in yalnız kalmasına neden olur daha sonraları en küçük oğlu Hasan Beg(Bey) bu hadiseyi anlatırken babasının bu durumdan derin üzüntü duyduğunu ve onursuzca bulduğu bu davranışı kabullenemediğini söyler. Üzerine gelen kalabalık Askerler, maiyetindeki birçok mıhallemi gencini telef eder ve Hacı Mehmet Bey’de yakalanarak Mardin Kalesine Hapsedilir. Büyük oğlu Halef Bey ve damadı olan Midyat’ın ünlü Kürt Ağası Aziz Ağa (bu aileden gelenler daha sonraları soyadı olarak Midyat adını kullanacaklardır) bu durumdan sonra emsallerinin aksine Suriye’ye kaçmayı kendilerine yediremezler.Oğullarından İsmail Bey’in kafası kesilip,uzunca bir mızrağın ucuna takılarak Hacı Mehmet Bey’in Hapis bulunduğu kaleye götürülür. Askerlerin mızrağın ucunu uzatıp Hacı Mehmet Bey’e ‘bu neyin kafasıdır’ diye sormaları üzerine, Hacı Mehmet Bey’in ‘‘Bu bir Koç Kafasıdır’’ diye manzum bir yanıt vermesi meşhurdur. İsmail Bey’in bu şekilde ölümünü kabullenemeyen Hacı Mehmet Beyin iki ay geçmeden hapis tutulduğu kalede üzüntüden öldüğü bilinmektedir.

    Halef II Beg(Bey)
    Hacı Mehmet Bey'in büyük oğludur.Mir'liği neredeyse babasıyla birlikte yönetmiştir.Fevri davranmayan,düşünürek hareket eden ağır başlı biridir.Onun bu duruşu kendisinden daha savaşçı ve tahammülsüz olan kardeşi İsmail Beyi dizginlemiştir.Çocukluğunda çözülmesi gereken ihtilaflara hakemlik etmesi onun lider özelliğinin göstergesidir.Yiğitliği ve cesaretiyle tanınan kardeşi İsmail Bey’in durmadan çarpışmalara katılması ve Babası Hacı Mehmet Bey’in esir tutulması Halef Bey’i geri çekildiği TurAbdin Dağlarından inmeye zorlar ve kız kardeşinin kocası olan Aziz Ağa ile birlikte saldırıya geçer. Uzun süren ve birçok yiğitliğe sahne olan çarpışmalardan sonra Halef Bey, iki oğlu ve Aziz Ağa öldürülür. Subaylar ileride sorun çıkmaması için mezar yerlerini gizli tutarlar. Günümüzde halen bu Kişilerin nereye gömüldükleri bilinmemektedir.

    İsmail Beg(Bey)
    Hacı Mehmet Bey'in bir türlü zapt edemediği ortanca oğludur.Yiğit ve yalansız oluşu,döneminde Ağabeyi Halef Bey'den daha çok sevilmesine yol açar.İyi bir at binicisi ve iyi silah kullanması ile tanınır.Ahbabı olan Cemilpaşazade Kasım Bey'in hediye ettiği silahı bir kaç defa hayatını kurtardığı için yanından ayırmayan İsmail Bey,Babası Hacı Mehmet Bey'in Hapis tutulmasını kendisine yediremeyerek durmadan çarpışmalara katılır.Ağabeyi Halef Bey’in öldüğü haberini alan İsmail Bey maiyetindeki Süvarilerle hücuma geçer yiğitliyle nam salmış bu Mıhellemi Mir’i sayıca kendilerinden mislice fazla olan askerleri uzun süre uğraştırır ve Kayıplar verdirir. Arkadan saldırmayıp yüz yüze vuruşması herkesin takdirini toplar. İsmail Bey ve hayatta kalan az sayıda kişi yaralı olarak yakalanır. Askerlerin İsmail Bey’in kim olduğunu sormaları üzerine, Bey’e kiloca ve boyca yakın bir mıhallemi genci öne çıkarak kendisinin olduğunu söyler. Gencin kafası kesilecek iken Bey, gence kıyamaz ve bağırarak Şeceresini saymaya başlar. Onun bu hareketi ve vuruşma hukukuna riayet etmesi büyük sempati toplasa da nihayet İsmail Bey’in kafası kesilir ve uzunca bir mızrağın ucuna takılarak Hacı Mehmet Bey’in bulunduğu kaleye götürülür.

    Hasan Beg(Bey)
    Hacı Mehmet Bey'in Küçük oğludur.Kefarhuvar(Gelinkaya) mıntıkasında ikamet etmiştir.Çocukluğu at sırtında Ağabeyi İsmail Bey'i takip etmekle geçmiştir ve onun ölümüne en çok üzülenlerdendir.İsmail Bey'in öldürüldüğünü duyunca yanına gitmek istediysede çevresindekiler onunda öldürüleceği korkusu ile buna mani olmuşlardır.Ayaklanmadan sonra Geriye bir tek Hasan Beg(Bey) kalmıştır. Kardeşlerinin en küçüğü olmasına rağmen, renkli kişiliği ve yiğitliği ile ileriki zamanlarda en meşhur Mıhellemi Mir’i olacak Hasan Bey maiyetindekileri dağıtarak onlara sürgünü kabullenemeyeceğini söyler ve Aynkef(kayapınar) köyüne güvendiği bir dostu olan hasanê hewê’nin evine sığınır. Hasan Bey(Beg) burada 7 yıl boyunca gizlenir. Evin dağa taraf olan duvar taşları sökülür ve Hasan Bey için bir oda kazılır daha sonra da taşlar tekrardan örülür. Bey’e her yemek getirilişinde bu işlem aynen uygulanır. Her ne kadar yorucu olsada gizlilik esastır. Hasan Bey(Beg) bu evde kaldığı her yıl için dağa yamaç 1 oda kazar ve 7’inci yılın sonunda 7 kapısı olan daha taraf oyulmuş bir ikinci ev ortaya çıkar. Sürgünlerin gelmesi ile gizlendiği yerden çıkan Hasan Beg(Bey) Aynkeften(kayapınar) ayrılarak Midyat’a geri döner. Renkli kişililiği, otoriter yapısı, cesareti ve ihaneti kabullenemeyişi Hasan Bey’in bilinen özelliklerindendir. Hewerki Ağası Ali Battê ile kirveliği ve Omeriyan aşireti reisi Ahmet Ağa’nın kızı ile evli olması Hasan Bey’e farklı bir konum kazandırmıştır. İsa Bey’den sonra bilinen en Meşhur Mıhellemi Mir’i Hasan Beg(Bey) ’dir.

Toplam 1 mesaj bulundu

TÜM YAZILANLAR